Zamanımızın ruh halini yansıtan çalışmalar

Henüz görmediyseniz, mutlaka gidin: Haluk Akakçe'nin son dönem yapıtlarını bir araya getiren sergi, ilerlemeye saplantılı bir dünyanın tinsel korunağı olarak sanatı öne süren, paylaşmaya değer bir imge dünyası...
Haber: AHU ANTMEN / Arşivi

Henüz görmediyseniz, mutlaka gidin: Haluk Akakçe'nin son dönem yapıtlarını bir araya getiren sergi, ilerlemeye saplantılı bir dünyanın tinsel korunağı olarak sanatı öne süren, paylaşmaya değer bir imge dünyası! Uluslararası sanat ortamında 'dijital devrimin çocuğu' olarak nitelendirilen sanatçının 'Değişken Zihinler-Soyut Hisler' sergisi, Beyoğlu Mısır Apartmanı'ndaki yeni mekânına taşınan Galerist için de yeni yere, yeni sezona nitelikli bir başlangıcın ilk adımı. Akakçe evet, gerçekten de dijital devrimin çocuğu: Yeni teknolojiyle biçimlendirdiği son dönem video yapıtlarında, devrimin dijitalinden söz ettiğimizde akla gelen sayılar, işaretler, sanal biçimler ve sistemler arasında bir dünya kurguluyor. Sanatında, yaşadığımız zamanların ruh hali var: Gökdelen hayaletleri, iletişim ağları, DNA sarmalları gibi aslında görmediğimiz, ama yaşamın anlamına yönelik duygumuza, düşüncemize etkisiyle algıladığımız bu ruh halinin 'ressamı' Akakçe; kolay dile gelmeyen, kendini ele vermeyen, sessizce beliren çağrışımlar üzerinden anlam aktaran bir sanatçı.
Bu dijital labirentin koridorları arasında bile bile kaybolmak da var: Özünde resim sanatına yeni bir alternatif -belki de soluk getiren Akakçe, bir yandan modernist estetiğin renk, biçim, espas gibi sorunlarını tırnak içine alırken, bir yandan bu biçimci estetiğin yanında gerçeküstü ve fantastik öğelerle beslenen daha özgür bir ifadeyle 'konuşuyor'. 'Sanatın Doğuşu' (2003), 'Kör Randevu' (2004), 'Göl ve Manzara' (2004) ve 'Benimle Gel, Dünya Bu Gece Bizimle Olacak' (2004) gibi video yapıtlarında da görüldüğü gibi, belli ki 20. yüzyılın sanatsal gelişmelerini biçimsel anlamda özümsemiş bir sanatçı var karşımızda; bu anlamda da ciddi bir görsel birikimi yansıtıyor. Fakat Akakçe'yi asıl ilginç kılan bu birikimin ötesinde bir şey: Galerist'te videolarının yanı sıra sergilediği mat siyah, soğuk, soyut duvar işlerine 'Sihirli Dağa Tırmanış', 'Issız Bir Adada Aşk', 'Sabit Olmayan Kimliğin Portresi', 'Makine Aşkı' ve 'Ofiste Mucize' türü başlıklar koyması gibi, 'cesur yeni dünya'larda bile insana özgü olanın, belki de en geniş anlamıyla şiirin baskın çıkacağına dair bir hayali ortaya koyması... Ya da resme, şiire, filme belli çerçeveler dışından bakmayı, meditasyona benzer bir deneyim halinde izleyiciye aktarması, belki de?
Uluslararası sanat ortamında tanınmış sanatçı, kendi ülkesinde genellikle bir tür mittir. Üstelik bizim gibi, her zaman temelde Batı'yı kerteriz almış sanat ortamları için durum özellikle böyledir, bırakın başarmayı, Batı'nın bir sanat merkezinde yaşamanın ya da bir-iki sergi açmanın bile doğurduğu ilginç ego sendromlarına tanık olmuyor muyuz? Günümüzde Batı sanat ortamı belki daha uluslararası nitelikli; çoktandır epey çokkültürlü, ne var ki Batı'nın geçmiş ya da güncel oryantalist/kolonyalist fantezilerine katkı üretmeden ya da çokkültürlülük potasında numuneleştirilmeye gelmeden belli bir dolaşım ağı içine girmek, hâlâ çok zor. Son yıllarda Türkiye'den birçok sanatçı uluslararası nitelikli sergilere katılarak bu önyargıların ötesinde varolmaya çalışıyor; Haluk Akakçe ise, Ayşe Erkmen ile birlikte ismi esas olarak yurtdışında 'kurumsallaşmaya' başlayan bir sanatçı. Galerist'te çağdaş bir sanatçıya özgü saf vizyonu ortaya koyan sergisi, bunun neden böyle olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
'Değişken Zihinler/ Soyut Hisler', Galerist'te 6 Kasım'a kadar görülebilir.