Zamanın 'hüzünlü' tarihi

Zamanın 'hüzünlü' tarihi
Zamanın 'hüzünlü' tarihi
'Her Şeyin Teorisi', Jane Hawking'in ünlü fizikçiyle henüz hastalığın pençesine düşmeden bir güzel sanatlar öğrencisiyle tanıştığı günlerden başlıyor ve uzun yıllara uzanan bir süreçte sık sık destek, çaba, arkasında durma, en kötü zamanları paylaşma gibi duraklara uğruyor
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

HER ŞEYİN TEORİSİ (Not:4/5)
The Theory of Everything
Yönetmen: James Marsh
Oyuncular: Eddie Redmayne, Felicity Jones, Charlie Cox, Emily Watson
Yapım: 2014, İngiltere
Süre: 123 dk.
RADİKAL - Çoğunlukla gözlüklüdürler (şimdiki zaman versiyonlarında olmayabilirler; çünkü artık lens teknolojisi ve lazer tedavisi var!), sıklıkla dalgın görünürler, vücutları orda olsa da akılları ve ruhları hep başka yerde gibidir. Gerçek değerlerini genellikle kimsenin çözemediği bir matematik ya da fizik problemi karşısındaki gösterirler. Filmler ‘dahiler’i bize hep böylesi kalıplarla sunmuştur. ‘Öteki’dirler ama insanileştikleri, herkese benzedikleri anlar, yıllar, zamanlar, dönemler de vardır ve öyküleri perdeye yansıdığında yedinci sanat genellikle onların bu halleri olduğunu hatırlatmak için çabalar.

Kuş sesleri salonlara yayılır!


Öte yandan dehanın kaç tonu var bilinmez ama en acılarından birinin, Stephen Hawking’in kişiliğinde kıyaya vurduğu kesin... Evrenin sırlarına neredeyse hepimizden çok daha fazla vâkıf olan İngiliz fizikçi, 21 yaşında yakalandığı tedavisi olmayan ‘Amyotrik Lateral Skleroz (ALS) hastalığı sayesinde, belki sinemanın klişe ‘Deha’ tiplemelerinin dışında seyrediyor ama öte yandan öyle bir hayat hikâyesi var ki, ‘yedinci sanat’ın kapısını bugüne kadar çalmaması mucizeydi. ‘Her Şeyin Teorisi’ (‘The Theory of Everything), motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık karşısında direnen bu dehanın bilimsel serüveninden çok, kişisel yolculuğuna odaklanıyor. Bunun nedeni de çok açık; film, fizikçinin eski eşi Jane (Wilde) Hawking’in ‘Travelling to Infinity: My Life with Stephen’ adlı kitabından sinemaya uyarlanmış. Dolayısıyla film Stephen Hawking’in ismini ana karakterinin bilimsel çalışmalarından birinden, cismini ise zor bir evliliğin yürütülme çabalarından alıyor.

'Kış Uykusu' SİYAD adaylığında tarih yazdı!

YA ‘TANRISAL’ MESELELER?


‘Her Şeyin Teorisi’, Jane Hawking’in ünlü fizikçiyle henüz hastalığın pençesine düşmeden bir güzel sanatlar öğrencisiyle tanıştığı günlerden başlıyor ve uzun yıllara uzanan bir süreçte sık sık destek, çaba, arkasında durma, en kötü zamanları paylaşma gibi duraklara uğruyor. Araya ‘Jane-Stephen çifti’nin hayatlarına dahil olan Jonathan Hellyer Jones ve Ellien Bond gibi karakterler de giriyor. Film, Hawking’in fizik teorilerini bir anlamda ‘herkesin anlayabileceği’ bir tonda ve reflekste perdeye taşırken Tanrı’ya ilişkin görüşlerini de senaryoya sanki ‘usulen’ dahil etmiş gibi görünüyor. ‘Her Şeyin Teorisi’ndeki kayda değer kimi noktalara gelince: Sesini yitirdikten sonra iletişimi sağlayan bilgisayarın Amerikan aksanı İngilizce’ye sahip olma meselesi, bence filmin en komik anlarından biriydi. Konferansta kendisini dinlemeye gelen konuklardan birinin düşürdüğü kalemi yerden alıp sahibine verme hayali ya da isteği ise filmin en etkileyici ve dramatik sahnesiydi.

Kırılırsa şifreler kırılır, kalpler kırılası değil!

Filmde Stephen Hawking’i canlandıran ve geçen Pazar gecesi ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında Oscar’a uzanan Eddie Redmayne, gerçekten göz kamaştırıcı bir performans sunuyor. Bu muhteşem dehanın hayatın cilvesi karşısındaki zaman zaman çaresizliğini, zaman zaman da her şeye karşın tutunma ve direnme çabasını muhteşem oyunculukla süslüyor. Sözün özü heykelciği bileğinin hakkıyla, koltuğunun altına koydu diyebiliriz. Jane Hawking’de de benzer şekilde Felicity Jones gayet ışıltılı bir performans ortaya koymuş. Mike Leigh’in ‘Naked’ıyla tanınan David Thewlis de Hawking’in hocası ve en büyük destekçisi Dennis Sciama’da gayet başarılı. Ve küçük bir not: Geçmiş zamanların ünlü Fransız futbolcusu Frank Leboeuf da İsviçreli doktor karakteriyle filmde şöyle bir görünüyor.
‘Her Şeyin Teorisi’, son derece hüzünlü bir film... Açıkçası hüznünü yaymak için özel bir çaba da göstermiyor; öyküdeki kimi olaylar bizatihi yeterince yürek parçalayıcı. ‘Teldeki Adam’ belgeseliyle tanıdığımız yönetmen James Marsh, biraz da derli toplu senaryo sayesinde her bir karakterin durduğu yer itibariyle haklı olduğu bu hikâyeyi bence son derece zarifçe anlatmış. Kaçırmayın derim...

**

'Clint Baba' bu kez olmamış!