Zekâ yapay kalmış!

Sinema sanatının ağırlığının en çok hissedildiği türlerden biridir bilimkurgu. Geleceğe dair öngörülerin hayal bile edemeyeceğimiz boyutlarını...
Haber: Film Eleştirisi- Murat ÖZER / Arşivi

Sinema sanatının ağırlığının en çok hissedildiği türlerden biridir bilimkurgu. Geleceğe dair öngörülerin hayal bile edemeyeceğimiz boyutlarını 'gerçekliğe' büründüren tür, bilimsel altyapının üzerinde şekillenen bir görünümle desteklendiği zamanlarda, inandırıcılık sorununu aşıp izleyiciyi gelecek üzerine düşünmeye iten bir işleve kavuşur.
Bilimkurgu sinemasının bilimkurgu edebiyatıyla buluşması ise, çoğu zaman tatmin edici sonuçlarla önümüze gelir. Ellerinde sağlam metinler bulunan yapımcılar, onların altını sinematografik zenginliklerle döşediklerinde, hem görsel hem de düşünsel açılardan doyurucu olmayı başarırlar.
Stanley Kubrick ustanın ölümünden önce üzerinde çalıştığı proje olan, Steven Spielberg'ün çekme şansını bulduğu 'Yapay Zekâ' (A.I. Artificial Intelligence), bu türden bir uyarlama olmanın sınırında kalmış bir çalışma. Brian Aldiss'in 'Supertoys Last All Summer Long' adlı kısa öyküsünden yola çıkılan filmde, zaman zaman 'insan olma'nın ne menem bir şey olduğu üzerine kafa yorma fırsatını yakalıyoruz.
Sevgiyle donatılmış robot
Geleceğin kaotik dünyasında geçen öykü, David (Haley Joel Osment) adlı bir robot çocuğu tanıtır bizlere. İnsanlara hizmet etmek için üretilen robotların yeni ve tek örneği olan David, hamileliğin sınırlandırıldığı dünyadaki kimi ailelerin çocuk özlemini giderme amacıyla tasarlanmıştır. Oğulları Martin'in (Jake Thomas) çaresiz bir hastalığa tutulması üzerine dondurulmasıyla yıkılan Henry (Sam Robards) ve Monica (Frances O'Connor) çifti, David'i ilk deneyecek aile olacaktır. Önceleri robot çocuğu yadırgayan ve oğlunun yerine koymak istemeyen Monica, giderek David'e alışır, onu oğlu gibi görmeye başlar. Ancak günün birinde Martin'in hastalığına çare bulunup da eve dönmesiyle her şey kâbusa dönüşür, hem aile hem de David için. Annesini koşulsuz sevmek
üzere programlanan küçük robot, Monica tarafından ormana terk edilir, yanında robot oyuncak ayı Teddy olduğu halde. Artık David
için tek bir amaç vardır; annesinden dinlediği Pinokyo masalındaki Mavi Peri'yi bulacak ve ondan kendisini 'gerçek çocuk' yapmasını isteyecek, böylece annesinin sevgisini de yeniden kazanacaktır...
Stanley Kubrick ruhu
Spielberg'ün, filmin ilk bölümünde yarattığı gerçeklik duygusu, David ve ailenin temel sorunları üzerine ince ipuçlarıyla dolu. Burada yaşanan 'robot çocuk-insan anne' ilişkisini ustaca yorumlayan, öyküyü sözcüklerin egemenliğine bırakmayan ve durumu çoğunlukla hareketlerle tanımlayan üslup, Stanley Kubrick ruhunu koruyan bir film izleyeceğimiz izlenimi veriyor.
David'in evden ayrıldıktan sonraki serüveni ise, tam anlamıyla bir Spielberg ekolü yansıması. İnsan olmak uğruna her şeyi göze
alan ve sevgiyle donatılmış robot çocuğun, acımasız dünyadaki hiçbir şeye anlam veremeyen görünümü, görsel ve işitsel efektlerin öne çıkarılmasıyla bir 'masal kahramanı' yaratma sürecine dönüşüyor.
'Yapay Zekâ'yı izlerken, 'Ölüm Takibi'yle başlayan '2001'le devam eden ve 'E.T.'ye kadar uzanan bir bilimkurgu yelpazesinin içinde bulduğumu söyleyebilirim kendimi. Beslendiği kaynakların altında ezilmese de onların etkisini fazlasıyla hissettiren bir film bu. Spielberg sinemasının kitleye dönük yüzünü de bünyesine hapseden ve felsefi
açılımlarının üzerine yeterince gidemeyen yapım, insansızlığa doğru giden geleceğin dünyasının ipuçlarını da iyi değerlendiremiyor. Bunun bir uzantısı olarak, yapaylığa (robotlara) karşı acımasızca savaşan insanoğlunun nedenlerinin de altı çizilemiyor film boyunca.
Yapaylığa düşmüyor
2000'li yılların sağlam aktörlerinden biri olacağının sinyallerini şimdiden veren Haley Joel Osment, 'Yapay Zekâ'daki oyuncu seçimi başarısının en büyük kanıtı. İnsan olmaya çalışan bir robotu canlandırmak gibi
'yapaylık' tuzağına düşmesi an meselesi olan bir rolü, 'devamlılık'tan taviz vermeden oynayan küçük aktör, bir maskeyi andıran yüz hatlarını da ustaca kullanıyor. Osment, çok başarılı olmayan bir filmin zirvedeki unsuru oluyor uzun lafın kısası.
Spielberg'ün 'Yapay Zekâ'sını, bilimkurgu sinemasının tepe noktalarından biri olarak değerlendirmek, türün başyapıtlarına karşı haksızlık olur kanısındayım. Son derece iyi bir çıkış noktasına sahip olduğunu, ama bunu yeterince iyi değerlendiremediğini söyleyebilirim. Kısacası Steven Spielberg, Kubrick ruhuyla kendi sineması arasında sıkışıp kalmış, ne oraya ne de buraya yaranabilmiş bir yapıt koymuş ortaya...
Son birkaç not: David'in peşine düştüğü Mavi Peri'yi Meryl Streep, akıl aldığı Dr. Know'u Robin Williams, insanların zulmüne yenik düşen 'komedyen robot'u Chris Rock seslendiriyor. Öykünün anlatıcısı konumundaki ünlümüz ise Ben Kingsley.