'Zeki'ce bir film olmuş

'Zeki'ce bir film olmuş
'Zeki'ce bir film olmuş
Zeki Demirkubuz'un Dostoyevski'nin 'Yeraltından Notlar' kitabından uyarladığı son filmi 'Yeraltı' beğenildi. Ortak nokta Demirkubuz'un 'Kıskanmak'tan sonra kendi sularına döndüğü şeklinde

UĞUR VARDAN (Radikal)
Zeki Demirkubuz, ait olduğu sulara dönüyor. Evet, ‘Kıskanmak’ da kâğıt üzerinde Demirkubuz dünyasına ait bir malzemeydi ama ortaya çıkan üründe bir kan uyuşmazlığı vardı. ‘Yeraltı’ ise ruhen ve fiziken katıksız bir şekilde hem Dostoyevski hem de Zeki Demirkubuz filmi olmuş. Öte yandan filmin bir de ‘kişisel’leşen yanları var, o da yönetmenin öykü üzerinden hesaplaşmaya girişmesi. Sanırım Demirkubuz, ‘Yeraltı’nda ‘bazı çevrelere’ ve Nuri Bilge’ye çok sayıda göndermelerde bulunmuş. Bu durum ahlaki mi, değil mi, şimdi bu tartışılabilir. Ama bence sanatçıya düşen de meselesini bu türden ‘zeki’ce hamlelerle ortaya koyabilmektir. Demirkubuz da bunun üstesinden gelmiş. 

TUNCA ARSLAN (SİYAD Başkanı)
‘Yeraltı’, ‘Masumiyet’le birlikte en iyi Zeki Demirkubuz filmi. Bugüne kadar gördüğüm Dostoyevski uyarlamaları içinde de üst sıralarda yer alır. Küçük, ezilmiş, dışlanmış bireyin, içindeki kötülük tarafından zehirlenip mahvoluşu ve cinnete doğru yolculuğu kusursuz bir kara-şiir olarak yansıtılmış beyazperdeye. Engin Günaydın ve Nergis Öztürk’ün oyunculukları ise mükemmelden biraz daha iyi! 

FIRAT YÜCEL (Altyazı)
İnsanın kendine zarar vereni isteyen bir varlık olduğunu tavizsizce dile döken bir film ’Yeraltı’. Bu bakımdan günümüzün kalkınma ülküsüne ayak uydurması beklenen mutluluk takıntılı insanına da ‘iyi’ gelecektir. Ancak filmin yerel/ güncel referanslarının daha güçlü olmasını, zemine daha sert
basmasını isterdim. 

NİL KURAL ( Milliyet )
‘Yeraltı’, etkileyici sahneleri olan ama karakteri ve hikâyesi açısından bütünlük hissi verebilen bir film değil. Özellikle de kahramanın düşüncelerini ifade ettiği dış ses uzaklaştırıcı bir etki yaratıyor. Bir önceki Demirkubuz filmi ‘Kıskanmak’a göre eski Demirkubuz filmleri hislerine daha yakın olduğunu da ekleyelim. 

ŞENAY AYDEMİR (Radikal)
‘Yeraltı’nın kahramanı, Demirkubuz’un Camus’nün ‘Yabancı’sından serbest uyarladığı ‘Yazgı’nın kahramanıyla akrabalıklar taşıyor. Ama ‘Yazgı’nın kahramanı kendi halindeyken, bu filmde Demirkubuz mottosu olan ‘kötülüğün’ insan ruhunda açacağı kara deliğin sınırları daha da genişliyor. Demirkubuz, insanın karanlık noktalarına doğru yaptığı sinema yolculuğunda birkaç fersah daha derinlere inmiş diyebiliriz. 

MURAT ÖZER (Arkapencere)
Zeki Demirkubuz’a ‘serbest uyarlama’ formülü yakışıyor. Yönetmen, ‘bir numara’sı Dostoyevski’den yaptığı bu uyarlamada, insan ruhunun karanlığına destekli bir ‘ayar’ çekiyor. Ruhundaki ‘iyi-kötü’ paradoksunu yoğun biçimde yaşayan başkarakteri aracılığıyla çektiği bu ayar, iki karşıt kavramın sınırlarda gezinen özelliklerini öne çıkarırken, pek de ‘umutlu’ bir tablo çizmiyor insanlık adına. Engin Günaydın ise, ‘Yeraltı’ndan aldığımız notlarda ilk sıraya oturuyor, oyunculuğuna dair kafalardaki soru işaretlerini silen bir performansa ulaşıyor.