ZERO sergisi yarın açılıyor!

ZERO sergisi yarın açılıyor!
ZERO sergisi yarın açılıyor!
Sakıp Sabancı Müzesi'nin ZERO Geleceğe Geri Sayım sergisi dün basın toplantısıyla tanıtıldı. Müze müdürü Nazan Ölçer, sergiyi "Daha fazla özgürlük, daha fazla şeffaflık, daha insancıl bir gelecek, huzur ve umut arayışı... ZERO akımının kısa ömrünü 50 yıl sonra değerlendirirken, taşıdıkları olanca umut, yaydıkları iyimserlik ve coşkuya saygı duyuyoruz" diye anlattı. ZERO yarından itibaren izleyiciyle buluşacak.

S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Akbank Sanat işbirliğiyle 20. yüzyılın en büyük uluslararası sanat ağlarından ZERO’nun yenilikçi ve dinamik ruhunu galerilerinde ağırlıyor. Yarın (2 Eylül) itibariyle S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyarete açılan ZERO. Geleceğe Geri Sayım sergisi, II. Dünya Savaşı sonrası dünyaya hakim olan durağan ve olumsuz atmosfere bir cevap olarak doğan ve adını bir roketin kalkmasından önceki geri sayımdan alan ZERO akımına odaklanıyor. Sergi, 1957 yılında Almanya’da doğan ZERO’nun kurucuları Heinz Mack, Otto Piene, Günther Uecker’in eserleri ile akımın tinsel öncülüğünü üstlenmiş önemli sanatçılar Yves Klein, Piero Manzoni ve Lucio Fontana’nın farklı tekniklerde ürettiği 100’ün üzerinde eseri bir araya getiriyor. Küratörlüğünü ZERO Vakfı Kurucu Yöneticisi ve küratör Mattijs Visser’in üstlendiği sergi, ZERO’nun omurgasını oluşturan Işık, Zaman , Boşluk, Renk ve Hareket temaları etrafında şekilleniyor.

Sergiyle ilgili yapılan basın toplantısında konuşan SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer, “Bir üniversite müzesi olma misyonumuzla birlikte gerçekleştirdiğimiz tüm sergilerde bir “aydınlatma” görevi üstleniyoruz. Bienal zamanı için tasarladığımız sergilerin de çağdaş sanat gündemiyle paralel olmasına dikkat ediyoruz. ZERO sergisini gerçekleştirmemizin öyküsü, bu önemli sanat ve düşünce hareketinin kurucularından Heinz Mack’la 2014 yılı Mimarlık Bienali ile eşzamanlı açılışı yapılan sergisi sırasında Venedik'te buluşmamızla başladı. Dostluğumuz bugün Türkiye ’deki sanatseverleri 20. yüzyıl ortasının en önemli avangart akımı, ZERO ile tanıştırıyor. ZERO bizi geçmiş yıllara, savaş sonrası dönemin Almanya'sına götürdü. Orada bir avuç genç sanatçının hayalleri ile ütopya gibi görünen bir düşünce kıvılcımının 10 yıl boyunca Avrupa sanat ortamını nasıl da farklılaştırabildiğini hatırladık. ZERO, tüm Avrupa'yı büyük bir yıkıma sürükleyen II. Dünya Savaşı sonrasında savaşın en derin izlerini bıraktığı Almanya’da doğdu. Sanatçılar Otto Piene ve Heinz Mack'ın "karamsarlıktan silkinip, her şeye sıfırdan başlama" önerisine sanatçı Günther Uecker'in de katılmasıyla ZERO hareketi başladı.

Akıma ilham veren Yves Klein, Lucio Fontana ve Piero Manzoni gibi isimlerle birlikte kısa sürede Avrupa'nın hemen her köşesinden pek çok sanatçı ZERO düşüncesi etrafında kendisine bir yer buldu; Japonya'ya kadar uzanan bir katılım gerçekleşti. Heinz Mack 1967 yılındaki son sergide ZERO'nun sona erdiğini ilan ettiği zaman, ZERO düşüncesi sadece 10 yıllık ömrüne rağmen Avrupa 20. yüzyıl çağdaş sanatının bir dönemine damgasını çoktan vurmuştu.

ZERO hareketi, içinde bulunduğu çağın bir ürünüydü. Yepyeni teknolojilerin ortaya çıktığı, uzay yarışının bütün hızı ile sürdüğü, Ay'a hatta yıldızlara ulaşmanın bir hayal olmaktan çıktığı bir dönemde, sanat da bu baş döndürücü gelişmelere ayak uyduracaktı. ZERO geleneksel sanatın tuval ve çerçeveye hapsolmuş durağan anlayışına karşı çıkarken, sürekli devinim içinde, izleyenleri de iletişime davet eden yepyeni bir yol izledi, çağdaş teknolojiler çağdaş sanat anlayışlarında fazlasıyla yer buldu. Ancak odak noktası daima ışık oldu. Dünyaya umut vermek, aydınlık bir gelecek sunmak felsefesi, ZERO’nun güncelliğini hala koruyor olmasının da sebebi aslında. Daha fazla özgürlük, daha fazla şeffaflık, daha insancıl bir gelecek, huzur ve umut arayışı... ZERO akımının kısa ömrünü 50 yıl sonra değerlendirirken, taşıdıkları olanca umut, yaydıkları iyimserlik ve coşkuya saygı duyuyoruz.

Sergimizin küratörlüğünü ZERO Vakfı Kurucu Yöneticisi Mattijs Visser üstlendi. Büyük bilgi ve deneyimi ile bizi farklı koleksiyonlarla buluşturdu. Kendisine bilgi ve yönlendirmeleri için ne kadar teşekkür etsem az olur. Sergimizi büyük bir sanat dostu kurumun, Akbank Sanat'ın koruyucu kanatları altında gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Uzun yıllar boyunca Müzemiz projelerine verdikleri değerli destek için başta Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Suzan Sabancı Dinçer'e; Akbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Murahhas Üyesi Hayri Çulhacı'ya; Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil'e, Kurumsal İletişim Bölüm Başkanı Murat Göllü ve tüm ekibine bütün destek ve yardımları için teşekkür ediyorum. Serginin tüm aşamalarını büyük bir titizlikle hazırlayan müzemiz uzmanı Hüma Arslaner’i ve genç ekibini huzurlarınızda kutluyorum. Tüm sanatseverleri bu çok yönlü akımı keşfetmek üzere müzemize davet ediyorum. ZERO’nun hepimize iyi gelmesini diliyorum.” dedi.

Sergide bir konuşma yapan Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üye Suzan Sabancı Dinçer; “Akbank olarak kuruluşumuzdan bu yana kültür sanatın Türkiye’de gelişmesine aracı olduk; kültür-sanat projelerini en temel sorumluluklarımızdan biri olarak kabul ettik. Ülkemizin kültür hayatına yön vermek için çalıştık; çok değerli projeleri destekledik; öncülük ettik. Bu misyon çerçevesinde, Türkiye’nin en değerli markası ve en değerli kurumlarından biri olarak Kültür-Sanat, Girişimcilik ve Eğitim konularını sahipleniyoruz. Çünkü geleceğin Türkiye’sini yaratmanın bankacılığın çok daha ötesinde bir görev olduğunu biliyoruz.

Akbank Sanat ve Sakıp Sabancı Müzesi işte bu sene de yine çok değerli, başarılı, kaliteli bir projede bir arada. Yirminci yüzyıla damga vuran en önemli uluslararası avangart sanat anlayışlarından biri olan ZERO’nun Türkiye’deki geniş kapsamlı ilk sergisini düzenliyoruz. İstanbul , gitgide dünyanın sanat denince akla gelen sayılı kentlerinden biri oluyor. Bu sayede Akbank olarak ülkemizin tüm dünyada tanıtımını yapmaktan gurur duyuyoruz.

Yenilenme, dinamizm, yaratıcılık, cesaret ve pozitif bakış açısını destekleyen ZERO, Akbank’ın temel değerleriyle de birebir uyuşuyor. ZERO sergisinin, daha özgür düşünen, daha üretken, daha cesur, daha yaratıcı, varolanın ötesini gören, sınırları yıkan yeni nesillere ilham kaynağı olacağına inanıyoruz. ZERO’nun ana rengi, beyaz yani ak. İşte bu da hem isim hem de anlam olarak Akbank’la birebir örtüşüyor.” dedi.

Zero akımının Türkiye’deki ilk geniş kapsamlı sergisini desteklemekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ise, “Kurumsal sosyal sorumluk faaliyetlerimiz içinde sanat etkinlikleri önemli bir yer tutuyor. Dünya çapındaki sanatçıları ve sanat akımlarını Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturmak, Türkiye’nin en değerli markası Akbank için önemli bir gelenek. 20. yüzyılın önde gelen sanat akımlarından Zero’yu Sakıp Sabancı Müzesi ve tam 22 yıldır hayatımızda olan Akbank Sanat’la beraber Türkiye’de sanatseverlerin ilgisine sunuyoruz.

Denenmemişi deneme cesaretini gösteren ve bu şekilde sanat dünyasında kendisine farklı bir yer edinen Zero akımı, umuyorum ki gençelerimize yaratıcı olma, sorgulama ve farklı bakış açıları geliştirebilmeleri için ilham kaynağı olacaktır. Unutmamalıyız ki, kültür ve sanat, gelecek nesillere bırakacağımız en önemli mirastır. Akbank olarak, ülkemizin daha da zengileşmesine katkı sağlayan kültür ve sanat alanındaki çalışmalarımızı, sürdürülebilir değer yaratma misyonumuzla sürdüreceğiz.” dedi.

Serginin küratörlüğü üstlenen ZERO Vakfı Kurucu Yöneticisi Mattijs Visser ise şunları söyledi; “Sanat öyle bir araçtır ki, sanatçıları ve fikirlerini sanatı izleyenlerle sınırları ve çağları aşan bir bağla bir araya getirir. Sanat eserleri sürekli zamanda dolaşan yolculardır; her kuşakta bu eserlere yeni bir bakış açısı geliştirilir. Avrupa’da savaş sonrasında insanlar ve elbette ki onlarla birlikte sanatçılar, II. Dün­ya Savaşı’nın beraberinde getirdiği var oluş deneyimlerini yaşamak zorunda kaldılar. Özellikle de o dö­nemin genç sanatçı kuşağı, karşılıklı düşünce ve görüş alışverişi için olanaklar yaratmaya girişti. ZERO işte böyle bir ortamda doğdu. “ZERO. Geleceğe Geri Sayım” ser­gisiyle, bu hareketin temelinde yatan sanatsal ve coğrafi sınırların aşılması ve ortadan kaldırılması ilkesini sürdürmüş ve kültürlerarası diyaloğu desteklemiş olmaktan gurur duyuyoruz. Bu sayede genç kuşak, ZERO grubunun durduğu yeri,sunduğu olanakları keşfetme ve duyusal düşüncelerinden esinlenme imkânına kavuşacak.”

ZERO enerjisini S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi galerilerine taşıyan serginin etkinlik programında 3 Eylül Perşembe günü gerçekleşecek küratör Mattijs Visser eşliğinde sergi turu da yer alıyor. Sempozyum, konferans, film gösterimleri, sanatçı konuşmaları, workshop’lar, çocuk atölyeleri, rehberli turlar ve sesli rehber ile zengin bir içerik sunacak ZERO sergisi, kapsamlı kataloğuyla da önemli bir hafıza oluşturacak. Akıma odaklanan 2014 yapımı “ZERO Saati - ZERO Sanat Akımı” isimli belgesel ise, sergi boyunca hazırlanan Türkçe altyazılar eşliğinde SSM konferans salonunda ziyaretçiler ile buluşacak. ZERO sergisi, 10 Ocak 2016 tarihine kadar SSM’de ziyaret edilebilecek.

 

Cem Erciyes yazdı. "Örgütsüz, lidersiz ve ölümsüz bir grup"