Zıvanadan çıkmış kaçık bir komedi

Zıvanadan çıkmış kaçık bir komedi
Zıvanadan çıkmış kaçık bir komedi
Tiyatronun sıra dışı yönetmeni Arjantinli Alfredo Arias'ın Paris'te sahnelenen son oyunu 'El Tigre' (Kaplan), çılgın, zıvanadan çıkmış, kaçık bir komedi. Arielle Dombasle, mükemmel oynuyor.
Haber: TİLDA TEZMAN / Arşivi

El Tigre, Buenos Aires’in kuzeyinde, irili ufaklı adacıkların bulunduğu yörenin adı. Bu yöre kaplan avıyla ünlü olduğu için bu adı almış, yoksa sahnede kaplan yok ama bir takım vampirler, zamansız yaratıklar, ölü-canlılar var. Buenos Aires’in kargaşasından kaçıp sakin bir hayat sürmeyi hayal eden insanlar, görüntüsü kaplanın derisini anımsatan bu adalarda yaşar. Bu sakin ve huzurlu ortamda adaların eğlence seven sakinleri sinematografik hayallere dalmaktan, birbirlerine unutulmaz filmleri anlatmaktan ve o filmdeki starların kılığına bürünüp onları taklit etmekten keyif alırlar.
Oyunun hikâyesine gelirsek: El Tigre’deki evlerden birinde, fırtınalı bir akşamda, iki sinema delisi gay, Douglas Sirk’in yönettiği ve başrolünde Lana Turner’ın oynadığı ‘Imitation of Life” (Yaşamın Taklidi) filmini canlandırmak isterler. Ama Lana Turner’ın rolünü oynayacak kız arkadaşlarını beklerlerken evin içine büyük star Lana Turner’ın hayaleti çıkagelir. Biraz sonra kızı Cheryl Crane de annesinin arkasından girer. Oyunda Lanita adıyla canlandırılan Cheryl Crane 14 yaşında; annesi Lana Turner’ın sevgilisi Johnny Stompanato’yu bıçaklamış, annesiyle sürekli çekişen, problemli, histerik bir genç kız. Biraz sonra pançosu ve Peru şapkasıyla Kızılderili Tota da antre yapar. Gökgürültüsü ve şimşekler devam ederken, sinematografik çılgınlıklardan sorumlu Peri Fatafatale aniden vampire dönüşür; Marslıların kana susamış kraliçesi ve uçan daireler…
Ev sahibesi Mme Holy ve hizmetçisi Dark (Carlos Casella ve Denis d’Arcangelo) iki dişi kaplan adeta… Bu iki travesti oyuncu, karnaval drag-queens’lerinden ziyade sanki ‘Bazıları Sıcak Sever’ filmindeki Jack Lemmon ve Tony Curtis’i andırıyorlar.
Önce peri, ardından büyücü rolünde Alejandra Radano, Arias’ın vazgeçilmez ikonu Marilu Marini’yi anımsatıyor.
Andrea Ramirez (Tota) ve Alexie Ribes (Lanita) sesleriyle büyülüyor.
Ve oyunun starı Arielle Dombasle, tek kelimeyle mükemmel. Dombasle de Arias gibi sıra dışı bir sanatçı. Filozof Bernard Henry Levy’nin eşi olan bu sanatçı sahnede, sinemada, crazy-horse’da, yönetmen koltuğunda, konserlerde kendini her dalda sınamayı seven, billur sesli bir star. Bu oyunda içi boşaltılmış, mumyalanmış eski bir yıldızı yüksek topuklarının üstünde, haute-couture daracık tuvaletinin içinde, ağzında kocaman kocaman sözcükler, omuzlarında ‘angora’ etolü, iç gıcıklayan sesi ve milimetrik oyunculuğuyla canlandırıyor ve harikalar yaratıyor. Gay ikonu Lana Turner’ı, öyle güzel karikatürize ediyor ki… O alımlı, çekici, baştan çıkaran, göz kamaştıran, büyüleyen yıldızı, kitch ve travesti görünüşüyle hiç zorlamadan, hafif hafif dokundurarak çok iyi ti’ye alıyor.
Pablo Ramirez’in tasarladığı rengârenk, payetler ve pullarla bezeli kostümler 10 numara.
Dekor hem sinema dünyasına hem de kapılar, dolaplar ve merdivenlerle vodvile göz kırpıyor. José Cuneo doğru bir iş çıkarmış.
Bruno Coulais’nin şefliğindeki canlı orkestra tangoyu, müzikal komediyi, opereti, film müziğini bir arada mükemmel harmanlamış.
Paris, Rond-Point Tiyatrosu’nda sahnelenen ‘El Tigre’, müzikal bir komedi değil; şarkılı, çılgın, zıvanadan çıkmış, kaçık bir komedi. Oyunda Copi’nin çılgınlığının varlığı hissediliyor. Ama bu çılgınlık, Marx Brothers’tan Latin Amerika sürrealizmine uzanan komediye ait bir çılgınlık! Copi’nin çılgınlığı umutsuzluk uçurumunda biter, halbuki Arias’ınki ideal ve nostaljik sinema rüyasını paylaşan bir gay topluluğuna açılıyor. ‘El Tigre’ oyununda, karakterler hep öne doğru adım atarak eğlenceli, bayram tadında, sinemanın çılgınlığının başrolde olduğu bir dünyaya açılıyorlar. Nitekim uçuk kaçık, gerçeküstü, zalim diyaloglar, şarkılar birbirine karışıyor. Amerikan sinemasına, unutulmaz ve ünlü yıldızlara ve
onları yücelten travestilere bir saygı duruşu!