@hakki_ozdal

'Zor' yıllarda bayrak oldu

'Zor' yıllarda bayrak oldu
'Zor' yıllarda bayrak oldu
Grup Yorum, 12 Eylül karanlığı ve sosyalizmin gerileyişinin yaşandığı dönemde Türkiye'deki sol-sosyalist çevrelerde kültürel ve manevi bir bayrak görevi gördü. Bu işlevini bugün de sürdürüyor
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

Geçen çarşamba günü, 12 Eylül’le ‘sorunlu’ hemen herkesin biraz da buruk gözlerle izlediği, ama her şeye rağmen tarihsel önemi büyük bir dava başladı. Türkiye ’de tüm sistemi altüst eden, ama en büyük, en tahrip edici ve hatta yok edici darbeleri sosyalist harekete vuran cunta yargılanıyor. Yaşam artık derisinin altından çekilmekte olsa da, simgesel olarak o sürecin en tipik yüzünün sanık statüsünde olması önemli. Benzer ‘siy-a-s-keri’ süreçler yaşayan Bolivya ve Uruguay’da darbeyle bozguna uğrayan kitlesel devrimci hareketler siyasal sisteme yön verecek etkinliğe ulaşmayı başardılar. Fakat Türkiye solu böyle bir süreç yaşayamadı. Açık alandaki tüm kadro ve taraftarların derdest edilmesi, gizli yapıların çökmesi, az sayıda da olsa, yurtdışında bulunan grupların işlevsiz kalması ve Avrupa’ya geçerek tasfiye olması, cunta öncesi oldukça kitleselleşebilmiş hareketlerin toplum içindeki köklerine ciddi zarar verdi. Ancak o işkence-hapishane-cinayetler tezgâhından geçmiş yüz binlerce insanın ailesinin başlattığı insan hakları mücadelesi ve 1980’de, ‘henüz tutuklanamayacak kadar küçük’ ama sol siyasal kültürü edinecek kadar büyümüş olan çocukların, (çoğunlukla da üniversiteli) gençler haline gelmesi 80’lerin ortalarından itibaren, öğrenci hareketi eksenli bir ‘yeniden doğuş’ yaşanmasını sağladı. 1984’te İstanbul , Ankara ve İzmir’deki üniversitelerde devrimci gruplar görülmeye, etkinlik kazanmaya başladı. 

Bir gruptan fazlası
Grup Yorum da, tüm bu etkileri haiz bir ‘müzik topluluğu’ olarak 1985’te 4 öğrenci tarafından İstanbul’da, Marmara Üniversitesi’nde kuruldu. 80’lerin ikinci yarısından itibaren, Çayancı hareketlerin orijini durumundaki Devrimci Yol geleneğinden kopma ‘Devrimci Sol’ da, bir yandan geriye kalmış tüm dirençli güçleri etrafında toplayabilecek bir sokak dinamizmiyle, silahlı eylemleriyle görünür olmaya başladı. Öğrenci hareketinde de aynı kökten radikal tutumlarıyla Dev-Gençliler ‘söz ve eylem sahibi’ydi. İşte Grup Yorum, bu Dev-Genç geleneğinin siyasal etkisiyle, bir müzik topluluğu olmaktan, özellikle 90’ların başından itibaren, bir tür ‘kültür projesi’ne dönüşmeye başladı. 1987’de, ilk albümleri ‘Sıyrılıp Gelen’ çıktığında, cezaevlerinden firar eden devrimciler ‘diriliş’ eylemleri planlıyor, sol gruplar ezici yenilgiden sonraki ilk konferanslarını topluyor, bazı temel sorgulamalar eşliğinde bölünüyorlardı. ‘Sıyrılıp Gelen’, bütün bu süreçlere dokunan, bir ‘ortak devrimci kültür’ albümüydü neredeyse. 89 bahar-işçi eylemleri ve 1990 madenci grevi, hem sol grupları daha kategorik olarak ayrıştırdı hem de Grup Yorum’da ve onun neredeyse bütününe hitap ettiği ‘devrimci kamuoyu’nda bir biçimlenmeye yol açtı. 1990’da yaptıkları ‘Cemo’da artık fraksiyoner bir yönelim açıkça görülüyordu. Ama Ruhi Su’dan Güney Amerika devrimci ozanlarından, Kürt, Alevi, Laz, Çerkes ezgilerinden, bölge halklarının direniş türkülerinden esinlenen şarkılarıyla ‘genel’in ilgisini çekmeye devam ettiler. En sevilen solistleri, en temel kurucuları ayrıldığında dahi Yorum tahkim edildi ve bugün 27. yılına varan bir gelenek haline geldi. Kemal Sahir Gürel, Tuncay Akdoğan, Metin Kahraman, Ayşegül Yordam’ın 1985’te bir araya gelmesiyle kurulan Yorum, Hilmi Yarayıcı, Efkan Şeşen, İlkay Akkaya gibi en temel unsurlarını müzik dünyasının özgün alanlarına armağan ettikten sonra bile, o okulun genç ‘öğrenci ve mezunlarıyla’ yürüyüşünü sürdürdü. Kuruluşlarında Aziz Nesin’in öykülerinden uyarlanan bir oyunun müziklerini yapmış ve o başarının üzerine ‘Bana Bir Türkü Söyleyin Yarınlara Uzansın’ adıyla bir konser vermişlerdi. Ve söyledikleri o ilk türküler ‘yarın’lara uzandı.
Grup Yorum, Türkiye’de son 27 yılda ve bu yıllar boyunca kendinden söz ettirmeyi başarmış ender ‘fenomen’lerden biridir. Türkiye sol-devrimci hareketinin, 80 öncesinde toplumu değiştirebilecek bir dinamizme sahipken sert uygulamalarla bastırılmış ‘sol’un, sosyalist deneyimin uluslararası yenilgisinin de etkisiyle politik olarak horlandığı ve bir savunma mevzisinde beklediği yıllarda özgüvenli şarkılarla, marşlarla, kültürel-manevi bir bayrak haline de geldi. Bu yüzden, 15 Nisan günü Bakırköy’deki konserlerine, artık Grup Yorum şarkılarını yalnızca denk geldikçe dinleyen, belki bir süredir yaptıkları yeni şarkıları duymamış bile olan on binlerce insan gidecek. Onlar, 80’lerin ve 90’ların alacakaranlık yıllarında, Yorum konserlerine gitmenin bir kültürel etkinlik olmanın yanı sıra bir politik tutum da olduğu yıllarda edindikleri alışkanlıkla davranacaklar.