Zümrüd-ü Anka'nın izinde Aloş'un fantastik dünyası

Zümrüd-ü Anka'nın izinde Aloş'un fantastik dünyası
Zümrüd-ü Anka'nın izinde Aloş'un fantastik dünyası
Bozlu Art Project, Türkiye'de modern heykel sanatının önde gelen isimlerinden Ali Teoman Germaner'in yani nam-ı diğer Aloş'un kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Özlem İnay Erten'in yaptığı sergide Ali Teoman Germaner'in 1950'li yıllardan bu yana ürettiği desenleri, resimleri ve heykellerinin bir arada görülebileceği kapsamlı bir seçkiye yer veriliyor.

Serginin oluşum sürecinde Aloş’un yakın dostları Seyhun Topuz ve Nevzat Sayın gibi isimlerin de büyük katkısı olduğunu vurgulayan Özlem İnay Erten’in sergiyle ilgili görüşleri, Aloş’un Türk sanatındaki önemini vurgular nitelikte:

“Aloş, Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’ndan sonra gelen kuşağın ve Türkiye ’de modern heykel sanatının yaşayan en önemli temsilcilerinden. Akademi’de ve Fransız hükümetinin bursuyla gittiği Paris’te oldukça önemli hocalardan köklü bir sanat eğitimi almış, ülkesine döndüğünde ise Akademi’nin eğitim kadrosuna katılarak emekli oluncaya değin çok sayıda öğrenci yetiştirmiş, Türk sanatında belirli bir dönemi temsil eden önemli bir isim ve üretimlerine hala devam ediyor olması bu açıdan mutluluk verici.

PEK BİLİNMEYEN ERKEN DÖNEM ESERLERİ DE SERGİDE

‘Desenler, Resimler ve Heykeller’ başlıklı sergimizde daha çok heykeltıraş kimliğiyle tanınan Aloş’un desen, resim ve baskı gibi farklı alanlardaki sanatsal yetkinliğine vurgu yapmayı ve sanatçının yarım asrı aşan sanat yaşamındaki önemli köşe taşlarını yansıtmayı amaçladık. Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta izleyiciler sergiyi gezerken sadece Aloş’un sanat yaşamına tanıklık etmekle kalmayacak aynı zamanda Türkiye’nin geçirdiği kültürel, sosyal ve siyasal değişimlerin de bazı yansımalarını bulacaklar. Örneğin sergide Aloş’un sanatseverler tarafından pek fazla bilinmeyen erken tarihli resim ve heykellerine yer verdik.

ALOŞNAME: MASALSI AMA POLİTİK!

Aloş’un Akademi’de öğrenciyken ürettiği 1950’li yılların ortalarına tarihlenen soyut resimlerindeki formlar, yine bu dönemde Akademi’de demir atölyesinin kurulmasından sonra ürettiği demir heykellerle paralellik taşıyor, çoğunlukla hurda malzemenin kullanıldığı heykeller o dönemde yaşanan malzeme sıkıntılarını da yansıtıyor ayrıca bu döneme tarihlenen resim ve heykeller Türkiye’de soyut sanatın erken tarihli örnekleri olmaları açısından sanat tarihsel bir değeri de var. Sanatçının özellikle ‘Aloşname’ isimli desen serisinde göze çarpan atmosfer izleyiciye ilk bakışta fantastik, masalsı bir dünyayı çağrıştırsa da aslında dönemin siyasi sosyal olaylarıyla da yakından ilişkili, örneğin sanatçı ‘Aloşname’ serisine ülkenin hayli karanlık bir dönemden geçtiği 1971 yılında başlamıştır fakat etrafında yaşananları kendi düş gücüyle birleştirerek metaforik bir dille izleyiciye aktarır. Bu açıdan desenlerin birçoğunda korkan, kaçan, saklanan yaratıklar ya da denizin derinliklerinde hiçbir şeyi umursamadan yaşayan deniz kabuklarına rastlarsınız. Aynı şeyi Aloş’un heykellerindeki karakteristik figürlerden biri olan Zümrüd-ü Anka heykelleri için de söyleyebiliriz Anka bilindiği gibi aslında küllerinden yeniden doğan mitolojik bir karakterdir ve ölümsüzlüğü, umudu temsil eder, bu anlamda sanatçının ilk Anka heykellerine 1968 yılında başlaması hiç de tesadüfi değildir. ”

MİTOLOJİDEN GELEN DÜŞ GÜCÜ

“İnsanlığın geçmişi benim de geçmişimdir” diyen Aloş’un Mezopotamya, Mısır, Orta Amerika gibi uygarlıklarının sanat ve mitolojilerinden etkilenerek oluşturduğu fantastik figürlerle dolu görsel dil, güncel siyasal-sosyal olayları irdeleyen metaforik bir anlatımın kapılarını izleyiciye aralarken, sanatçının resim ve heykellerinin adeta imzası haline gelen Zümrüd-ü Anka, yılan ve at figürleri ile deniz kabuklarına kadar uzanan masalsı atmosfer, sanatseverleri Aloş’un düş gücüne sıra dışı bir gezintiye çıkarıyor.

Bozlu Art Project Nişantaşı’nda 3 Haziran’a kadar izlenebilecek sergi, Aloş’un yarım asrı aşkın bir süredir soyuttan, figüre, desenden, gravüre, resimden heykele ve bronz, taş, ahşap gibi farklı malzemelere uzanan zengin ifade arayışlarını yansıtırken, sanatçının güçlü desen bilgisi ve malzemeye olan hâkimiyetini de ortaya koyuyor.