Kütahya'da caminin kapatıldığı iddiası

Kütahya'da caminin kapatıldığı iddiası
Kütahya'da caminin kapatıldığı iddiası
- Vali Yılmaz: - "Burada aslolan, kaçak bir yurt hakkında işlem yapılmasıdır. Bu yasal işlem de Belediye Başkanlığı tarafından yürütülen bir çalışmadır" - "Kapatılanın cami değil, kapatılanın yurt olduğunu söylememize rağmen bunların kayıtlarını yayınlamadılar" - "Ruhsatı olmayan ve gayriyasal işlem yapan kurum ve kuruluşlarla ilgili süreç başlatıldı. Bu özel okullara yönelik iş ve işlemlerden dolayı belki rahatsız olmuş olabilirler" - "Siz kamu hakkını gasbederek burayı yıllarca kullanırsanız, bunun yasal olmadığı ifade edildiğinde de 'Burası cami' derseniz, bu ne insanlığa, ne dine, ne hukuka, hiçbir şeye sığmaz"

KÜTAHYA (AA) - Kütahya Valisi Şerif Yılmaz, bir caminin ibadete kapatıldığına iddiasına ilişkin, "Burada aslolan, kaçak bir yurt hakkında işlem yapılmasıdır. Bu yasal işlem de Belediye Başkanlığı tarafından yürütülen bir çalışmadır. Kapatılanın cami değil, kapatılanın yurt olduğunu söylememize rağmen bunların kayıtlarını yayınlamadılar" dedi. 

Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kütahya'da bir camiyi kapattırdığı ileri sürülerek, son günlerde sosyal medyada kendisi ve ailesine karşı adeta linç girişiminde bulunulduğunu söyledi.

"Bana bu iftirayı atanlar gerek bugün gerekse ahirette bunun hesabını verecek" ifadesini kullanan Yılmaz, yalan haber üzerine kamuoyu oluşturulmasını, kendisi, ailesi ve temsil ettiği devlete yapılan tutum ve davranışları kınadığını ifade etti.

Kapatılan binanın cami olmadığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Kütahya Belediye Başkanlığına yaklaşık bir ay önce gelen bir ihbar üzerine binanın kaçak olduğunun, iskan ve inşaat ruhsatının olmadığını tespiti üzerine bina mühürleniyor. Bu mühürlenme üzerine hem Milli Eğitim hem de Müftülüğe haber veriliyor. Burası özel öğrenci yurdu olması hasebiyle de Milli Eğitim müfettişleri marifetiyle bu yurt hakkında yasal işlem başlatılıyor. Bunun dışında da aynı alanda mescit var. Burası 6 katlı bir binadır. 160-170 metrekarelik bir alan da mescit olarak kullanılmış. Buraya da Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosundan daha önce imam ataması yapılmış. Tabii mühürlenince bu binanın giriş çıkışı yasaklandı ve engellendi çünkü mühürlendiği için girip çıkmanız mümkün değil. Giriş çıkışı olmayan bir yerde ibadethanenin devam etmesi mümkün değil. Burada personelimizin de görev yapması mümkün değil. Bu nedenle ibadethanenin belli bir süre, bu yasal işlemler tamamlanıncaya kadar durdurulması, personelin de boşta kalmaması için başka bir camide görevlendirilmesine karar verdik. Tabii burada aslolan, kaçak bir yurt hakkında işlem yapılmasıdır. Bu yasal işlem de Belediye Başkanlığı tarafından yürütülen bir çalışmadır. İmar Kanunu çerçevesinde bu eksikliklerin giderilmesi ve giderildikten sonra da ruhsat alabileceklerse alacaklardır veya alamayacaklardır. Bunlar belediye tarafından yapılacak çalışmalardır."

Yılmaz, söz konusu binaya, belediyenin inşaat ve iskan ruhsatı olmamasına rağmen yurt ruhsatı verildiğini, hiç kimsenin bu durumu sorgulamadığını anlattı.

Binada müstakil bir cami olduğu yönünde kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığına değinen Yılmaz, "Sanki devletin valisi, bu milletin asli değeri olan İslam anlayışına aykırı gibi bir tutumdaymış gibi iftira kampanyası başlattılar. Buna üzülerek şahit olmaktayız" değerlendirmesinde bulundu.

- "Hem dershaneler hem de özel okullarla ilgili çalışmalar başlattık"

Hiçbir zaman cami kapatmadığını bildiren Yılmaz, böyle bir davranışı asla yapmayacağını dile getirdi.

Söylentilerin aksine, görev yaptığı sürede yüzlerce caminin yapılmasına emeği geçen, katkı veren ve öncülük eden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"Böyle bir kampanyaya maruz kalmam gerçekten de beni üzmüştür. Bu iftirayı atanlar yarın huzuru mahşerde hesaplarını verecekler. Kendi eksikliklerini, insanların dini duygularını istismar etmek suretiyle bizi karalamaya çalışanlar maalesef bunun hesabını öbür tarafta vereceklerdir. Bu karalama kampanyasının asıl amacı, ilimizdeki özel öğretim kurumlarına yönelik denetlemeleri başlattık. Hem dershaneler hem de özel okullarla ilgili çalışmalar başlattık. Bu çalışma süreci içerisinde ruhsatı olmayan ve gayriyasal işlem yapan kurum ve kuruluşlarla ilgili süreç başlatıldı. Bu özel okullara yönelik iş ve işlemlerden dolayı belki rahatsız olmuş olabilirler. Aslolan, bunlarla ilgili işlemlerin yapılmasıdır. 2-3 kurumla ilgili müfettiş görevlendirme süreci devam ediyor. Müfettişlerimiz çalışmalarını sürdürmekte ve belki bunların akabinde gelişecek kararları, haklarında yapılacak işlemleri önlemek için bize karşı birtakım şantaj kampanyasıyla bu süreci başlattılar. Şunu açık ve net bir şekilde ifade ediyorum; devlet, kurum ve kurallarıyla yönetilir. Devletin kurum ve kurallarına bizzat uymasını sağlamak benim asli görevimdir. Bunun için de bütün yasal süreçleri devam ettirdim. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın."

Vali Şerif Yılmaz, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun Kütahya ziyaretinde, Ulu Camii'nde cuma namazı sonrası vatandaşlarla selamlaşırken birisinin ısrarla bu camiyle ilgili kendilerine tahrik edici şekilde soru yönelttiğini belirtti.

 - "Arsayı devretsinler, biz de oraya çok güzel bir cami yapalım"

Bir camide, cami kapatıldığı ithamına maruz kalmanın bir Müslüman olarak kendisini derinden yaraladığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

"Böyle bir ifadenin tekrar tekrar söylenmesi, belki o duygular içerisinde biraz fazla abartılı konuşmuş olabilirim. Ancak kapatılanın cami değil, kapatılanın yurt olduğunu söylememize rağmen bunların kayıtlarını yayınlamadılar. İkinci aşamada konuştuğumuz ve sinirli ve kendimize hakim olamadığımız bu süre içerisindeki konuşmalarımızı yayınlayarak ve servis ederek bizim hakkımızda böyle bir kampanya başlattılar. Bunu özel bir çekimle gerçekleştirmeleri ve çekim dışında Sayın Bakanımızla Ulu Camii'nin avlusundan ayrıldıktan sonra emniyet görevlilerimizle olan konuşmada da yine aynı şekilde çekim yapmak suretiyle bunu servis etmeleri, bu konuyla ilgili özel bir provokatif bir çalışmanın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

Böyle ulvi bir gaye üzerine hizmet ettiklerini iddia ediyor iseler, öncelikle bu kamu hakkının gözetilmesi gerekirdi. Bunun öncelikle çözülmesi gerekir. Ondan sonra eğer insanlara şu arada birtakım bilgiler veriliyor derseniz, bunu anlarım ama siz kamu hakkını gasbederek burayı yıllarca kullanırsanız, bunun yasal olmadığı ifade edildiğinde de 'Burası cami' derseniz, bu ne insanlığa, ne dine, ne hukuka, hiçbir şeye sığmaz. Yasal gerekleri yerine getirilerek imara uygun hale getirilir. Burada belediye arsasını almaları gerekir. Belediyenin vermesi gerekiyor. Bu karşılıklı olacak bir şey. Bu arsa bir vakıf ve belediyeye ait bir arsa. Hem Belediye Başkanlığı ve hem de vakfın rızası olursa, her ikisi de rızayla devrederse, yani Türkiye Diyanet Vakfına bu arsanın devri halinde buraya Kütahya'ya yakışır, imarlı, ruhsatlı ve çok geniş, daha büyük bir kitleyi ibadet ettirebilecek bir camiyi ve külliyeyi çok rahatlıkla yaptırabiliriz. Buna dün sivil toplum kuruşları da destek olacakları yönünde açıklama yaptı. Belediye Başkanlığımız da aynı şekilde ifade etti. Demek ki tüm Kütahyalı hemfikir. Arsayı devretsinler, biz de oraya çok güzel bir cami yapalım."