"Beşiğim evde değil karate salonundaydı"

"Beşiğim evde değil karate salonundaydı"
"Beşiğim evde değil karate salonundaydı"
- 1. Avrupa Oyunları'nda altın madalya kazanan milli karateci Burak Uygur: "Benim beşiğim evde değil de karate salonundaydı. Karate salonunda büyüdüm" - "(1. Avrupa Oyunları) Maçın bitişiyle ilk önce gözümün önüne annem ve babam geldi. Çünkü bende çok emekleri vardır. Orada gözlerim yaşardı zaten, inanamadım" - Baba Zeki Uygur: "Çocuklarımız sadece bizim gurur kaynağımız değil, şu an Türkiye'nin hatta dünyanın takdir ettiği, örnek gösterdiği kişiler"

MALATYA (AA) - RAMAZAN KAYA - Azerbaycan'da devam eden 1. Avrupa Oyunları'nda (Bakü 2015) altın madalya kazanan milli karateci Burak Uygur, başarısını ailesinden gördüğü desteğe borçlu olduğunu söyledi.

Karatede milli takım antrenörü baba, ulusal ve uluslararası birçok dereceye sahip anne ile büyük ablası hariç 5 kardeşi de kendisi gibi uluslararası birçok başarı elde etmiş bir ailenin ferdi olan Burak, önemli başarılara imza atmanın gururunu yaşıyor. 

Burak Uygur, 20 yaşındayken Avrupa şampiyonluğuna uzanan başarı dolu yaşamını memleketi Malatya'da AA muhabirine anlattı. Bütün yaşamının  spor salonlarında geçtiğini belirten Burak, 5 yaşında aktif olarak karateye başladığını söyledi.

İstanbul Esenler'de bulunan ve babasının antrenörlüğünü yaptığı Uygurspor Kulübü'nde karateye başladığını dile getiren Burak, "Benim beşiğim evde değil karate salonundaydı. Karate salonunda büyüdüm. Karate idmanlarına, antrenmanlarına aslında 4,5 yaşında oyun amaçlı giriyordum, beni durduramıyorlardı. Ben girmek istiyordum, babam erken falan diyordu ama 5 yaşında aktif olarak başladım" diye konuştu.

Aile boyu karateci olduklarını anlatan Burak, 2013 yılında Konya'da yapılan 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda kardeşi Ahmet ile 2 altın madalya kazandıklarını anımsattı.

Tarihte ilk defa böyle bir durumun gerçekleştiğini ifade eden Burak, şöyle konuştu:

 "Bir Avrupa Şampiyonası'nda 2 kardeş altın madalya kazanıyor. O Avrupa Şampiyonası'nın madalya sıralamasına baktığınız zaman, 11 altınla birinci Türkiye olmuştu. Türkiye'den sonra gelen ülkelerin madalya sıralamasında 2 altını vardı. Yani biz ağabey kardeş, bir aile olarak Avrupa'daki diğer 45 ülkeyi geride bıraktık. Böyle bir haklı gururu da yaşıyoruz."   

Burak, küçükken ağabeylerinin maçlarını imrenerek izlediğini anlatarak, "İlk defa düzenlenen Avrupa Oyunları'nda, çok büyük bir organizasyonda, hayal bile edemeyeceğim bir noktada Türkiye tarihine geçmiş, erkeklerde oyunlar tarihinde ilk altın madalyayı kazanmışım. Bu kadarını hayal bile edemezdim. Rabbime binlerce kez şükürler olsun, buralara kadar geldik" ifadelerini kullandı. 

 

- Gözü olimpiyat şampiyonluğunda 

Burak Uygur, Avrupa Oyunları'nda çıktığı final müsabakasını unutamadığını dile getirerek şöyle devam etti:

"Maçın bitişiyle ilk önce gözümün önüne annem ve babam geldi. Çünkü bende çok emekleri vardır. Orada gözlerim yaşardı zaten, inanamadım. Etrafımda döndüm baktım, ağlamaya başladım ondan sonra. Allah herkese öyle gözyaşı nasip etsin. Bundan sonraki hedefim A Milli Takım'a yeniden yükselerek Mayıs 2016'da yapılacak Avrupa Şampiyonası ve ardından Kasım 2016'da yapılacak dünya şampiyonasında ülkeme altın madalya kazandırmak. Karate branşı şu anda olimpiyatlarda bulunmuyor. İnşallah 2020 Tokyo Olimpiyatları'na girerse, orada kesinlikle hedefim vatanıma bir olimpiyat şampiyonluğu madalyası, olimpiyat altını kazandırmak. En büyük hedefim bu yönde."

 

- Çocuklarıyla gurur duyuyor

Antrenör baba Zeki Uygur da oğlunun yeteneklerini eşi Özgül'den aldığını söyledi.

Özgül Uygur ile evlenmeden önce hocalığını yaptığını anlatan Uygur, "Burak'ın sporculuk hırsı ve çalışma temposu aynen annesine benziyor. Eşim çok yetenekliydi ve bütün otoriteler tarafından takdir görüyordu. Çok dövüşkendi. Yabancılar 'tiger' (kaplan) diyordu. Gittiği şampiyonalarda yolda kendisiyle 'bir maç kaç saniye sürecek' diyerek, iddiaya giriyorduk. İstanbul'dan Malatya'ya gelir, dağda koştururdum. Kaderde varmış, kendisiyle evlendim. Evlilikten sonra çocuklarımız oldu ve 3 çocuğumuz sporda bayrağı taşıyorlar" diye konuştu. 

Karate sporunu aile mesleği olarak seçtiklerini dile getiren Uygur, mutlu ve huzurlu bir yuvaları olduğunu ifade etti.

Çocuklarının da bu alanda başarılı olduğunu vurgulayan Uygur, "Çocuklarımız sadece bizim gurur kaynağımız değil, şu an Türkiye'nin hatta dünyanın takdir ettiği, örnek gösterdiği kişiler" dedi.  

Çocukları yarışmalara gittiği zaman birbirleriyle "Kim üst dereceyi getirecek" diye yarış halinde olduklarını anlatan baba Uygur, çocuklarıyla gurur duyduğunu söyledi.

 

- Karateci anne Özgül Uygur

Anne Özgül Uygur ise Burak'ı dünyaya getirdikten sonra karateyi bırakmak zorunda kaldığını dile getirdi. 

Bıraktığı yerden çocuklarının devam ettiğini ifade eden Uygur, "Çocuklarım da şu an en iyi yerlerde. Çok mutluyuz. İnşallah daha üst seviyelere de çıkacaklar, buna inanıyorum" ifadelerini kullandı. 

Oğlunun Bakü'deki final maçını televizyondan izlediğini ve çok heyecanlandığını aktaran anne Uygur, "Ben de müsabakalara katıldığım için Burak'ın heyecanını anlıyordum. Burak'ın motivasyonu çok yüksekti. Müsabakaya çıkarken birinci olacağına inanıyordum. Çünkü bu suratından okunuyordu" diye konuştu. 

Burak'ın kardeşleri Ahmet ve Fatma Uygur, örnek aldıkları ağabeylerinin idolleri olduğunu vurgulayarak, bir gün onun başarılarını geçmeyi hedeflediklerini belirtti.