"Kükürtlü kayısı sağlığa zararlı değil"

"Kükürtlü kayısı sağlığa zararlı değil"
"Kükürtlü kayısı sağlığa zararlı değil"
- İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut tarafından deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmayla, uzun süre bozulmaması için kükürtdioksit yakılarak elde edilen kuru kayısının sağlığa zararlı olmadığı belirlendi - Prof. Dr. Karabulut: - "Gün kurusu kayısıyla kıyasladığımızda vücuda faydalı antioksidan dediğimiz maddeyi arttırdığını hatta birbiriyle eşit sonuçlar olduğunu gördük" - "Araştırmanın hem kayısı üreten ve tüketenler açısından hem de kayısının diğer ülkelere satılması aşamasında çok faydalı çalışmalara yol açacağına, çığır açacağına inanıyoruz"

MALATYA (AA) - YETER ERDİNE - İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, deney hayvanları üzerinde yaptığı araştırmayla, kükürtdioksit yakılarak elde edilen kuru kayısının sağlığa zararlı olmadığını belirledi.

"Dünya kayısı başkenti" olarak nitelendirilen Malatya'da, kayısıların halk arasında "islim damı" da denilen özel odalarda kükürtlenmesi, hasat sonrası üreticilerin en yaygın kullandığı muhafaza teknikleri arasında yer alıyor.

Kükürtdioksit yakıldığı için sağlığa zararlı olduğu düşüncesiyle yurt içinde çok tercih edilmeyen, yurt dışında da kükürt oranlarına göre alınan kuru kayısıların İnönü Üniversitesinde yapılan araştırmayla sağlığa zararlı olmadığı belirlendi.   

Araştırmayı yürüten Prof. Dr. Karabulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği'ne göre kuru kayısıda kükürtdioksit oranının 2 bin ppm ile sınırlandırıldığını, AB ülkelerinin bu oranın üzerinde kükürtdioksit bulunan ürünleri almadığını, ABD'nin ise 5 bin ppm'e kadar kükürt içeren, yılda yaklaşık 10 bin ton kuru kayısı aldığını söyledi.

Yüksek kükürtdioksidin sağlık üzerindeki etkilerini belirlemek için araştırma yaptıklarını belirten Karabulut, kükürtlü kayısılarla besledikleri fareleri bir süre takip ettiklerini anlattı. 

Deney hayvanlarını dişi ve erkek olmak üzere yedişerli gruplara ayırdıklarını ifade eden Karabulut, her kategoride kontrol grubunun yanı sıra bin, 2, 3, 4 ve 5 bin ppm kükürtdioksit verilen kümelerin bulunduğu bilgisini paylaştı.

Karabulut, bunların yanı sıra dişi ve erkek kategorilerinde birer adet de "naturel kayısı" diye bilinen, gün kurusu kayısı grubu oluşturduklarını dile getirdi.

Deneyde farelerdeki antioksidan ve oksidatif stres düzeylerine baktıklarına dikkati çeken Karabulut, şöyle devam etti:

"Bin, 2, 3, 4 ve 5 bin ppm'lerde kükürtdioksit verilen kayısılarda ve bu kayısıları yedirdiğimiz deneysel canlıların kanlarında ve serumlarındaki oksidatif stres düzeylerinde birbirlerinden farkı olmayacak şekilde güzel sonuçlar çıktı. Gün kurusu kayısının faydası biliniyor. Çalışmada da farklı ppm oranlarında kükürt ve gün kurusu kayısının faydalarını görmeye çalıştık. Antioksidan, oksidatif stres seviyeleri ve kanserle ilişkili DNA'yı etkileyen moleküllere baktık. Hücre ölümünün miktarını ölçmeye çalıştık.

Bu aşamalarda farklı gruplarda ciddi farklılık olmadığını gördük. Diğer taraftan antioksidan olarak da baktığımızda birbirlerine yakın değerler çıktığını gördük."

- "Kadınlardaki koruyuculuğu daha yüksek"

Karabulut, içeriğinde 5 bin ppm kükürtdioksit bulunan kuru kayısının antioksidan açısından gün kurusuyla aynı sonuçları verdiğini söyledi.

Kırk ikişer dişi ve erkek deney hayvanı üzerinde çalıştıklarını aktaran Karabulut, "Gruplar arasında çok güzel, olumlu sonuçlar olduğunu, gün kurusu kayısıyla kıyasladığımızda vücuda faydalı antioksidan dediğimiz maddeyi arttırdığını hatta birbiriyle eşit sonuçlar olduğunu gördük. Araştırmanın hem kayısı üreten ve tüketenler açısından hem de kayısının diğer ülkelere satılması aşamasında çok faydalı çalışmalara yol açacağına, çığır açacağına inanıyoruz" diye konuştu.

Karabulut, yüksek kükürtdioksit verilen fareleri kontrol grubuyla kıyaslandıklarında da oksidatif stres açısından anlamı olmayacak kadar küçük ve olumlu sonuçlar gördüklerini vurgulayarak, "Elimizde yaklaşık 10 ayrı parametreyle yapılmış çalışma var. Bunun infertilite (kısırlık) üzerine zararlı etkileri var mı, buna da baktık. Olumlu denebilecek etkileri olduğunu gördük. Bu bilimsel bulgularla, yüksek kükürtdioksidin faydalı olduğunu söyleyebiliriz ama diğer taraftan daha ileri çalışmalar da yapılmasını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Araştırmada dişi ve erkek kategorilerini de kıyasladıklarını anlatan Karabulut, "Dişilerde erkeklerdeki sonuçlara göre olumlu etkileri olduğunu gördük hatta daha yüksek antioksidan seviyeye sahip olduklarını ve yedikçe de faydalı olduğunu daha fazla gördük. Stres parametreleriyle karşılaştırdığımızda kadınlardaki koruyuculuğu da çok daha fazlaydı" değerlendirmesinde bulundu.

- Yüksek kükürtdioksitli kayısı kansere yol açmıyor

Karabulut, 4 ve 5 bin ppm kükürdioksit içeren kayısı yedirdikleri deney hayvanlarında kanseri de araştırdıkları bilgisini verdi. 

Dokulara baktıklarında sonuçlarda gün kurusu kayısıyla kükürtlü olanlar arasında fark görmediklerine işaret eden Karabulut, kükürtdioksidin solunması nedeniyle akciğerlere ve diğer solunum yollarına zararlarının bilindiğini anlattı.

Karabulut, şunları kaydetti:

"Yapılan muamele ya da etrafa yaydığı hava olarak zararlı olabilir ama kükürdioksitin kayısıyla muamelesi sonucu yenilmesinin faydalarını gördük. Araştırmanın Türkiye ekonomisine ve Malatya kayısısının ihracatına ciddi katkıları olacak. Yaklaşık 3 yıl süren çalışma sonucunda kükürtdioksitli kayısının ciddi faydası olduğunu görmemiz, ülkemizde gerek sanayi sektörü gerekse ekonomi açısından önemli. Kükürt miktarı arasında fark olmaması, ileride gerek bilimsel, gerek ticaret anlamında, gerekse ihracat anlamında ciddi düşünülmesi gereken bir konu.

5 bin ppm'e gelince, gün kurusuyla neredeyse aynı sonuçları vermesi, tamamen kükürtlü kayısıların üretimi, ihracatı ve tüketimini etkileyecek. Üreticiler, '2 bin ppm'in üzerinde kükürtdioksit çıktığında kayısımızı satamıyoruz' diyorlardı. Bu araştırmayla faydalı hale geldiğini, 'aslında sağlığa faydalı yiyeceği ve gıdasının elinde olduğunu bilen üretici ve çiftçilerimiz de bu çalışmadan sonra mutlu olacaklardır' diye düşünüyorum."

Karabulut, çalışmanın Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği ve AB anlamında ciddi etkileri olacağını belirterek, "Gıda sektöründe faydalı olması anlamında yürütülen gerek yasal gerekse de diğer çalışmalara da ciddi katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi.

Karabulut, araştırma kapsamında hazırladıkları raporu geçen ay düzenlenen 27. Ulusal Biyokimya Kongresi'nde bildiri olarak sunduklarını sözlerine ekledi.