TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Özhan:

TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Özhan:
TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Özhan:
- "Türkiye DAİŞ'i bir terör örgütü olarak görmektedir. İlk çıktığı günden itibaren resmi olarak bunu ilan etmiştir" - "Türkiye DAİŞ'le mücadeleyi de sonuna kadar sürdürecektir. Irak'taki varlığı da hem meşrudur, hem ahlakidir"

MALATYA (AA) - TBMM Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan, "Türkiye DAİŞ'i bir terör örgütü olarak görmektedir. İlk çıktığı günden itibaren resmi olarak bunu ilan etmiştir" dedi.

Özhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, DAEŞ'le mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceğini belirterek, Türkiye'nin Irak'taki varlığının hem meşru hem de ahlaki olduğunu ifade etti. Özhan, "Terörle mücadelenin yapılması, ortak akraba topluluklarımızın da korunması anlamında, yani Türkmenlerin, Kürtlerin, Arap kardeşlerimizin korunması anlamında bir ihtiyaçtır. Biz bunu inşallah sonuna kadar sürdüreceğiz, bu anlamda geri adım atmayacağız" diye konuştu.

Yaşanan tartışmaların suni olduğuna işaret eden Özhan, Türkiye'nin Irak'la ilişkileri ve oradaki varlığının yeni olmadığını vurguladı.

Özhan, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin Irak'la olan ilişkileri işgalle dramatik bir şekilde değişmiş bir ilişkidir. Türkiye, dünya genelinde Irak işgaline siyasi olarak, askeri olarak ortak olmayan tek ülkedir. Bunun altını çizmekte fayda var. Bu işgale ortak olmamanın da Türkiye'ye getirisi, bölgeye getirisi fazlasıyla pozitif olmuştur. Türkiye'nin Irak'ta yaşanan süreçlere pozitif müdahalesi de ilk günden beri devam etmektedir. Birileri Irak'ı işgal etmek için pazarlık yaparken, Türkiye, Irak'a komşu ülkeler konferansının bölgede geçen yüzyıldan beri belki de ilk kez düzenlenmesini sağladı. Bölge ülkelerinin bizatihi pozitif ve proaktif bir şekilde kendilerinin karar vererek oluşturdukları bir konferans yapısıyla devletli ve devlet dışındaki bütün aktörler o konferanslarda tam 19 kez bir araya gelmiştir." 

Bu konferanslarla öncelikle işgalin olmaması için çaba sarf edildiğine değinen Özhan, "Ardından da Türkiye, işgalin ortaya çıkardığı maliyetleri olabilecek en asgari düzeye çekmek için çok ciddi çaba ve fedakarlık göstermiştir" dedi.

"Eğer o konferanslar olmasaydı Irak'ta 2005 seçimleri yapılamazdı" diyen Özhan, şöyle devam etti:

"O konferanslar olmasaydı Irak'ta sistemin içine girmekte direnen, protesto eden Sünni gruplar sürece dahil olamazdı, eğer o konferanslar olmasaydı bir tıkanmaya giden 10 Ocak 2010 Irak seçimleri yapılamazdı, ardından da süreç yeniden açılamazdı. Her aşamasında Türkiye'nin Irak ile ilgili pozitif katkı sunduğunu, süreçlere destek olduğunu görürsünüz. Bunun en somutlaşmış hali Irak'taki siyasi süreçlerde Türkiye'nin ortaya koyduğu pozitif perspektiftir. Gruplar arasında anlaşmaların sağlanmasından tutun da belli noktalarda 2009-2010'da Irak yönetiminin yeniden yükselen terörizm faaliyetleri neticesinde doğrudan Suriye Baas rejimini suçladığı bir süreçte, Türkiye yine devreye girerek ara buluculuk görevi yapmıştır. Türkiye'nin her bir müdahalesini 2002 işgalinden, hatta öncesinden beri listeleseniz tamamının karşısına pozitif müdahale yazmak durumunda kalırsınız. Buna mukabil bölgedeki aktörlerin ve bölge dışındaki aktörlerin Irak ile ilişkilerini aynı şekilde listeleseniz baştan aşağı göreceğiniz şey, negatif müdahaledir ve tamamı ya siyasi kriz çıkarmıştır, ya kan dökülmesini sağlamıştır, ya da süreçlerin kısır döngüye gitmesini sağlamıştır."

- "Türkiye kanlı sürecin durması için elinden geleni yapmıştır"

Özhan, Türkiye'nin 2010'daki Irak seçimlerinde herkesin sürece dahil olmasını talep ettiğini belirterek, "İçerisinde Türkmenlerin, Sünnilerin, Şiilerin, Arapların, Hristiyanların herkesin yer aldığı ve Irak'ı kurtaracak tek proje olan Irakiye Hareketi'ni sonuna kadar destekleyip, oluşumunda ciddi katkılar sağlayıp, ardından da seçimi kazanmalarını görmüş olmamıza rağmen, bölgeden ve bölge dışından aktörler, seçimi kazanan Irakiye Hareketi yerine Irak'ta 10 ay hükümet kurulmasını engelleyip ardından da Maliki yönetimini iktidara getirmişlerdir. Böylece büyük kanlı süreç yeniden başlamıştır. Yine Türkiye devreye girip bu kanlı sürecin durması için elinden geleni yapmıştır" ifadesini kullandı.

- Türk askerinin eğitim amaçlı Musul'a gitmesi

Taha Özhan, şöyle dedi:

"Bunları şunun için söylüyorum. Musul yakınlarındaki eğitim kampı da yine Irak Başbakanı Abadi ile benim de katıldığım geçen yıl ki ziyarette ortaklaşa görüşülmüş, zemini ilk orada hazırlanmış, ardından Irak Kürdistan bölgesel yönetimiyle istişare içerisinde bunun altyapısı oluşturulmuş ve DAİŞ ile mücadeleyi hedefleyen bir eğitim faaliyetidir. Bir taraftan Türkiye'ye 'DAİŞ ile mücadele et' baskısını çok sanal bir şekilde ve iftira düzeyinde yapanlar, Türkiye ne zaman DAİŞ'e darbe vuracak bir girişimin içerisine girse paniklemeye başlıyorlar. Dolayısıyla sorulması gereken meşru soru şudur. Gerçekten bunlar DAİŞ ile mücadele etmek istiyor mu, istemiyor mu?"

Özhan, DAEŞ ile yapılacak mücadelede, DAEŞ'in ortadan kalkmasıyla bölgedeki bütün statüko ve "bölgedeki tüm kamu rejimleri"nin kendilerini ciddi şekilde tehdit altında hissedeceğini bildirdi. 

Özhan, şunları kaydetti:

"Çünkü şu an DAİŞ, bölgedeki bu kanlı rejimler için bir susturucuya dönüşmüş durumdadır. Maalesef bu, kötü bir şeklide suistimal edilmektedir ama Türkiye DAİŞ'i bir terör örgütü olarak görmektedir. İlk çıktığı günden itibaren resmi olarak bunu ilan etmiştir. Bu mücadeleyi de sonuna kadar sürdürecektir. Irak'taki varlığı da hem meşrudur, hem ahlakidir, hem de bu terörle mücadelenin yapılması, ortak akraba topluluklarımızın da korunması anlamında, yani Türkmenlerin, Kürtlerin, Arap kardeşlerimizin korunması anlamında bir ihtiyaçtır. Biz bunu inşallah sonuna kadar sürdüreceğiz, bu anlamda geri adım atmayacağız."