Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin dava

Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin dava
Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin dava
- Davanın 107. duruşmasının öğleden sonraki bölümünde adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan sanıklardan Abuzer Yıldırım ve Salih Gürler'in savunmasının alınmasının ardından duruşma 21 Ekim'e ertelendi

MALATYA (AA) - Zirve Yayınevi'nde, biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 107. duruşmasının öğleden sonraki bölümünde, adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan sanıklardan Abuzer Yıldırım ve Salih Gürler'in savunmaları alındı. 

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan sanıklardan Abuzer Yıldırım, esas hakkındaki savunmasını verdi.

Yıldırım, dershaneye gittiği dönemde davanın sanığı Emre Günaydın ile tanıştığını belirterek, Emre Günaydın'ın kendisine misyonerlerin ülkede zararlı faaliyetlerde bulunduklarını söylediğini ifade etti.

Sanık Günaydın'ın kendisine Zirve Yayınevi'ne gideceklerini söylediğini kaydeden Yıldırım, "Ona gitmeyeceğimi söyledim. Emre de bana 'devlet seni ve aileni tanıyor. Ailenin başına bir şeyler gelmesini istemiyorsan gel' demesi üzerine ben de korktuğum için söz konusu yayın evine gittim'' dedi.

Olayda hayatını kaybeden 3 kişiyi de Emre Günaydın'ın bıçakladığını savunan Yıldırım, "Ben kesinlikle kimseyi öldürmedim" ifadelerini kullandı.

"Emre Günaydın, Zirve Yayınevi'ndeki bilgi ve belgelerin bana lazım olduğunu söylemiş" diyen Yıldırım, misyonerlikle alakası olmayan biri olarak kendisinin bu bilgilere ihtiyacı olmadığını ifade etti.

Yıldırım, "Herhangi bir örgüte üye değilim. Hükümeti yıkma ya da iş göremez hale getirme gibi bir düşüncem olmadı. Adaletinize ve vicdanınıza sığınıyorum. Bu işe girdiğim için pişman ve üzgünüm" diye konuştu.

Adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan sanıklardan Salih Gürler de savunmasında, sanık Emre Günaydın ile ortak arkadaşları vasıtasıyla tanıştığını dile getirdi.

Emre Günaydın'ın asabi bir kişiliğe sahip olduğunu öne süren Gürler, savunmasında şunları kaydetti:

"Söyledikleri yapılmadığı zaman şiddete başvurabiliyor. Her zaman üzerinde bıçak taşırdı. Emre Günaydın, bizi 'bu işi yapmazsanız ailenizin başına neler gelir tahmin edemezsiniz' diye tehdit ediyordu. Birkaç defa Onu emniyete şikayet etmeyi düşündük ama emniyetle arası iyi olduğu ve bizim de yaşımız küçük olduğu için söylemedik. Emre Günaydın, bize misyonerliğin ülkeye zarar verdiğini söyledi. Günaydın, bize Zirve Yayınevi ile ilgili konuları anlattıktan sonra onunla olup olmadığımızı sordu. 'Yokuz' dediğimizde bizi tehdit etti. Bağırıp çağırmaya başladı." 

Gürler, cinayetleri kendisinin işlemediğini savunarak, "Cinayetleri Emre Günaydın, işledi. Cinayet işleneceğini bilseydim oraya gitmezdim" diye konuştu.

Salih Gürler'in avukatı Ekrem Karadeniz de Emre Günaydın'ın olay günü Salih Gürler'e maktul Necati Aydın'ın boynunu sıkmasını söylediğini ifade ederek, "Salih de sıkmış ama Necati'nin ölümü bıçaklanmadan kaynaklanmış, boynunun sıkılmasından değil" ifadesini kullandı.

Karadeniz, Emre Günaydın ve diğer sanıkların olay yerine öldürmek için değil misyonerlikle ilgili bilgi almak için gittiğini ileri sürerek, "O nedenle müvekkilimin olayla ilgisi bilgi almaya yardım etmektir. Hatta müvekkilim, olaya engel olmaya çalışırken Emre Günaydın'ın elindeki bıçak müvekkilimin eline değmiştir" diye konuştu.

Avukat Karadeniz, müvekkilinin yardım eden sıfatıyla ve gasp suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Duruşmaya 15 dakika ara verildi.

Aranın ardından mahkeme heyeti, duruşmayı 21 Ekim 2015 Çarşamba günü saat 09.30'a erteledi.