Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin dava

Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin dava
Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin dava
- Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesine ilişkin davanın 108. duruşmasına başlandı - Tutuksuz sanık Abat: - "Tanık ve sanık İlker Çınar'ın verdiği, davaya konu bilgisayar imajları 264 kez değiştirilmiştir" - Tutuksuz sanık Çolak: - "Kumpas faaliyeti bizim için 2011 yılında değil 2008'de başlatılmıştı. Örgütlü bir çalışma başlatılmıştı. Bu dava Zekeriya Öz, İsmail Aksoy ve Şeref Gürkan'ın kumpaslarıyla oluşturulmuştur"

MALATYA (AA) - Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin öldürülmesine ilişkin davanın 108. duruşması başladı.  

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuksuz sanıklar emekli Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, Murat Göktürk, Mehmet Çolak, Abdullah Atılgan, Levent Ercan Gelegen ile adli kontrol kararıyla elektronik kelepçe takılan sanıklar Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım ve Salih Gürler hazır bulundu. 

Elektronik kelepçe takılan sanıklardan Hamit Çeker Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesi, Cuma Özdemir ise Darende adliyelerinden video konferans sistemiyle duruşmaya dahil edildi.

Savcı Necmettin Yıldırım, dosyanın taraflarına verilmesini, incelemenin ardından yeni deliller kapsamında genişletilmesi ya da yeni mütalaa hazırlanması için süre talep etti. 

Duruşmada söz alan avukat Saim Tuğrul, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinde, kamuoyunda Poyrazköy Davası olarak bilinen davada tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini hatırlatarak, mahkemenin gerekçeli kararının örneğinin dosyaya eklenmesini istedi. Tuğrul, ayrıca kamuoyunda 17/25 Aralık dosyası olarak bilinen davaya ilişkin iddianame örneğinin de dosyaya celbini talep etti. 

Sanıkların çoğu ise iddia makamının mütalaasının ardından savunma yapma haklarının saklı tutulmasını istedi. 

- "Dijital verilerde sahtecilik yapıldı" 

Savunmaları alınan sanıklardan Ruhi Abat, Zirve Yayınevi dosyasının ilk 16 klasöründe sanıklardan Abuzer Yıldırım'ın üzerinden çıkan flash bellekte ve yayınevindeki dijital verilerde oynamalar yapıldığını savundu. 

Söz konusu flash bellekten olaydan 6 gün sonra çıktı alındığı, meta data bilgilerinin gerçeğe uygun olmadığını, manuel olarak üzerinde oynamalar yapıldığını ve tüm veriler üzerinde sahtecilik yapıldığını ileri süren Abat, bunlarla ilgili bilirkişi raporu alınmasını istedi. 

Abat, ayrıca tanık ve sanık İlker Çınar'ın verdiği, davaya konu bilgisayar imajlarının da 264 kez değiştirildiğini öne sürdü. 

- Çolak, mahkemeye el yazısı mektup sundu

Esasa ilişkin savunmasını yapan tutuksuz sanık Mehmet Çolak da "İlker Çınar'ın yalan delilleri" ve "kaçak bir savcının iddiaları" üzerine 40 ay cezaevinde tutuklu kaldığını söyledi.

Yalancı tanıklarla ve sahte delillerle özel görüşmelerin tape kayıtlarına dayanarak suç isnat etmenin bir suç olduğunu dile getiren Çolak, dosyaya konu olan tanık Veysel Şahin'in de yalan beyanları bulunduğunu iddia etti.

Şahin'in Malatya İl Jandarma Komutanlığı operasyonuyla yakalandığını ileri süren Çolak, "Veysel Şahin, bunun üzerine kaçak savcı Zekeriya Öz'e 'istediğin herkese istediğin iftirayı atmaya hazırım' diye bir mektup göndermiştir" iddiasında bulunarak, mahkemeye söz konusu mektup olduğunu iddia ettiği el yazısı örneğini sundu. 

Veysel Şahin'in kendisiyle sürekli birlikte çalıştığını ileri süren Çolak, bu kişiyle hiçbir HTS kaydının bulunmadığını ve bunun da bir çelişki olduğunu savundu.

Eski savcı Zekeriya Öz'ün 2008 yılında ifadesini aldığını anlatan Çolak, "O zaman kaçak savcıya 'ben Türk askeriyim. Özüm de sözüm de bir' demiştim. 'Kimseye uşaklık etme Çolak efendi' diyordu. Şimdi kimin kime uşaklık ettiği belli oldu. Kumpas faaliyeti bizim için 2011 yılında değil 2008'de başlatılmıştı. Örgütlü bir çalışma başlatılmıştı. Bu dava Zekeriya Öz, İsmail Aksoy ve Şeref Gürkan'ın kumpaslarıyla oluşturulmuştur" iddialarında bulundu.