DERLEME
- Gün içinde geçilen "Soma'daki maden faciası davası" ile ilgili haberlerimizi derleyerek yayımlıyoruz.
Saygılarımızla
AA

DERLEME<br/>- Gün içinde geçilen "Soma'daki maden faciası davası" ile ilgili haberlerimizi derleyerek yayımlıyoruz.<br/>Saygılarımızla<br/>AA
DERLEME<br/>- Gün içinde geçilen "Soma'daki maden faciası davası" ile ilgili haberlerimizi derleyerek yayımlıyoruz.<br/>Saygılarımızla<br/>AA
- Duruşmanın bugünkü oturumunda, iddianamenin okunması tamamlandı, tutuklu 8 sanıktan 5'inin savunmaları alındı - Tutuklu sanıklar, bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, kazanın "gerçek" nedeninin bulunmasını istedi - Önceki oturumlara kıyasla daha az madenci ailesi duruşmaya katıldı

MANİSA (AA) - Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasının üçüncü oturumunda, iddianamenin okunması tamamlandı, tutuklu 8 sanıktan 5'inin savunmaları alındı.

Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 8 tutuklu, 37 tutuksuz sanık hakkında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada, 13 Nisan Pazartesi günü başlayan ilk duruşmada üçüncü oturum sona erdi.

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, genel müdür Ramazan Doğru, işletme müdürü Akın Çelik, mühendis Ertan Ersoy, teknik müdür İsmail Adalı, vardiya amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık ve Mehmet Ali Günay Çelik, tutuksuz 37 sanıktan 25'i ile mağdur aileleri ve sanıkların avukatları katıldı.

Önceki oturumlara kıyasla daha az madenci ailesinin ilgi gösterdiği duruşmada, tutuklu 8 sanık, jandarma kordonu altında, salonda kendilerine ayrılan bölüme alındı. Jandarma ekibi, sanıkların etrafında çember oluşturarak, güvenliklerini sağladı.

İddianamede, ifadeler, deliller ve raporlar ışığında savcılık değerlendirmesinin yer aldığı 9. bölümde, bazı tanık ifadelerinin okunması sırasında, salonda müştekilere ayrılan bölümden ağlama sesleri duyuldu.

İddianamenin okunmasının tamamlanmasının ardından öğle arası verilen duruşma, sanıkların savunmalarının alınmaya başlanmasıyla devam etti.

-Sanık ifadelerinden öne çıkanlar

Sözlerine faciada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başlayan tutuklu sanıklar, savunmalarını genelde bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını iddiası üzerine kurdu, kazanın "gerçek" nedeninin bulunmasını istedi.

Davanın bir numaralı sanığı konumundaki Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, "301 ocağa ateş düştü, 301 kez de bizim yüreğimize ateş düştü. Bu konuda ciddiyiz" ifadesini kullandı.

Kazanın olduğu ocakta sadece maaş ödemesinin aylık 20 milyon liradan fazla olduğunu belirten Gürkan, "Bu boyuttaki bir şirketin ihtiyaçlarını karşılayamaması söz konusu değildir. Bu kazanın nasıl olduğunu anlamak en büyük arzumuzdur" diye konuştu.

Gürkan, iddianamede, "ocaktaki eksikliklerin giderilmemesi" konusunda şahsına yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini dile getirerek, "Benden talep edilip karşılanmayan hiçbir şey yoktur" sözleriyle savunmasını tamamlayıp, tahliyesini ve dava sonucunda beraatini talep etti.

Sanıklarından şirketin genel müdürü Ramazan Doğru ise okudukları bilirkişi, TBMM Meclis Araştırma Komisyonu ve çalışma müfettişlerinin raporlarında, birbiriyle çelişen kısımları bulunduğunu savunarak, bilirkişinin, anlayamadığı nedenle olay yerine gitmeden raporu hazırladığını, araştırılması durumunda, kazanın bilirkişinin yazdığı gibi gelişmediğinin görüleceğini ileri sürdü.

Doğru, "Ülkemizde bir daha böyle büyük facianın yaşanmaması için gerçek nedenin bulunmasını istiyoruz. Duayen kişiler bir araya gelip gerçek nedeni bulmalı. Soma havzasında, hala 500 milyon ton kömür var. Bunların mutlaka ülke ekonomisi için çıkartılması gerekiyor" dedi.

Ramazan Doğru, Prof. Dr. Bahtiyar Ünver'in önceki işletici firmaya hazırladığı ocakla ilgili risklerin yer aldığı rapordan, kazanın ardından haberdar olduklarını dile getirdi. 

-"Madenci anıtında kendimi yakarım" 

Sanıklarından işletme müdürü Akın Çelik ise "Eğer kendinden yanan, bizden kaynaklanan yangınsa Soma'daki madenci anıtında kendimi yakacağım" sözleriyle bilirkişi raporuna karşı iddiasını ortaya koydu.

Kendisinin de kurtarma çalışmaları sırasında ölümden döndüğünü vurgulayan Çelik, "Ailelerin acılarını, yürekten hissediyorum. Belki benim de ailem, onların arasında olacaktı" ifadesini kullandı.

Savunmasını "ayakta duramıyorum" sözleriyle bitiren, ara sırasında da rahatsızlanan Akın Çelik'e, salon dışında bekleyen sağlık ekiplerince müdahale edildi. Çelik, aranın ardından duruşmaya katılmadı.

Sanıklardan teknik müdür İsmail Adalı ise madencilere üretim baskısı iddialarını kabul etmediğini belirterek, "Ben kendim de her gün ocağa giriyorum. Böyle bir risk olsa girer miyim. Benim de kalbim var, bu insanlara bu acıyı yaşatır mıyım" sözleriyle kendini savundu.

Tutuklu sanıklardan teknik nezaretçi Ertan Ersoy da "Dünyanın en büyük maden kazasının hikayelerle aydınlatılmaya çalışılmasını kabul etmiyorum. Araştırılsın, gerçek neden ortaya çıkarılsın" ifadesini kullandı.

-Madenci yakınları, kendilerini tutamadı

"Davanın güvenlik gerekçesiyle başka yere alınması" ihtimaline karşın, kısa sürede sona eren ilk oturumdan sonra, sözlü tepkilerini mahkeme başkanının duruşmaya ara verdiğini bildirmesiyle sanıklara göstermeye dikkat eden madenci yakınları, sanıkların savunmaları sırasında, zaman zaman kendilerini tutamadı.

Sanıklar, mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın uyarılarıyla salonda sessizliği sağlamasıyla, savunmalarına devam etti.

Uyarılara rağmen tepkisini sürdürenler ise görevlilerce salon dışına alındı.

Fenalaşan bazı madenci yakınlarına da sağlık ekiplerince müdahale edildi. 

-Duruşma çıkışında madenci yakınlarından tepkiler 

Soma'daki maden faciasıyla ilgili Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın üçüncü oturumunda verilen aralarda madenci yakınları gazetecilere savunmalara ilişkin tepkilerini dile getirdi. 

Eşi Ali'yi madende işe girdiği dördüncü gün yitiren Gülten Kavas, 2 çocuğuyla baş başa kaldığını dile getirerek, "Akın Çelik, İsmail Adalı, Ramazan Doğru ve Can Gürkan ifade verdi. Akın Çelik biz protesto yapınca fenalaşmış, gelmedi mahkemeye. İsmail Adalı da diyor ki 'Benim 6 yaşında oğlum var, ben 11 aydan beri görmüyorum' diyor. Benim 8 yaşında oğlum var 3 günden beri buraya geliyorum bana diyor ki, 'Anne, babamı mı getireceksin, anne bana babamı getir' diyor" şeklinde konuştu. 

- Ölen kişi günah keçileri seçilmiş

Olayda hayatını kaybeden Mustafa Kocabaş'ın eşi Nursel Kocabaş ise tek günah keçisi seçildiğini, onun da Mehmet Efe olduğunu söyledi.

Tutuklu sanıkların verdiği ifadelerde koca madenin genel müdürünün, işletme ve üretim müdürünün işlerini yapan tek kişinin Mehmet Efe olduğunu ifade eden Kocabaş, "Adamı mezarında ters çevirdiler. Diğerleri hiç bir şey yapmıyor. Ramazan Doğru'nun ne iş yaptığını anlamış değiliz. Genel Müdür, oturma müdürü, günah keçisi de Mehmet Efe. Onlar bizi cayır cayır yaktılar" diyerek, tepki gösterdi. 

Oğlu Adem Çetiner'i maden kazasında kaybettikten sonra eşini de kaybeden, gelini ve 3 torunu ile oturduğunu ifade eden baba Çetiner ise tutuklu sanıkların ölen kişilerin üzerine suçu atmaya çalıştıklarını savundu.

İzmir'in Kınık ilçesine bağlı Çamköy'de ikamet ettiğini anlatan Çetiner, gözü yaşlı şekilde şöyle konuştu.

"Ben her şeyimi kaybettim, 3 tane torun var bende. Oğluma 5 lira sigara parası vermiştim, vefat ettiğinde cebinden o para çıktı. Son zaman oğlumun acısı yüzünden eşimi de kaybettim, şu an 65 yaşındayım. Oğlum ve gelinim biz okuyamadık, siz okuyun diyerek çocuklarını okutmak istiyordu. Kızlarına 'siz okuyun diye madene gidiyorum' diyordu." 

Duruşmaya, yarın tutuklu diğer 3 sanık ile tutuksuz sanıklarının ifadelerinin alınmasıyla devam edilecek.

-Sanıklar hakkında istenilen cezalar 

Davada, tutuklu 8 sanık "olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan da 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle yargılanıyor. 

Tutuksuz 37 sanıktan 12'sinin "taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği davada, 25 tutuksuz sanık ise bu suçları "bilinçli taksirle" işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.