Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Tutuklu sanık işletme müdür yardımcısı ve teknik müdür Adalı: "İnsanı zorlayarak, ne kadar çalıştırabilirsiniz? İşçi 8 saat çalışır" - "Ben kendim de her gün ocağa giriyorum. Böyle bir risk olsa girer miyim. Benim de kalbim var, bu insanlara bu acıyı yaşatır mıyım" - Tutuklu sanık teknik nezaretçi Ersoy: "Dünyanın en büyük maden kazasının hikayelerle aydınlatılmaya çalışılmasını kabul etmiyorum. Araştırılsın, gerçek neden ortaya çıkarılsın" - Duruşmanın öğleden sonraki ikinci bölümüne verilen arada fenalaşan işletme müdürü Akın Çelik katılmadı

MANİSA (AA) - Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davanın sanıklarından işletme müdür yardımcısı ve teknik müdür İsmail Adalı, madende işçilerin baskıyla fazla üretime zorlandığı iddialarına ilişkin, "İnsanı zorlayarak, ne kadar çalıştırabilirsiniz? İşçi 8 saat çalışır" dedi.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın üçüncü oturumunun öğleden sonraki bölümünde, sanık ifadelerinin alınmasına devam edildi.  

Öğleden sonraki bölümde ifadesini, "ayakta durmakta güçlük çekiyorum" diye tamamlayan Çelik, verilen 10 dakikalık arada fenalaştı. Mahkeme başkanı Aytaç Ballı, sağlık ekiplerinin müdahale ettiği Çelik'in, oturum yeniden açıldığında yaşadığı rahatsızlık nedeniyle salona gelmediğini kayıtlara geçirtti. 

Tutuklu sanıklardan iddianamede işletme müdür yardımcısı ve teknik müdür olarak geçen İsmail Adalı, savunmasında madende teknik müdür olarak çalıştığını, iddianamede yazılı şekliyle "işletme müdür yardımcısı" unvanı ve bu nedenle bütün birimlerin iş ve işlemlerinden sorumluluğunun bulunmadığını iddia etti. 

Teknik müdür olarak üretimden sorumlu olduğunu, bunun dışındaki konularda sorumluluk kabul etmediğini vurgulayan Adalı, savıcılık sorgusunda gösterilen şirket organizasyon şemasını da ilk kez orada gördüğünü ve böyle bir yapılanmadan haberdar olmadığını söyledi. 

-Madenci yakınlarının tepkisi 

Bu açıklamaların ardından Mahkeme başkanı Ballı, sanığa, "bu durumda madendeki iş güvenliğinden kim sorumluydu" sorusunu yöneltti. 

Adalı'nın, bu konudaki sorumluluğun kazada yaşamını yitiren başmühendis Mehmet Efe olduğunu söylemesi üzerine, salondaki ölen madenci yakınlarından, "Her şeyi Mehmet Efe'ye yükleyin, nasıl olsa öldü" şeklinde tepki sesleri yükseldi. 

Savunmasına olay gününe ilişkin bildikleriyle devam eden Adalı, kazadan saat 15.00 civarı idari binanın yakınındayken haberdar olduğunu ve hemen kontrol merkezine giderek durumu ele aldığını ve "U3 panosunda" enerji kesintisi olduğunu gördüğünü, diğer ayaklarda "yeşil ışık yandığını" anlattı. 

Adalı, o anda 15-20 saniye içinde bir yangının söz konusu olduğu kanaatine vardığını kontrol merkezindeki Olcay Erçin'e, panoları arayarak ocağın boşaltılması talimatı verdiğini ve hemen bölgeye hareket ettiğini söyledi. 

-"Daha önce hiç görmediğim bir sıcaklık vardı"

Ocağa gittiğinde meslek yaşamında daha önce hiç görmediği bir sıcaklıkla karşılaştığını ancak hiçbir şekilde açık alevin söz konusu olmadığını belirten Adalı, yoğun duman nedeniyle ocakta ilerleme ve tahliye imkanı bulamayınca işletme müdürü Akın Çelik'in talimatıyla ocaktaki hava akımının tersine çevrildiğini ve bu sayede bir süre sonra içeri girme imkanı bulduklarını dile getirdi. 

- Madenci baygınlık geçirdi 

Adalı'nın, en çok ölümün meydana geldiği "S panosu"ndaki duruma ilişkin anlatımı sırasında müşteki sıralarından bir madenci eşi "Orayı ne zaman tahliye ettiniz" diye bağırdı. Sorgulama usulü gereği, bu soruya karşılık vermemesi gereken sanık Adalı'nın, "Ben ocağın tahliye edilmesi talimatını zaten ilk anda 15-20 saniyede verdim" demesi üzerine, müşteki sıralarından tepkiler yükseldi. 

Soruyu yönelten madenci eşi, "S panosundan ölüler 5. gün çıktı" diye bağırırken, ocakta madenci olduğunu belirten bir müşteki de "Ben de oradaydım talimat vermedin" diye haykırdı. Mahkeme başkanının uyarıları ile avukatlar ve yakınlarının teskin etmesiyle yerine oturan madenci, bir süre sonra fenalık geçirdi. Madenciye salona çağrılan sağlık görevlilerince müdahale edildi. 

-"Baskıyla üretim" iddiaları

Adalı, mahkeme başkanı Ballı'nın, "işçilerin madende baskıyla daha fazla üretime zorlandığı" iddialarına ilişkin sorusu üzerine şu savunmayı yaptı: 

"İddianamede onunla ilgili çok fazla ifade var. 'Üretim baskısı var' deniliyor. 'İşçiyi zorlayarak kömür çıkarttığımız' söyleniyor. Bu madende 3 vardiya halinde 8 saat çalışılır. Madende üretimin yüzde 60'ı tam mekanize sistem, yüzde 20'si mekanize sistem, sadece kalan yüzde 20'lik bölümü 'kara sistem' olarak, sadece işçi gücüne dayalı olarak çıkarılır. Tam mekanize sistemde işçi çok az çalışır, makineyle üretim yapılır. Yarı mekanize sistemde, işçi tam mekanize sisteme göre biraz daha fazla çalışır. Sadece 'kara sistemde' işçi gücüne yoğun ihtiyaç vardır. İnsanı zorlayarak, ne kadar çalıştırabilirsiniz? İşçi 8 saat çalışır. Bu iddiaları kabul etmiyorum." 

Sanık Adalı'nın bu yöndeki savunması da müştekilerce tepkiyle karşılandı. 

  -"Her aile 1 can kaybetti, ben 301 can kaybettim" 

Kaza nedeniyle yaşadığı acıyı tarif etmesinin mümkün olmadığını ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade eden Adalı, "Ben kendim de her gün ocağa giriyorum. Böyle bir risk olsa girer miyim? Benim de kalbim var, bu insanlara bu acıyı yaşatır mıyım" dedi.

Adalı'nın,  bu sözleri üzerine, salondan "taş kalplisin, taş" tepkileri yükseldi. 

Tepkiler nedeniyle bir süre sessiz kalan ve savunmasına, "Her aile 1 can kaybetti, bin 301 can kaybettim" diye devam etmek isteyen Adalı'nın sözleri, "evladını hiç kaybettin mi" tepkisiyle kesildi. 

Adalı'nın, müştekilere karşı "Benim de çocuğum var 6 yaşında. 'Eve neden gelmiyorsun' diyor. Ben de o zaman bunu söylemek zorundayım" demesi üzerine, bir madenci yakını, "toprak sizleri de saracak", diğer bir madenci yakını da "keşke bizimkiler de cezaevinde olsaydı ama mezarda" diye bağırdı. 

Müşteki avukatları, sanığın madenci ailelerine dönerek karşılıklı cevap vermesine tepki göstererek, mahkeme başkanından bunu önlemesini talep etti. 

-"Hikayelerle aydınlatılmaya çalışılıyor"

Tutuklu sanıklardan teknik nezaretçi Ertan Ersoy ise 2013 Mayıs ayından bu yana yürüttüğü görevini Maden Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde usulünce eksiksiz olarak yerine getirdiğini savunarak, iddianamede kendisine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyledi. 

Bilirkişi raporunun, olay yerine gitmeden hazırlandığını ve gerçekleri yansıtmadığını ileri süren Ersoy, şunları kaydetti: 

"Kazanın oluş nedenini ortaya çıkarmak çok basit. Ocağı yeniden açmak çok basit, 15 günde açarsın tabandan sondaj alırsın, tabanda yangın var mıymış, yok muymuş anlarsın. Dünyanın en büyük maden kazasının hikayelerle aydınlatılmaya çalışılmasını kabul etmiyorum. Araştırılsın, gerçek neden ortaya çıkarılsın." 

Ersoy, mahkeme başkanı Ballı'nın havalandırma sisteminin yetersiz olduğu yönünde bilirkişi raporunun yanı sıra iş müfettişleri ve TBMM Maden Kazalarını Araştırma Komisyonu raporunda da yer alan iddialara ilişkin sorusuna, havalandırma sisteminin yeterli olduğunu ve ocakta yeterli temiz havanın bulunduğunu iddia etti. 

Mahkeme heyeti, Ersoy'un ifadesinin alınmasının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verdi. 

- Sanıklar hakkında istenilen cezalar 

Davada, tutuklu 8 sanık "olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan da 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle yargılanıyor. 

Tutuksuz 37 sanıktan 12'sinin "taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği davada, 25 tutuksuz sanık ise bu suçları "bilinçli taksirle" işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.