Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Duruşmada tutuksuz sanıkların ifadesinin alınmasına devam edildi - Havalandırma mühendisi Ünal: "Olay gününe ilişkin defteri ben doldurmadım, Harun Kaymaz olay günü doldurmuş, ben de imzaladım" - İfadeleri alınan 6 tutuksuz sanığın da üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmediği duruşmada, madenci aileleri zaman zaman tepki gösterdi - Duruşma sırasında ayağa kalkarak tepki gösteren Elmas Kaya: "Ben şimdi deniz olsaydım isyanım kıyılara vuruyordu. Bana bunların yalanlarını dinletiyorsunuz, nasıl sabredeyim"

MANİSA (AA) - Soma'daki maden faciasının yaşandığı ocakta havalandırma mühendisi olarak çalışan tuksuz sanık Fuat Aydın Ünal, olay gününe ait havalandırma defterinin, bu konuda tek sorumlu kişi olmasına rağmen kendisi tarafından doldurulmadığını, maden mühendisi Harun Kaymaz tarafından işlenerek sonradan kendisinin imza atmak zorunda kaldığını söyledi. 

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davaya tutuksuz sanıkaların ifadalerinin dinlenilmesiyle devam edildi. Duruşmanın beşinci gününün sabah bölümünde, tutuksuz sanıklardan Fuat Aydın Ünal, Serkan Kocaman, Soner Günay, Nazmi Cem Nesimoğulları, Hüseyin Alkan ve Batuhan Ünlüyol'un ifadeleri alındı. 

Ünal, savunmasında, madende 2013 yılının Eylül ayından itibaren emniyet vardiya mühendisi görevinde bulunmasına karşın asıl görevinin "havalandırma mühendisliği" olduğunu ve madendeki hava akışının organizasyonunda sorumlu bulunduğunu dile getirdi.

Bu alanda madende çalışan tek mühendis olduğunu ve toplam 10 kilometre uzunluğunda bir ağdaki hava akışını yönettiğini ifade eden Ünal, "madende çalışan sayısına uygun hava temini sözkonusu olmadığı" iddiasını kabul etmeyerek, her üretim ayağı için ilgili mevzuatın belirlediği değerin üzerinde temiz havanın temin edildiğini, dönem dönem yaşanan bozulmaların da giderildiğini savundu. 

Ünal, mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın iddanamedeki tanık ifadelerinde işçi Cengiz Göktaş'ın, "8 Mayıs 2014'te kendisine havanın çok sıcak olduğunu söylediği ve buna 'bir şey olmaz' yanıtını verdiğini" hatırlatması üzerine, "Bu ifadeyi kabul etmiyorum. Bir şey olmaz deyip geçip gidecek bir insan değilim" dedi. 

-"Havalandırma defteri" rastgele doldurulmuş 

Mahkeme başkanı Ballı'nın, sanık Ünal'a, bilirkişi ve iş müfettişi raporlarında "havalandıram defterinin, değerlerin her gün aynı şekilde kopyalanmasıyla doldurulduğu" izlenimi oluştuğu yönündeki iddiaları da sordu. 

Ünal, 119 sayfa havalandırma defterinin sadece 19 sayfasının kendisince doldurulduğunu bildirdi. Ünal, olay gününü de kapsayan 30 Nisan 2014 tarihli havalandırma defterinin, son sayfasının kendisi tarafından doldurulmadığını vurguladı.

Mahkeme başkanı Ballı'nın, defterin kim tarafından doldurulduğunu sorması üzerine, "Harun Kaymaz olay günü doldurmuş, ben de imzaladım" yanıtı veren Ünal, neden imza atığına ilişkin soruya da "Olay günü eksik kalmasın diye doldurmuş, ben de imzalamak zorunda kaldım" karşılığını verdi. 

Ünal, mahkeme başkanının diğer soruları üzerine de madende acil çıkış için tatbikat yapılmadığını ve çalıştığı süre içinde bir kez maske bakımı yapıldığına şahit olduğunu belirterek, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

-"Sınır değerler aşılığı için hiç üretimin durduğunu görmedim"

Tutuksuz sanıklardan Serkan Kocaman da madende işgüvenliği biriminde vardiya mühendisi olarak çalışmakla birlikte asıl görevinin "patlatma mühendisliği" olduğunu anlattı.

Madende her bir vardiyada günlük 150-200 kilogram dinamit patlatıldığını ve kendisinin dinamitlerin depolardan ateşçilere tesliminden, yerinde kullanımından sorumlu olduğuna işaret eden Kocaman, iş güvenliğine ilişkin sorumluluğunun ise "dinamit patlatılması ile nakil bantları ve yer üstü kompresör dairesine ilişkin risk analizlerini yapmak" olduğunu öne sürdü.

Kocaman, bu çerçevede iddianamede üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade etti. 

Mahkeme başkanı Ballı'nın, "madende hiç karbonmonoksit değerinin 50 PPM'in üzerine çıktığı için üretime durdurulduğunu gördün mü" sorusuna Kocaman, böyle bir durumla karşılaşmadığı cevabını verdi.

-"Deniz olsaydım isyanım kıyılara vururdu" 

Kocaman'ın savunması sırasında ölen madencilerden Kader Yıldırım'ın annesi Esma Kaya, sanık savunmalarına tepki gösterdi. Ayağa kalkarak söz isteyen Kaya, mahkeme başkanının "sabırlı olun, sonra size de söz vereceğim" uyarına karşın, tepkilerini şu sözlerle ifade etti: 

"Ben şimdi deniz olsaydım isyanım kıyılara vuruyordu. Bana bunların yalanlarını dinletiyorsunuz, nasıl sabredeyim. Bana, bunların yalanlarını dinletiyorsunuz. Siz benim evladım yaşındasınız. Onlara, 'siz hiç evladınızın ölüsünü kucağınıza aldınız mı' diye sor."

Kaya, bu sözlerin ardından mahkeme salonundan dışarıya çıktı. 

Sanıklardan maden teknikeri Soner Günay ise savunmasında madende iş güvenliği vardiya amiri Hilmi Kazık'a bağlı pozisyonda çalıştığını ve madende seyyar gaz takibi yapmak ve tahkimatları kontrol etmekle görevli olduğunu aktardı.

Mahkeme başkanı Ballı'nın sorusu üzerine iddianamede sabit sensörlerin kayıtlarında görülen yüksek karbonmonoksit değerlerine, çalıştığı ayaklarda yaptığı seyyar ölçümlerde rastlamadığını ifade eden Günay, "ocakta karbonmonoksit sınır değeri olan 50 PPM aşıldığı için üretimin durduğunu hiç görmediğini" belirtti. 

-İfade verirken fenalaştı 

Tutuksuz sanıklardan Nazmi Cem Nesimoğlulları ve Hüseyin Alkan da ayrı ayrı alınan ifadelerinde, tam mekanize ayaklarda vardiya amiri olarak görev yaptıklarını bildirdi. Nesimoğlulları ve Ünlüyol, iddanamedeki "işçilere üretim baskısı yaptıkları" suçlamasını, tam mekanize ayakta iş gücüyle yapılan bir iş olmadığı gerekçesiyle reddetti. 

Madende gaz izlemede işçi olarak çalışan Batuhan Ünlüyol ise görevinin kontrol merkezinde sabit sensör değerlerini izlemek ve değerlerde aşma olduğunda yer altındaki vardiya amirine ulaşarak durumu bildirmek olduğunu, pano ya da ayağı boşaltmak gibi bir yetkisinin bulunmadığını söyledi. 

İfade verme işlemi sırasında fenalık geçiren ve salona çağrılan sağlık ekiplerince müdahale edilen Ünlüyol, daha sonra devam ettiği ifadesinde, sorumluluğunun yüksek değer devam ettiği sürece her 15-20 dakikalık dilimler halinde durumu yeraltına bildirmekten ibaret olduğunu savundu.

-Ailelerin tepkisi

Mahkemede ifadelere tepki vermesinin ardından salondan çıkan, maden kazasında oğlu Kader Yıldırım'ı kaybeden Elmas Kaya, gazetecilere yaptığı açıklamada, yetim kalan iki torununun hala babalarını beklediğini bu durumun kendisini çok üzdüğüne değindi.

Oğlunu kaybettiği günden bu yana yaşamında boşluklar olduğunu anlatan Kaya, "Yaşamam için bir oğlum vardı, şimdi o da yok. Oğlumu göremem diye intihar edemiyorum. Mahkemede konuşulanları inledikçe içim titriyor. Deniz olsaydım isyanım kıyılara vuruyordu. İçime akıyor kanım. Adalet devletin temeli imiş... Bizim adaletimiz Allah. Bizi ancak o savunabilir, haklıyı haksızı ancak o ayırt edebilir. Bunlar vicdanını, nefsini paraya değişmişler. Allah'ın adını bile paraya değişmişler" diye tepkisini dile getirdi. 

Sanıkların ifadelerine tepki göstererek duruşma salonundan çıkan bazı madenci yakınlarının da gözyaşlarını tutamadığı gözlendi.

-Sanıklar hakkında istenilen cezalar 

Davada, tutuklu 8 sanık "olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan da 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle yargılanıyor. 

Tutuksuz 37 sanıktan 12'sinin "taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği davada, 25 tutuksuz sanık ise bu suçları "bilinçli taksirle" işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.