Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Can Gürkan'ın avukatı Çetin: "Bilirkişiler ya işi bilmiyor ya da ideolojik nedenlerle suç yüklemek için sebep arıyor" - "Olay, ani gaz püskürmesi şeklinde oldu. Bunun nedeni, tespit edilemedi, bununla ilgili daha büyük inceleme yapılmadı" - "Gaz maskelerinin en eskisi, 2010-11 tarihli. Bu ocakta Çin maskesi, hiç olmadı" - "Bu olayda en çok üzülen, zarar görenler, sanıklar" - Akın Çelik'in avukatı Koçyiğit: "Dumanın, petrol ve türevi maddelerin yanmasından dolayı ortaya çıkan rengi, sabotaj ihtimalini güçlendiriyor"

MANİSA (AA) - Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davada, sanık avukatları savunmalarını yaptı.

Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ve 13 Nisan Pazartesi günü görülmeye başlanılan davanın altıncı celsesinde, sanıkların savunma yapmalarının ardından, mahkeme başkanı Aytaç Ballı, sözü sanık avukatlarına verdi.

Tutuklu sanık Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan'ın avukatı Kadir Çetin, savunmasında, şirketin, güvenliğine aşırı derecede önem veren, köklü bir şirket olduğunu vurguladı.

Soruşturma sürecinde, ne olduğu tam anlaşılmadan "linç kampanyası" yürütülüp, olayın tüm sorumluluğunun sanıklara atıldığını iddia eden Çetin, benzer olayların yaşanmaması için kazanın gerçek nedeninin ortaya çıkarılması gerektiğini dile getirdi.

Çetin, 2013'ün aralık ayında göreve getirilen müvekkilinin, şirketi yönetmek ve kendisine iletilen talepleri yerine getirme yükümlülüğü bulunduğunu belirterek, sanıkların tamamının, kazanın meydana geldiği Eynez ocağında bildirilecek olumsuzluk olmadığını ifade ettiğini hatırlattı.

Can Gürkan'a ancak ehil kişi çalıştırmadığı suçlaması yapılabileceğini ancak ocaktaki sorumluların tamamının konusunda uzman olduğunu ileri süren Çetin, "Müvekkilime iletilen eksiklik yok. 11 aydır niye tutuklu olduğunu anlamıyoruz" ifadesini kullandı.

- Bilirkişi raporuna "sunum" eşliğinde eleştiri 

Kadir Çetin, bilirkişi raporunda uzman kişilerin danışmanlığında tespit ettiklerini ileri sürdüğü eksiklikleri, hazırladığı sunum eşliğinde anlattı.

Bilirkişi raporunda, ocakta sık sık yangın meydana geldiği iddiasının, sabit sensör ortalama karbonmonoksit ölçüm değerlerinin 1 Şubat'tan itibaren yükselmesine dayandırıldığını belirten Çetin, şöyle konuştu:

"Bu yükselme, dinamit atımına bağlıdır. Raporda yer aldığı gibi yangın olsa, resmi tatil günlerinde karbonmonoksit değerlerinin dip yapması söz konusu olmazdı. Olay, ani ve hızlı gerçekleşmiştir. Olay, ani gaz püskürmesi şeklinde oldu. Bunun nedeni, tespit edilemedi, bununla ilgili daha büyük inceleme yapılmadı. Bu salondaki herkes, gerçek nedeni öğrenmek istiyor."

Çetin, dışarıda hava 15 derece civarındayken 60 derece ölçen ocak çıkışındaki sabit ısı sensörün bozulduğunu savunarak, bu durumu kanıtlayan seyyar sensör verilerinin yer aldığı TÜBİTAK raporuna da bilirkişi raporunda yer verilmediğini ileri sürdü.

Bilirkişilerden birinin eşinin, 2010 yılından önce denetimde bulunmasından dolayı bu tarihten önceki verilere, raporda yer verilmediğini iddia eden Çetin, "Bilirkişiler, mevcut bilimsel verileri de doğru yorumlamamış. Bilirkişiler ya işi bilmiyor ya da ideolojik nedenlerle suç yüklemek için sebep arıyor" diye konuştu.

Çetin, ikinci havalandırmanın, yangına sebebiyet vereceği gerekçesiyle bazı üretim ocakları açılmadan devreye sokulamayacağını belirterek, ocaktaki üretim artışının, "zorlama"dan değil, üretim teknikleri ve yeni teknoloji kullanımından ileri geldiğini kaydetti.

Ocakta, sözleşmeye göre yıllık 1,5 milyon tonun altında üretim yapılması halinde, cezayla karşı karşıya kalınacağına dikkati çeken Çetin, önceki işletici firmanın, bu durumla karşılaşması üzerine, Prof. Dr. Bahtiyar Ünver'e ocakla ilgili risklerin yer aldığı rapor hazırlattığını ifade etti.

Çetin, bu rapordan da kazanın ardından haberdar olduklarını dile getirerek, buna rağmen kazada gösterilen risk faktörlerinin, ekipman ve değişen üretim tekniği nedeniyle ortadan kalktığını öne sürdü.

- "Gaz maskesi örneklerinde, karışıklık olabilir"

Kadir Çetin, gaz maskelerine ilişkin iddiaların da gerçek dışı olduğunu savunarak, şöyle devam etti:

"Gaz maskelerinin en eskisi, 2010-11 tarihli. Bu ocakta Çin maskesi, hiç olmadı. TÜBİTAK'a giden gaz maskesi örneklerinde, karışıklık olabilir. Olayın ardından, dışarıdan gelenler oldu, eğitim için olan gaz maskeleri var, TKİ'nin deposu var. 'Maskem eski' diyenler, doğru beyanda bulunmuyor. Bunları söyleyenler, yer üstünde çalışan, gaz maskesi bile olmayanlar. Olay zamanı karbonmonoksitin bu kadar hızlı yükselmesi, maskelerin çalışması için gereken oksijen oranını da ortadan kaldırmış. Türkiye 'de yönetmelik doğrultusunda kullanılan maskeler, bu büyüklükteki olayı kaldıramadı. İfadesi alınan 200 kişiden 15'inin, maskesinin çalışmadığı yönünde ifade vermesi, bundan kaynaklanıyor. Geriye kalanların maskesi ya çalışmış ya da takılmamış."

Çalışanların, Celal Bayar Üniversitesi işbirliğiyle eğitim aldığını anlatan Çetin, soruşturma savcısının, itirazlarına rağmen tüm delilleri toplamadan 17 Temmuz'da ocağı şirkete teslim ettiğini, sanık lehine delilleri kendilerinin toplayarak savcının görevini yapmaya çalıştıklarını iddia etti.

- "Bu olayda en çok sanıklar üzüldü"

Çetin, kazanın sanıkların tedbirsizliği sonucu yaşanmadığını savunarak, "Bu olayda en çok üzülen, zarar görenler, sanıklar. Yakınlarını kaybettiniz ama sanıklar hem çalışma arkadaşlarını kaybetti hem de 301 kişinin ölümünden suçlanıyor" değerlendirmesinde bulundu.

-"Hocam, nokta atışı yapamadın"

Tutuklu sanıklardan şirketin genel müdürü Ramazan Doğru'nun avukatı Ömer Fatih Şimdi de müvekkilinin, Eynez ocağında işveren vekilliği görevi bulunmadığını söyledi.

Doğru'nun, kendisine bağlı 6 maden işletmesinin tüm detaylarına hakim olmasının imkansızlığını vurgulayan Şimdi, şunları kaydetti:

"Cezai sorumluluk, doğrudan önlem almakta ihmali olan kişiye aittir. Burada, göz göre göre gelen kaza söz konusu değildir. 11 ay geçmesine rağmen kazanın nedeninin ortaya çıkmaması, büyük eksiklik. Hazırlık soruşturması yürüten savcıların, bilirkişiye, (Hocam, nokta atışı yapamadın) dediğine şahit olduk."

Doğru'nun diğer avukatı Ali Rıza Belgin de hazırlanan tüm raporlarda, kaza nedeninin tahmine dayalı olduğunu iddia ederek, tahminden yola çıkılıp sanıklara kusur verilmesinin yanlışlığını savundu.

Olayın mevcut bilirkişi raporuyla aydınlatılamayacağını öne süren Belgin, gerçek nedenin öğrenilmesi için bilirkişi kurulu oluşturulması gerektiğini ifade etti.

-"Sabotaj olabilir"

Tutuklu sanıklardan işletme müdürü Akın Çelik'in avukatı Yusuf Koçyiğit de soruşturma sürecinde, gizlilik esasına rağmen süreçlerin kamuoyuyla paylaşıldığını anlatarak, siyasetçisinden sivil toplum kuruluşu temsilcilerine kadar olayla ilgili medya aracılığıyla yapılan açıklamaların, soruşturmayı etkilediğini, sanıkların suçlu olduğu algısının yaratıldığını öne sürdü.

Bilirkişi raporunu hazırlayanlarla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatan Koçyiğit, şöyle konuştu:

"Bölgede 3 şiddetine varan depremler olduğu, bitişik nizamdaki ocağa kırıklar, boşluklar yaratabileceği varsayımına ulaştık. Dumanın, petrol ve türevi maddelerin yanmasından dolayı ortaya çıkan rengi, sabotaj ihtimalini güçlendiriyor. Ayrıca Soma, enerji sektöründe önemli yere sahip. Zaman kaybedilmiş değil. Yeni bilirkişi kurulu oluşturulmalı."

Mahkeme heyeti, duruşmaya yarına kadar ara verdi.

Salondakiler, duruşmanın ardından "kaza değil, katliam" diyerek sanıklara ve avukatlara tepki gösterdi.

- Sanıklar hakkında istenilen cezalar 

Davada, tutuklu 8 sanık "olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan da 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle yargılanıyor. 

Tutuksuz 37 sanıktan 12'sinin "taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği davada, 25 tutuksuz sanığa ise bu suçları "bilinçli taksirle" işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.