Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Sanık avukatlarından Ulusoy: "Parkteknik şirketi olayın nedenini 5 yıl öncesinden biliyor. Bu nedenle 2006 yılında ihaleyle aldığı işletmeyi, ihale süresi dolmamasına rağmen 3 yıl sonra TKİ'ye iade etti" - "Soma Kömürleri AŞ ise 'aynı şartlarda devam ederim' diyor ve bu işi alıyor, 5 yıl sonra da beklenen kaza meydana geliyor" - "Bu itibarla 2009 yılında Parteknik'in fesih ve devir talebini kabul eden TKİ ihale komisyonu ve onay makamı kişiler, yine 2009 yılında ihaleyi devralan Soma Kömürleri AŞ'nin o tarihteki yöneticileri ve 2009-2014 yıllarındaki Parkteknik'in ileri sürdüğü sakıncaları dahi görmezden gelerek madenin çalışmasına izin veren MİGEM ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz"

MANİSA (AA) - Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davada, tutuksuz sanıklardan elektrik mühendisi Ümit Şahin'in avukatı Gani Engin Ulusoy, madeni daha önce işleten Parkteknik şirketinin " güvenliği riski" nedeniyle madeni devrettiğini belirterek, aynı şartlarda ocağın çalıştırılmasında sorumluluğu bulunduğunu iddia ettiği kamu görevlileri ile o dönemdeki Soma Kömürleri AŞ yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. 

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın duruşmasına, sanık avukatlarının müvekkillerine ilişkin savunmalarının alınmasıyla devam edildi. 

Tutuksuz sanıklardan elektrik mühendisi Ümit Şahin'in avukatı Ulusoy, davada sanık vekili olarak yer almasına rağmen, karşı tarafta müdahil vekili olarak da yer alabileceğini, çünkü olaydan müvekkilinin de mağdur olduğunu savundu. 

İddianamede, müvekkiline "madende kullanılan elektrik malzemelerinin yangın riskine uygun olmadığı" ve "elektrik projesinin, Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) onayına sunulmadığı" şeklinde iki suçlama yöneltildiğini dile getiren Ulusoy, şunları söyledi: 

"Büyük bir ocak burası. Ocakta 3'ü olay yerinde olmak üzere toplam 23 trafo bulunuyor. Bu trafolar, kuru tip. Olay yerindekiler dahil hepsi sağlam. İddianamede, kabloların yandığı söyleniyor. Bu kablolar, mevzuata uygun olarak tutuşturmaz, alev sızdırmaz, yangını devam ettirmezdir. Ama bu, aleve maruz kaldığında yanmaz anlamına gelmez. Yangın olunca, doğal olarak kablolar da yanmıştır. İddianamede ayrıca '4. bant bölgesindeki kabloların, gelişi güzel bakır telle ve normal elektrik bandıyla sarıldığı' bilgisi var. Bu, kurtarma çalışmaları sırasında 4. bandın yeniden çalıştırılarak kullanılmak istenmesi dolayısıyla kurtarma ekiplerince hasar gören kabloların onarılmasından kaynaklanmıştır. Yoksa normal zamanda böyle bir durum söz konusu değil." 

Ulusoy, elektrik projesinin MİGEM onayına sunulmaması iddiasına ilişkin olarak da ocağın elektrik projesinin ilk kurulduğunda TKİ tarafından onaylatıldığını, sonrasında değişiklik yapılmadığı için yeni bir onay işlemine gerek olmadığını, iş müfettişlerinin de hiçbir zaman bunu talep etmediklerini öne sürdü. 

-"Beklenen facia 5 yıl sonra geldi" 

Tutuklu sanıklardan Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, genel müdür Ramazan Doğru ve işletme müdürü Akın Çelik'in mahkemedeki ifadelerinde, "kazanın oluş nedenini kendilerinin de bilmediğini" söylediklerine dikkati çeken Ulusoy, şunları kaydetti: 

"Oysa, Parkteknik şirketi olayın nedenini 5 yıl öncesinden biliyor. Bu nedenle 2006 yılında ihaleyle aldığı işletmeyi, ihale süresi dolmamasına rağmen 3 yıl sonra TKİ'ye iade etti. 'Ben burayı işletemeyeceğim, büyük teknik problemler var. Üretim çalışmaları sırasında yangınlar oluşuyor, ayrıca çalışılan bölgelerde büyük miktardaki su birikimleri, şartnamede görülmeyen büyük atımlı faylar nedeniyle ileride telafisi olmayacak problemlerle karşılaşabiliriz' deyip işi TKİ'ye iade etti. Oysa ballı ihale almış, niye bırakıyor? Soma Kömürleri AŞ ise 'aynı şartlarda devam ederim' diyor ve bu işi alıyor, 5 yıl sonra da beklenen kaza meydana geliyor." 

Ulusoy, olayı, her yeri arızalı bir otobüsün, art arda işletmeciye satılması ve sonrasında meydana gelen kazaya benzeterek, savunmasına şöyle devam etti: 

"Biz de olay sonrası kusuru otomobilin şoföründe, muavininde, karşıdan gelen aracın şoföründe ya da yolun durumunda arıyoruz. Elbette bu etkenler az da olsa kazanın oluşuna katkıda bulunmuştur ancak asıl kusur otomobilin arızalı olduğu kendisine bildirildiği halde, onarıp arızalarını gidermeden başkasına satandadır. Yine asıl kusur, o otomobilin arızalı olduğunu bile bile satın alan 3. kişidedir, tamir etmeden yola devam etmiştir. Yine asıl kusur, trafikte bu aracın arızalı şekilde gittiğini görüp trafikten men etmeyen trafik polisindedir. Bu salonda ise bunların hiçbiri yok, o zaman adalet de yok."

- Suç duyurusu talebi 

Davada genel olarak ya çok az kusurlu olan ya da hiç kusuru bulunmayanların yargılandığını ileri süren Ulusoy, "Bu itibarla 2009 yılında Parkteknik'in fesih ve devir talebini kabul eden TKİ ihale komisyonu ve onay makamı kişiler, yine 2009 yılında ihaleyi devralan Soma Kömürleri AŞ'nin o tarihteki yöneticileri ve 2009-2014 yıllarında Parkteknik'in ileri sürdüğü sakıncaları dahi görmezden gelerek madenin çalışmasına izin veren MİGEM ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz" diye konuştu.

 - ELİ çalışanları 

Davada tutuksuz olarak yargılanan Türkiye Kömür İşletmelerine (TKİ) bağlı Ege Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü (ELİ) Eynez Yeraltı Kontrol Şubesi'nde görevli maden mühendisleri Adem Ormanoğlu, Burhan Karadaş, Sertaç Büyükgüney, Nimetullah Uğurlu, Efkan Kurt, Mehmet Bayri ve Sertan Günay'ın avukatı Mahmut Yılmaz da müvekkillerinin sadece madende üretilen kömürün kalitesinin ve miktarının tespiti ile buna göre hak edişlerinin düzenlenmesinden sorumlu olduğunu savundu. 

Bu nedenle teknik savunma yapmayacağını ifade eden Yılmaz, bilirkişi raporunu ise "Bu kaza Türkiye madencilik tarihinin en büyük kazası, bu bilirkişi raporu da bilirkişi tarihinin en feci raporudur. Maden mühendisliği 1. sınıf öğrencilerinden heyet oluşturulsaydı, daha sağlıklı bir rapor ortaya çıkardı" sözleriyle eleştirdi. 

- Sanıklar hakkında istenilen cezalar 

Davada, tutuklu 8 sanık "olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan da 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle yargılanıyor. 

Tutuksuz 37 sanıktan 12'sinin "taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği davada, 25 tutuksuz sanığa ise bu suçları "bilinçli taksirle" işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.