Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davanın 13. oturumu başladı - Tutuklu sanıklardan teknik müdür Adalı: - "Hiçbir işçiye tokat atmadım, küfür etmedim, üretim baskısında da bulunmadım"

MANİSA (AA) - Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davanın 13'üncü oturumu, başladı.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanıklardan teknik müdür İsmail Adalı, "çapraz sorgu" olarak bilinen yöntemle doğrudan soruları yanıtladı.

İlk olarak Cumhuriyet Savcısı Burak Kocaoğlu'nun sorularını yanıtlayan Adalı, adının işletme müdür yardımcısı sıfatıyla geçtiği bazı belgelerde imzası olmasına rağmen resmi unvanının teknik müdür olduğunu belirtti.

İşe yeni giren madencilerden bazılarının, kazanın meydana geldiği gün eğitimde gözükmesine rağmen olay günü ocakta hayatını kaybetmesiyle ilgili bilgisi olmadığını savunan Adalı, ocağın acil eylem planında başkan olarak gözüktüğünü de bilmediğini, sadece iş güvenliğiyle ilgili yer üstü saha üstünde sorumluluğu bulunduğunun bildirildiğini dile getirdi.

Sanık ve müşteki avukatlarının sorularını da yanıtlayan Adalı, daimi nezaretçi kavramını duyduğunu ancak kimlerin bu görevi üstlendiğini bilmediğine değinerek, kazadan bir hafta önce ocakta zehirlenerek hastanede tedavi olan, kaza günü tekrar girdiği ocakta hayatını kaybeden Dursun Demircan'dan haberi olmadığını anlattı.

Salondakiler, bu sözleri üzerine Adalı'ya, "Neyi duyuyorsun sen, tiyatrocu olmuşsun sen?" sözleriyle tepki gösterdi.

İsmail Adalı, işçilere kötü muamelede bulunduğu iddialarının hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

"Hiçbir işçiye tokat atmadım, küfür etmedim, üretim baskısında da bulunmadım. İşçiyi zorlamakla üretim artmaz. Üretim artışı, altyapı ve teknolojik yatırımlarla alakalı. İş yeri kurallarına uymayanlara yevmiye kesme cezası vardı. Ama üretim azlığından dolayı bu ceza verilmiyor. Eğer mesaisini tamamlamadan çıkarsa disiplin kurulunda ifadesini alırız. Gerekirse yevmiye kesme cezası verirdik ama şirket politikası gereği bu cezayı uygulamazdık. Bu cezanın ihtar maiyeti vardı. Yeri gelince iş akdini feshederdik."

Olay yerinden en az iki günde bir geçtiğini belirten Adalı, gözlemlerine dayanarak, olayın bilirkişi raporundaki şekliyle meydana gelmiş olamayacağını ileri sürdü.

Adalı, yaklaşık 45 dakika ocakta yürüyüp çalışma alanına giden işçilerin, ikisi vardiya değişimi hariç kömür taşınmasında kullanılan 5 taşıma bandıyla ocaktan çıktığını anlatarak, olay anında ocak içinde 650 işçi bulunduğunu kaydetti.

Müşteki avukatlarının "dayıbaşı", sanıkların "ekip başı" olarak nitelendirdiği kişilerin çalışma sisteminin, iş yerinde 2006 yılına kadar uygulanan taşeron sistemiyle aynı olduğunu, madende aynı şekilde iş başında bulunduğunu aktaran Adalı, bu kişilerin altındaki işçilerin çıkardığı kömür miktarına oranla prim aldığına yönelik bir şey duymadığını öne sürdü.

Adalı, üretimdeki işçilerin katılımıyla genel acil çıkış tatbikatı yapılmadığını belirterek, ocak içinde tatbikat gerçekleştirildiğini duyduğunu dile getirdi.

İsmail Adalı, müfettişlerin ocağın içine 25 metre girip sonra yemeğe götürüldüğü iddialarını ise kabul etmedi.

- Adalı'ya alkışlı tepki

Olumsuz durumda işin durdurulmasına izin verdiğini ifade eden Adalı'ya salondakiler, "Aferin" ve "Halk kahramanı" sözleriyle alkışlayarak tepkisini gösterdi.

Adalı'nın, müşteki avukatları tarafından yöneltilen soruda ismi sayılan madencileri tanıdığını ve aralarında husumet bulunmadığını söylemesi üzerine, salondakiler "Nasıl husumet yok?" diye bağırdı. Bu sırada müşteki avukatlarının "Sanık ağlamaklı oldu, duruşmaya ara verelim" talebi, mahkeme başkanı Aytaç Ballı tarafından reddedildi.

Müşteki avukatları, ayrıca İsmail Adalı'nın üretimden sorumlu olmasını gerekçe göstererek, bazı madenci yakınlarının sanığa soru sorma imkanı verilmesi talebini mahkeme heyetine iletmesinin ardından duruşmaya, öğle arası verildi.