Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davada, tutuksuz sanıkların çapraz sorgusuna devam edildi - Tutuksuz sanıklardan gaz izleme personeli Erşin: "Panodaki cihazlardan bazılarının enerjisi gitti. Hemen yetkili birimi arayıp söyledim. Sonra ocaktaki diğer bölümün enerjisi de gitti. Bu sırada panolardan birisini telefonla aradığımda, olayda hayatını kaybeden Aziz arkadaşım telefonu açtı ve bana 'yoğun bir kablo yanığı kokusu geliyor' dedi" - "Yangın sırasında sensörlerden gördüğüm ilk değer de 250 ile 260 ppm'di. Ocağı boşaltma kararı geldi. Bunu söylemek için panoları aradım ama sürekli meşgul çalıyordu"

MANİSA (AA) - Manisa'nın Soma ilçesindeki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davada, tutuksuz sanıkların çapraz sorgusuna devam edildi.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 16'ncı oturumunda, "sanık avukatlarının tutuksuz sanıklara yönelik uzun ve mükerrer sorular sorması" tartışmaya neden oldu.

Mağdur avukatları, sanık avukatlarının süreci uzatmaya ve yargılamaya engel olmaya çalıştığını savunarak, davada daha önemli bilgiler verecek işçileri dinlemek için sanıklara soru sormayacaklarını söyledi ve bir kısım müdahil avukat duruşma salonunun dışına çıktı.

Daha sonra tutuksuz sanıkların çapraz sorgusuna geçildi. Emniyet teknikeri Serhat Dinç, ocak içinde gaz ölçümü yapma ve işçilerin donanımlarını kontrol etme görevinin olduğunu, ocaktaki sensöre 5-6 dakikada bir baktıklarını, olumsuzluk durumunda koku ve oksidasyonla da anlaşıldığını anlattı.

Dinç, ocakta dinamit patlatılmadan teknikerlerin de çağrıldığını, bu durumda bölgeye gidip metan gibi gazlar için gerekli ölçümleri yaptıklarını söyledi.

- İfadelerdeki çelişkiler

25-30 ppm oranında gaz bulunduğu zaman bile müdahalede bulunduklarını söyleyen Dinç'e, madenci ailelerin avukatlardan Denizer Şanlı, savcılıkta verdiği, "100 ppm'e kadar gaz oranına müdahale etmezdik. 120 ppm seviyelerinde, boğazda yanma olurdu" şeklindeki ifadesini hatırlattı. Dinç de "Savcılıkta söylediklerim, tutanağa yanlış geçmiş" dedi. Dinç ifadesini değiştirmesinde halen aynı şirkette çalışmasının etkili olup olmadığına yönelik soruya ise "yok" karşılığını verdi.

Maden teknikeri Serdar Günay, ocak içerisinde gaz olması durumunda hemen işçileri tahliye ettiklerini, üretimi durdurduklarını söyledi.

Avukatların soruları üzerine üretimi durdurmaları halinde bugüne kadar yönetimden ya da amirlerinden hiç uyarı almadıklarını ifade eden Günay, ocakta işçilerin tahliyesi için sığınak bulunduğunu ancak mevzuata uygun olanının, yapılacağının kendilerine söylendiğini savundu.

Günay, revir bölgesinin temiz havaya 30 metre uzaklıkta bulunduğunu aktararak, "Tecrübeli arkadaşlarımızın nasıl çıkamadığını anlamıyorum" dedi. Sanık avukatlarının sorularına ve  Günay'ın verdiği yanıtlara tepki gösteren madenci yakınları, "Paslaşın paslaşın, güzel paslaşıyorsunuz. Aylardır sizi dinliyoruz" dedi.

Serdar Günay, ailelerin avukatlarının sorusu üzerine, ocağın S 340 bölümündeki ölümlerde, yetersiz gaz maskelerinin etkili olup olmadığını yönündeki sorusuna, "Kesinlikle olamaz. Maskeler yeterliydi" yanıtını verdi.

Avukatların, Günay'ın savcıya verdiği ifadede olay yerine bin 500 metre uzaklıkta olduğunu söyleyen ancak mahkemede değiştirip bölgeden geçtiğini hatırlatması üzerine, "Savcı baskı yapmıştı. Avukatımı da içeriye almamışlardı. İfademi okumadan imzalattı" dedi.

Tutuksuz sanıklardan hazırlık bölümü çalışanı Halil Burhan ise  Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı'nın savcılık sorgusunda, "100 ppm'e kadar normal kabul ederiz" yönündeki sözlerini hatırlatması üzerine, "Ben orada dinamit patlamalarındaki yükselmenin normal olduğunu anlatmaya çalıştım" karşılığını verdi.

Maden teknikeri Uğur Karakurt da üretim azaldığı zaman kendisine hesap sorulmadığını, başkalarına hesap sorulup sorulmadığını bilmediğini söyledi.

Maden teknikeri Mehmet Uçkun, halen facianın yaşandığı maden ocağında çalıştığını, trafik kazası geçirdiği için izinli olduğunu, maaşını almaya devam ettiğini anlattı.

Temiz hava gelen yerden, pis hava gelmesiyle olay anında bayıldığını belirten Uçkun, "Hastane gözlerimi açtım. Bu nedenle de olayla ilgili bilgim yok" dedi. Uçkun, olay anında elektrik sistemlerinin durduğunu, telefonlara da ulaşamadıklarını, yangın sensörünün olmadığını, söndürme tüplerinin bulunduğunu dile getirdi.

- Bir sanığın gülmesi, tepkiye yol açtı

Gaz izleme odasında görevli Olcay Erşin, bilgisayardaki gaz oranlarına müdahale şanslarının olmadığını, ocağı boşaltma ve imza yetkisinin de bulunmadığını söylediği sırada, madenci aileleri, "Olcay sen insafa gel bari" dedi.

Erşin, izleme odasında iki kişi çalıştıklarını ancak olay günü tek olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Panodaki cihazlardan bazılarının enerjisi gitti. Hemen yetkili birimi arayıp söyledim. Sonra ocaktaki diğer bölümün enerjisi de gitti. Bu sırada panolardan birisini telefonla aradığımda, olayda hayatını kaybeden Aziz arkadaşım telefonu açtı ve bana 'yoğun bir kablo yanığı kokusu geliyor' dedi. Yangın sırasında sensörlerden gördüğüm ilk değer de 250 ile 260 ppm'di. Ocağı boşaltma kararı geldi. Bunu söylemek için panoları aradım ama sürekli meşgul çalıyordu."

Olay sorasında ocaktan kimsenin kendilerini aramadığını söyleyen Erşin, kendisinde ocağı boşaltma inisiyatifinin olmadığını, gaz izlemeyle ilgili eğitim verilmemiş olsa da kendisini yetersiz görmediğini, zaten tüm verilerin amirlerinin önündeki bilgisayara da gittiğini savundu.

Sorgusunun tamamlanıp yerine geçtiği sırada Erşin'in, madenci ailelerinin bulunduğu tarafa bakarak gülmesi ve ardından parmak sallaması üzerine, madenci aileleri, "Bizim burada canımız yanarken, acımız varken, gülüyorsun. Yalan söylediğin gibi gülüyorsun" sözleriyle tepki gösterdi.

Tepkiler üzerine Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, duruşmaya öğle arası verdi.

Ailelerin tepkisi, salonda dışında da sürdü. Faciada hayatını kaybeden Erol Uysal'ın babası Ali Uysal, şöyle konuştu:

"Böyle bir mahkeme olabilir mi? Yaptım diyor, resmen yaptım diyor bir de gülüyor. Alay ediyorlar. Niye gülüyorlar, onların istediği gibi gidiyor her şey. Bizim içimiz yanarken neden gülüyorlar bunlar insan değil mi. Bunların yalanlarını dinlemekten bıktık. Bunlar buradan kurtulabilir ama Cenab-ı Allah'ın huzurundan kurtulamayacaklar. Sorumlusu da yalan söylüyor. Bu kadar kişi neden öldü, demek ki bir ihmal var. Oğlum çalışıyordu, çalışmayan gaz maskelerini vermişler. İçeride ısı yüksek olan yerler vardı diyorlardı, sırayla başkalarını gönderiyor diyordu oğlumuz. Bunları söylemiyorlar, üzülüyoruz."