Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
MANİSA (AA) - Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davada, kazadan yaralı kurtulan mağdurların dinlenmesine devam...

MANİSA (AA) - Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davada, kazadan yaralı kurtulan mağdurların dinlenmesine devam ediliyor.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın öğleden sonraki bölümünde dinlenen kazadan kurtulan işçilerden Hasan Serhat Öztürk, ölümlerin büyük bölümünün meydana geldiği S panosunda yaklaşık bir yıldır çalıştığını belirtti.

Olay gününe ilişkin bilgi veren Öztürk, şunları kaydetti:

"O gün söylenen işi erken bitirmiş, taşeronun izniyle çıkıyordum. Aynı ayakta çalışan arkadaşlar da eğer işlerini erken bitirebilseydiler belki kurtulurlardı. Ana galeriye çıkışta, elektrikçiyi gördüm, elektriği kapatmış. 'Aşağıda sorun var' dedi. Yoluma devam ettim. Bir süre sonra yanık plastik kokusuyla hafif duman geldi. Yaklaşık 1 dakika sonra da yoğun duman geldi, bir metre önümü göremiyordum. 340 ana nefeslik doğrultusundaki kaçamağa girdik. 'Bu dumandan çıkarız' diyen iki kişinin cesedi, daha sonra 20 metre ötede bulundu. Kapısından giren dumanı engelleyemeyince kaçamağın yukarısına gittik ama olduğu söylenen çıkışı bulamadık. Herkes ağlıyordu, helalleştik. Arkadaşıma, 'Kelime-i Şehadet getir de öyle öl' dedim. Çıkabilen, diğerinin yakınlarına selam söyleyecekti. Birimiz dumana girdi, fazla gidemeden döndü, bayıldı. Bir süre sonra maskelerle aşağıya indik, tahliye ekibini gördük, bizi çıkardılar."

Mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın, salondakilerin ağlama seslerinin artması üzerine olayı detaylandırmamasını istediği Öztürk, "İfade vermeye geldim. Olduğu gibi anlatacağım" yanıtı verdi.

Öztürk, dumanın hızı ve yoğunluğu dolayısıyla gaz maskesinin fayda etmeyeceğini vurgulayarak, "S panosunda çalışanların cesetleri, ayakların çıkışında üst üste bulundu. Ayak çıkışına kadar ancak çıkabilmişler, kaçamağa gelebilmeleri için yaklaşık 1 kilometreyi 10 saniyede geçmeleri gerekiyordu" diye konuştu.

Hasan Serhat Öztürk, gaz yüksekliği dolayısıyla çalışmalarının hiç durdurulmadığını ileri sürerek, "Usta, dinamit atımında emniyetçi görevini görüyordu. Emniyetçi bize hiç gelmezdi" dedi.

Mahkeme başkanı Ballı'nın "Emniyetçi olması gerekmiyor mu" sorusuna, "O kadar düşünsen, madene hiç girmeyeceksin" yanıtı salondakileri güldüren Öztürk, "İş güvenliğinden kim sorumluydu" sorusunu da "Herkes kendinden sorumluydu" diye cevapladı.

Öztürk, çalıştığı yerin sıcaklığı dolayısıyla ayakkabılarının suyla dolduğunu, oturdukları yerde yemek yiyemediklerini belirterek, sıcaktan bunaldığı bir gün de tişörtünü yırtıp attığını dile getirdi.

Taşeron olarak madende çalışanların, getirdiği kişi başına günlük 5-7 lira aldığını ileri süren Öztürk, bunu nereden bildiği sorusuna, bizzat taşeronun ağzından duyduğu yanıtını verdi.

Öztürk, taşeron adına çalıştığı öne sürülen ekip başlarının, işle ilgili yol göstermediğini aktararak, "İşin ardından çay, simit veren taşeron çok sevilirdi. Bizimki vermiyordu" dedi.

Ocakta "Karbonmonoksitte yasal sınır 50 PPM'nin üzerine çıkıldığı söylenirse ne yaparsın" sorusuna Öztürk, "(Gidecek miyiz, kalacak mıyız?) diye sorardım" cevabını verdi.

Mekandaki yetersizlikten, tuvaleti gelince olduğu yere yaptığına değinen Öztürk, bir soru üzerine, madendeki yetkili sendika seçimine katılmadığını, ancak gidenlerin de verilen kapalı zarflarla oy kullandığını belirttiğini söyledi.


    ETİKETLER:

    Mahkeme

    ,

    taşeron

    ,

    Sendika

    ,

    Yemek

    ,

    Maden

    ,

    Çay

    ,

    Ceza

    ,

    lira

    ,

    ,

    tahliye

    ,

    plastik

    ,

    Selam

    ,

    oy

    ,

    manisa