Soma'daki maden faciası davası

Soma'daki maden faciası davası
Soma'daki maden faciası davası
- Davanın 23'üncü oturumu sona erdi - Mağdur sıfatıyla ifade veren Demir: "Millet korktu maskesini açmaya, 'Büyük bir şey değil, ceza yeriz' diye. Açtık, bazılarının maskesi çalışmadı, bazı arkadaşlar 'küf var' dedi. Benimkinin de içi bir hoştu ama kullandım" - "Müfettiş geleceği zaman, geçeceği güzergahtaki ev tipi telefonlar çelik telefonlarla değiştirilirdi"

MANİSA (AA) - Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davanın 23'üncü oturumu sona erdi.

Akhisar Ağır  Ceza Mahkemesindeki duruşmada mağdur ve tanıkların dinlenmesine öğle arasından sonra da devam edildi.

Mağdur sıfatıyla ifade veren bant ekibinde görevli 6 yıllık madenci Hasbi Demir, olay günü A0 bölgesinde çalıştığını, saat 14.45 gibi aniden bir alev geldiğini belirterek, bandın üzerinin yanmaya başladığını anlattı.

- "Müfettiş geleceği zaman  ev tipi telefonlar değiştirilirdi"

Demir, yangına müdahale etmek için yangın tüpü ararken, olayda hayatını kaybeden şefleri Mehmet Efe'nin "Kimse o tarafa gitmesin, yangın büyük, A0'ın kaçamağına gidin" diye talimat verdiğini kaydederek, "Kaçamakta 140 civarında madenci olduk. Saat 17.00-18.00 gibi bulunduğumuz yere de duman gelmeye başladı. Şeflerden biri 'Herkes maskesini açsın' dedi. Millet korktu maskesini açmaya, 'Büyük bir şey değil, ceza yeriz' diye. Açtık, bazılarının maskesi çalışmadı, bazı arkadaşlar 'Küf var' dedi. Benimkinin de içi bir hoştu ama kullandım. Duman gelince mekanizenin içine gitmeye başladık. Dumana maruz kalmamak için sürünerek ilerledik. Arkadaşlar fazla sürmeden ölmeye başladı. Bayılanları çekmeye çalıştık, iri yarı olanların bile gücü yetmedi. Herkes kendi canını kurtarmaya çalışıyordu. Sonrasını hatırlamıyorum. Ardından yanımıza kurtarma ekibi geldi" diye konuştu.

Olaydan önce bir patlama sesi duymadığını ifade eden Hasbi Demir, Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı'nın "Savcılık ifadende şikayetçi olmuşsun, şikayetçi misin?" şeklindeki sorusuna, "Şikayetçi değilim" yanıtını verdi.

Demir, yangına yakın yerde yangın tüpü bulamadıklarını da savunarak, şöyle devam etti:

"İşçilerin üzerinde iş baskısı çoktu. 5 dakika otursak hemen küfrediyorlardı. Şeften 'Azrail gelmiş gibi' korkuluyordu. Madende küfür, besmele gibiydi, herkes söylüyordu. Müfettişlerin geleceği önceden belli olurdu, onlar belli bölgelere gelirdi. Müfettiş geleceği zaman, geçeceği güzergahtaki ev tipi telefonlar çelik telefonlarla değiştirilirdi."

Mağdur Hüseyin Beki de olaydan 3,5 yıl önce Eynez Ocağı'nda işe başladığını, olay günü de 3'üncü bantta bantçı olarak çalıştığını söyledi.

Çalışırken bir anda ani bir duman geldiğini, ondan önce bir patlama duymadığını aktaran Beki, dumanın adeta "fokur fokur kaynadığını", dumandan etkilenmemek için kılçık bacaya doğru kaçtıklarını dile getirdi. 

Hüseyin Beki, o sırada elinden bir şey gelmeyeceğini bildiğini, yine de vicdanen rahatsız olduğu için "bir arkadaşıma yardımım olur mu" diye düşündüğünü ifade ederek, ocağın çıkışında içeriden çıkan bir işçinin az geride birisinin olduğunu söylemesi üzerine inerek onu dışarı çıkardığını anlattı.

Beki, şikayetçi olduğunu da sözlerine ekledi.    

- "Dumanda yanık kablo kokusu vardı"

Mağdur Hüseyin Çökük ise 7 yıllık madenci olduğunu, 4,5 yıl önce de Soma Kömürleri AŞ'de işe girdiğini belirtti. 

Bant ekibinde görev yaptığını kaydeden Çökük, facianın yaşandığı gün saat 14.25 gibi dinamit atımı yapıldığını, daha sonra çalışmaya devam ederken saat 14.55 gibi önce beyaz, yaklaşık 30 saniye sonra da siyah bir dumanın geldiğini, dumanda yanık kablo kokusu olduğunu ifade etti.

Hüseyin Çökük, savcılıktaki "dinamit patlatılmadan önce gaz ölçümü yapılmadı" ve "şikayetçiyim" şeklindeki ifadesini değiştirerek, ölçümün yapıldığını, şikayetçi olmadığını söyledi.   

Madende bantçı olarak çalışan Fikri Yıldırım da olaydan sonra psikolojisinin bozulduğunu, hafıza kaybı yaşadığını, psikolojik tedavi gördüğünü aktardı.

Savcılıktaki ifadesinde şikayetçi olduğu belirtilen Yıldırım, mahkeme salonundaki ifadesinde "Şikayetçi değilim, burasının ekmeğini yedim, Allah razı olsun" dedi. Salondaki madenci yakınları Yıldırım'ın bu sözlerine tepki gösterdi.

Tutuksuz sanık Serdar Günay'ın Fikri Yıldırım'a yönelttiği "(Müfettiş gelince ortalık temizleniyor) gibi yalan ifade veriliyor, acaba kırmızı halı da seriliyor muydu?" sorusuna müşteki avukatları ve aileler tepki gösterdi. Bu sırada mahkeme heyetinden söz almak isteyen bir işçi yakını, işten çıkarılan madencilerin davanın 4'üncü duruşması başladığı 13 Ekim'den önce aranarak "sizi işe alacağız" denildiğini, bu durumun mahkemedeki ifadeleri etkilediğini ileri sürdü. 

Yıldırım, müşteki avukatlarının sorusu üzerine hala Eynez Ocağı'nda çalıştığını sözlerine ekledi.

Duruşmada sanık avukatlarından Kadir Çekin, ocaktaki yangın tüplerinin aylar itibarıyla boşaldıkça doldurulduğuna dair faturalar bulunduğunu belirterek, fatura kopyalarını mahkemeye sundu.

Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, duruşmayı yarına erteledi.