"Sandık namusumuzdur" sözünün mimarı Arslanköylüler sandık başında

"Sandık namusumuzdur" sözünün mimarı Arslanköylüler sandık başında
"Sandık namusumuzdur" sözünün mimarı Arslanköylüler sandık başında
- Mersin'de, çok partili sisteme geçiş sürecinde 1947'deki muhtarlık seçiminin yenilenmesine izin vermeyip, sandığa sahip çıkan Arslanköylüler, milletvekili seçimi için sandık başına gitti - Muhtar Hayrettin Koç: - "Demokrasinin kalesi olan Arslanköy, geçmişte olduğu gibi şimdi de sandığa sahip çıkacaktır"

MERSİN (AA) - Tek partili dönemden çok partili sisteme geçişte, 1947'de yapılan muhtarlık seçimlerinin kanunsuz olduğu iddia edilerek yenilenmek istenmesi karşısında "sandık namusumuzdur" deyip, buna izin vermeyen Arslanköylüler, 25. dönem milletvekili seçimlerinde oy kullandı.

Merkez Toroslar ilçesi Arslanköy Mahallesi'nde vatandaşlar, oy kullanmak için okullardaki sandıkların başına gitti. Seçmenler arasında baston yardımıyla yürüyen kadınlar dikkati çekti.

Mahalle muhtarı Hayrettin Koç AA muhabirine, 5 sandık kurulan Arslanköy'de bin 658 seçmen bulunduğunu söyledi.

Oy kullanma işlemlerinin sakin ve sükunet içinde geçtiğini belirten Koç, "Demokrasinin kalesi olan Arslanköy, geçmişte olduğu gibi şimdi de sandığa sahip çıkacaktır" dedi.

Doksan yaşındaki Ayşe Bolkar da geçmiş yıllarda Arslanköylü kadınların aslanlar gibi görevini layıkıyla yerine getirdiğini ve sandığına sahip çıktığını anlattı. 

Bolkar, "Kadınlarımız, sandığa sahip çıktı, hile yapanları dövdü. O gün bugündür, zaferi kazandılar. Bir haksızlık olsa yine sahip çıkarız. Millet canını verir, yine sandığına sahip çıkar" dedi.

O yıllarda kendisinin 3 yaşında olduğunu ve anlatılanlara göre çok büyük olaylar yaşandığını kaydeden Müjde Özgür de (66) akrabalarının birçoğunun Konya'daki mahkemede yargılandığını belirterek, köylü kadınların o yıllardaki gibi kavga ve dövüşle değil, oy kullanarak yine sandığa sahip çıktığını söyledi.

- "Sandık namusumuzdur" sözünü söyleten olay

Görgü tanıklarının anlatımı, o dönemdeki bazı gazete kupürleri ve tutanaklara göre, 26 Şubat 1947'de sandık başına giden köylüler, oylarını kullanarak sonuçları beklemeye başladı. Seçimlerin tamamlanmasından sonra Demokrat Parti adayı Harun Yedigöz 565, eski muhtar CHP adayı Tahir Şahin 53, diğer CHP'li aday Hasan Dönertaş ise 153 oy aldı.

Oyların sayım işleminin ardından tasnif yapılacağı sırada görevde olan muhtar ve 3 aza, köyü terk etti. Kanuna göre, tasnif sırasında görevde olan muhtar ve azaların da sandık başında bulunması gerektiği için tasnif yapılamayacağı açıklandı. 

Nahiye müdürünün, görevdeki muhtarın dönüşüne kadar sandığın karakolda muhafaza edilmesi gerektiği görüşüne karşı çıkan, aralarında kadınların da bulunduğu köylüler, soğuk havaya rağmen sabaha kadar sandığın başında bekledi.

Sayım tutanaklarını aldıktan sonra sandığın ihtiyar heyetinin doğal üyesi olan ilkokul müdürü Mustafa Kubilay'a teslim edilmesini kabul eden köylüler, bu sırada dönemin valisi tarafından gönderilen bir yüzbaşı ve birkaç askeri karşılarında buldu.

Yeniden seçim yapılmasını ve içinde kullanılmış oy pusulalarının olduğu yedieminde bulunan seçim sandığını isteyen yüzbaşıya olumsuz yanıt veren köylüler, sandığı yalnızca cumhuriyet savcısına teslim edebileceklerini iletti.

Kadınlar, sandığın zorla alınma ihtimaline karşı Mustafa Kubilay'ın evinin etrafını çevirdi. Askerlerin, sandığı almak için içeri girmeye çalıştığı sırada Demokrat Partili olduğu iddia edilen bir kişi, "Asker size hiçbir şey yapamaz. Ölürsek de sandığımızı ve namusumuzu koruyarak öleceğiz" sözleriyle kadınları sandığı korumaya yönlendirdi.

Bu süreçten sonra köyde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Olaya karışanlar gözaltına alındı. Köylüler, devlet otoritesine, devlet güçlerine karşı gelme suçundan mahkemeye sevk edildi.

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi kayıtlarında, bu konudaki hukuki sürece ilişkin şu bilgiler yer alıyor:

"İçinde kadın ve çocukların bulunduğu Arslanköy davası, 28 Şubat 1947 tarihinde başlayıp 11 duruşma yapılarak 23 Haziran 1948 günü karara bağlanmıştır. Yargılama, 'devlete isyan' iddiasıyla başlamış fakat mahkemenin ilerleyen aşamalarında 'kamu görevlisine mukavemet' şekline dönüştürülmüştür. Duruşmalar sonucunda sanıkların 19'una altı ay 11'er gün, 11'ine 6'şar ay hapis cezası, diğerleri hakkında beraat kararı verilmiştir. Arslanköy davası basına yansımış ve çok sayıda avukat tarafından savunulmuştur. Bu olay, Türk milletinin ve demokrasinin bir davası olarak görülmüştür."