Uluslararası Kardeş Şehirler Turizm Zirvesi

Uluslararası Kardeş Şehirler Turizm Zirvesi
Uluslararası Kardeş Şehirler Turizm Zirvesi
- 20 ülkeden çok sayıda belediye başkanını buluşturan 1. Uluslararası Kardeş Şehirler Turizm Zirvesi Mersin'de başladı - Eski Federal Almanya Berlin Eyalet Başkanı Wowereit: "Eskiden diyorduk ki 'Suriye'de olanlar bizi ilgilendirmiyor'. Daha önce Almanya'da böyle düşünüyorduk. 'Onlar kendi çözümlerini kendileri bulsunlar' diyorduk ama şimdi Suriye'deki problemler, bundan dolayı Türkiye'de yaşanan problemler, bizim kapımızın önünde değil, kendi evimizde artık" - "Turizm, çok ürkek bir ceylandır, herhangi bir rahatsızlık varsa insanlar kaçar. Kısa süre önce bunu anladık. Mısır'da, Rus uçağı düştü. Şimdi artık oraya kimse gitmek istemiyor"

MERSİN (AA) - Mersin Büyükşehir Belediyesince Avrupa-Türkiye Turizm Konseyi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ve Mersin Turizm Platformu işbirliğiyle bu yıl ilki gerçekleştirilen Uluslararası Kardeş Şehirler Turizm Zirvesi başladı.

Bir otelde düzenlenen iki gün sürecek etkinliğe 20 ülkeden çok sayıda belediye başkanı ile çoğunluğunu turizm yöneticilerinin oluşturduğu 200 konuk katıldı.

Eski Federal Almanya Berlin Eyalet Başkanı Klaus Wowereit, "Destinasyon kentlerde kardeş şehirler arası turizm hareketleri" başlıklı konferansında, pek çok ülkeden kardeş şehirlerin belediye başkanları ve turizmcilerinin bir araya getirilmesinin zorlu bir iş olduğunu belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Wowereit, turizme yön veren çok sayıda kişinin bir arada olmasının önemine değinerek, "Çok sayıda belediye başkanı, kardeş şehirlerin işbirliğini desteklemek için Mersin'e geldiyse bu başlı başına büyük bir başarı olarak sayılabilir. Geleceğimizi bunun üzerine inşa edebiliriz" dedi.

Farklı ülkelerin belediye başkanlarının ortak noktalarından birinin de vatandaşlarının yaşam şartlarını tasarlamak olduğunu ifade eden Wowereit, şöyle konuştu:

"İnsanların başının üzerinde bir çatı olmasını ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamasını sağlamakla yükümlüyüz. Ama günümüzde yaşanan büyük mülteci sorunlarını görünce bunun o kadar da kolay olmadığını anlıyoruz. İnsanların iş sahibi olmalarını sağlamak zorundayız. Sadece devletten alacakları yardımlara muhtaç olmamaları, öz değerlerini gerçekleştirebilmeleri için yeteneklerine uygun makul bir işe sahip olmalarını sağlamalıyız ki insanlar ailelerinin geçimlerini sağlayabilsin. Bunlar, belediyelerimiz için önemli görev teşkil ediyor."

Wowereit, şehirlerin giderek insanları çekmeye başladığını belirterek, İstanbul gibi mega kentlerin zor yönetildiğini vurguladı.

Büyükşehirlerin cazibelerinin daha çok artacağına işaret eden Wowereit, "Başarılı belediyelerin gelişmesi için üç şey önemli. Bunlar yetenek, teknoloji ve hoşgörü olarak tanımlanmıştır. Bunların hepsi birbirinden ayrı öneme sahip. Kabiliyetli olan insanlar, hoşgörülü olmayan şehirlere gelmez. Gelişmenin olması için de teknolojiye ihtiyaç vardır. Bu üçlüyü kombine eden şehirler, başarılı şehirlerdir. Günümüzün zorlukları da bunlardır ve bunlara adil yaklaşılması gerektiğini umuyorum" diye konuştu.

Wowereit, kardeş şehirlerin birbirlerini daha yakından tanıması gerektiğini belirterek, belediyelerin işbirliğinin sürdürülmesinin ve bu ortaklıklara sivil toplum örgütlerinin de katılmasının önemine değindi.

- "Artık şehirler birbiriyle yapıcı rekabet içerisinde"

 "İyi fikirler için telif hakkı yoktur" diyen Wowereit, şöyle devam etti:

"Belediyeler, turizmin ekonomik bir faktör olduğunu erken aşamada öğrendi. Büyük metropoller, şehirler 'Turizmi kalkındırmak için bir şey yapmak zorunda değiliz, kendiliğinden oluyor' diye düşünüyorlardı. 'New York'u, Londra'yı, Moskova'yı tanıtmaya gerek yok' diye düşünüyorlardı, bu yanlış. Artık şehirler, birbiriyle yapıcı rekabet içerisinde. Özellikle şehir turizmi bazı kriterlere göre şekilleniyor. Bugün niye Lizbon'a veya Barcelona'ya gidiyorum veya Berlin'e, İstanbul'a gelmek istiyorum. Bu kararları insanların verebilmelerini desteklememiz gerekiyor."

Wowereit, metropollere gitmenin çok pahalı olmaması gerektiğini, insanların Londra gibi şehirlerde birkaç gün geçirmek yerine Mersin'de bir hafta geçirebileceğini vurgulayarak, kentlerin çeşitli hizmetlerle "sahneye" dönüştürülmesini önerdi.

Bazı kentlerin birbirlerine çok benzediğini, aslında her şehrin kendini öne çıkaracak profillerinin olması gerektiğini anlatan Wowereit, şunları dedi:

"Ben Asyalı kentleri çok sevmiyorum. Camdan dışarı baktığınızda Şangay'da mısınız, Pekin'de misiniz, nerede olduğunuzu bilemiyorsunuz çünkü hepsi aynı. Hepsi aynı olduktan sonra pek bir anlamı yok. Kentlerin kendi karakteri olmadığı sürece pek bir anlamı yok. Her kentin kendi profiline ihtiyacı var. Berlin'de önemsediğimiz konulardan bir tanesi de kendi tarihimizi hatırlamak. Berlin'in çok değişken bir tarihi var ve bir çok turist, duvarı görmek için şehre geliyor. Biz aslında duvarı yıktığımızdan dolayı çok memnunduk ama günümüzde duvarı yıktık diye üzülüyorlar. Belki turistik nedenlerden dolayı bakıldığında o bir hataydı ama insanlar bu utanç duvarını artık görmek istemiyor, kurtulmak istiyordu. Ama biz anıtsal bir konsept yarattık. Eskiyi hatırlatan bölge hazırladık. Diktayı da göstermek gerekiyor, insanlar Nazi diktasını da görmek istiyor."

- "Turizm, ürkek bir ceylandır"

Turizmde en önemli faktörlerden birinin de güvenlik olduğunu vurgulayan Wowereit, şu değerlendirmede bulundu:

"İnsanlar o kente gelmekten korktuğu zaman turizm bir işe yaramaz. Güvenlik, turizm için çok önemli bir konu. Turizm, ürkek bir ceylandır. Herhangi bir rahatsızlık varsa insanlar kaçar. Kısa süre önce bunu anladık. Mısır'da, Rus uçağı düştü. Artık oraya kimse gitmek istemiyor. Türkiye'de de bunu yaşadık, arka arkaya bombalar patladığında tatil beldelerinde turizm bitiyor. Herhangi bir terörist saldırıdan endişe etmemize gerek yok. Sokakta serbest dolaşabilir miyim, bunlar da önemli. Güzel bir şarkıda dinlediğimiz gibi, çok güzel bir dünyaya sahip değiliz, giderek artan problemler içerisinde yaşıyoruz. Eskiden diyorduk ki 'Suriye'de olanlar bizi ilgilendirmiyor'. Daha önce Almanya'da böyle düşünüyorduk. 'Onlar kendi çözümlerini kendileri bulsunlar' diyorduk ama şimdi Suriye'deki problemler, bundan dolayı Türkiye'de yaşanan problemler, bizim kapımızın önünde değil, kendi evimizde artık. Bunlar, bizim çözmemiz gereken sorunlardan bir tanesi. Sadece barış içerisinde yaşayan bir dünya ile hep beraber yaşayabiliriz." 

Mersin Valisi Özdemir Çakacak, ülkelerin yanı sıra şehirlerin de uluslararası düzeyde birbirleriyle yarıştığını ifade ederek, "Kardeş şehirler, önemini her geçen gün daha da artırır hale gelmiştir. Şehirlerin birbirini daha iyi anlamalarına ve yakından tanımalarına da yardımcı oluyor. Aynı zamanda turizm, ülke ve şehirlerin ortak hareket etmelerine imkan sağlayarak, ikili ticaret ve ekonomik ilişkilerin de gelişmesine katkı sunuyor" diye konuştu. 

Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz da kardeş şehirler arasındaki ortaklığın sürdürülebilir olması gerektiğine dikkati çekerek, "İki kentin birbirine olan benzer özellikleri ne kadar fazlaysa kentler arasındaki paylaşımlar ve karşılıklı destekler de o kadar faydalanılabilir olur. Kentler arasındaki iklimsel koşullar, sosyal ve kültürel yapı ne kadar benzer olursa kentlerin birbirine destek olması ve proje anlamında yararlanması bir o kadar kolay, etkili ve verimli olacaktır. Böylelikle aynı sorunları yaşayan ortakların problemleri çözümü de diğer kardeş kentlere örnek ve destek olur" dedi. 

Zirve, açılış konuşmalarının ardından Avrupa-Türkiye Turizm Konseyi Başkanı Hüseyin Baraner'in moderatörlüğünde yapılan ve çeşitli ülkelerden belediye başkanlarının konuştuğu "Kardeş şehir ilişkilerinin ekonomiye katkıları" başlıklı oturumla devam etti.