Muğla'da sığla ormanlarındaki yaban hayatı araştırılıyor

Muğla'da sığla ormanlarındaki yaban hayatı araştırılıyor
Muğla'da sığla ormanlarındaki yaban hayatı araştırılıyor
- Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile Sıtkı Koçman Üniversitesi işbirliğinde yürütülen koruma projesi kapsamında, sığla ormanlarındaki yaban hayatı fotokapanlarla görüntüleniyor

MUĞLA (AA) - Dünyada yalnızca Güneybatı Anadolu 'da görülen sığla ormanlarındaki yaban hayatı, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) işbirliğinde yürütülen proje kapsamında araştırılıyor.

Rufford Doğa Koruma Vakfınca desteklenen "Sığla Ormanlarının Korunması" projesi kapsamında sığla ormanlarındaki yaban hayatı izleniyor. 

Nemli bir subasar orman ekosistemi özelliği gösteren sığla ormanlarında yapılan çalışmalarda, su samuru, karakulak, porsuk, kaya sansarı, yaban domuzu, su yılanları ve tatlı su kaplumbağaları gibi yaban hayatı varlığı tespit edildi.

MSKÜ Fethiye Meslek Yüksekokulu  Çevre Koruma Teknolojileri Bölümü Öğretim Görevlisi ve yaban hayatı uzmanı Yasin İlemin, gazetecilere yaptığı açıklamada, su samuru ve porsuğun sığla ormanları için anahtar türler olduğunu söyledi.

Su samurunun temiz su kaynaklarına bağlı yaşayan hassas bir memeli türü olduğunu vurgulayan İlemin, sığla ormanlarında bozulmamış halde bulunan temiz su kaynaklarının su samuru için önem taşıdığını kaydetti.

İlemin, porsuk türünün de kimyasal tarım ilaçları nedeniyle tehlike altında olduğunu, sığla ormanlarının nispeten korunan alanlar olması nedeniyle porsuk gibi hassas bir yırtıcı memeli türü için kurtarılmış bölge görevi yaptığını ifade etti.

Datça, Marmaris, Gökova, Köyceğiz, Dalaman ve Fethiye bölgelerindeki Sığla ormanlarında gerçekleştirdikleri araştırmalarda insan eliyle dikim yapılmış sahaların ekolojik açıdan yaban hayatının devamlılığını sağlamada önemli rol oynadığına dikkati çeken İlemin, şöyle konuştu:

"Yeter ki bu dikim sahalarının bir şekilde doğal sahalarla ekolojik olarak bağlantısı bulunsun. Yerleşimler arasına sıkışıp kalmış ağaç parçalarından ziyade doğal alanlar ile bağlantılı halde olan plantasyon (insan eliyle dikim) sahalarında yaban hayatının daha rahat hareket edebildiğini gördük. Bu tarz alanlarda tür çeşitliliği de doğrudan bir artış gösteriyor."

 - "Sığla ormanları arasında koridorlar oluşturulması gerekli" 

Sığla ormanlarının günümüzde Güneybatı Anadolu bölgesinde yaklaşık 2 bin 500 hektarlık bir alana sıkışıp kaldığını, bu haliyle yok oluşun eşiğine geldiğine işaret eden İlemin, Güneybatı Anadolu'da parçalanmış bir yapı sergileyen sığla ormanları arasında koridorlar oluşturulması gerektiğini belirtti.

Orman ekoloğu Okan Ürker ise proje ile orman parçalarının bütüncül bir hale getirilmesi, alanın ekoturizm, sağlık turizmi gibi sürdürülebilir sektörlere yönelik tanıtımına katkıda bulunmayı hedeflediklerini açıkladı.

Ülke genelindeki yaklaşık 20 milyon hektarlık orman varlığı dikkate alındığında 2 bin 500 hektarlık bir ormanın okyanustaki su damlası bile olamayacağının altını çizen Ürker, "Yıl boyunca devam edecek projede sığla ormanlarının mevcut varlığı, iklim değişikliği ilişkisinin araştırılması, yaban hayatı özellikleri, ormanın aroma terapi ormanı olarak kullanılabilmesinin araştırılması ve ağaçlandırma yapılabilecek koridor alanların belirlenmesi gibi çalışmalar gerçekleştirilecek" dedi.

- 5 yılda 10 bin sığla fidanı toprakla buluşturuldu

Ürker, proje ekibinin farklı kurum ve kuruluşların işbirliğinde 2010 yılından bu yana parçalanmış sığla ormanlarının yeniden bütüncül hale ulaştırılabilmesini sağlamak amacıyla Köyceğiz ve Fethiye başta olmak üzere çeşitli yerlerde 10 bine yakın sığla fidanını toprakla buluşturduklarını kaydetti.

Bu rakamın başlangıç olduğuna dikkati çeken Ürker, doğa korumada öncü olan kurum, kuruluş ve vatandaşların desteğiyle daha güçlü ağaçlandırma ve ormanlaştırma çalışmalarına ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekledi.