AK Parti'nin Muş mitingi

AK Parti'nin Muş mitingi
AK Parti'nin Muş mitingi
- Genel Başkan ve Başbakan Davutoğlu: (2) - "Çözüm Süreci de nihai hedefine ulaşacaktır. Seçim sonuçları ister öyle olsun ister böyle. AK Parti iktidarları olarak Alparslan'ın, Selahaddin Eyyubi'nin diktiği fidanı, attığı tohumu bir çınar gibi büyüteceğiz" -"Biz tek millet derken Sultan Alparslan'ın, Sultan Selahaddin Eyyubi'nin omuz verdiği milleti kastediyoruz. Onun ordusuyla Kudüs'e yürüyen milleti kastediyoruz. Birileri duysun, 'Kudüs Yahudilerindir' diyen duysun. Bu aziz Kürt kardeşlerimiz, Türk kardeşlerimiz, biz Kudüs'ün İslam kimliğini yok etmek isteyenlere fırsat verir miyiz?" -"Biz millet derken millet-i İbrahim'i kastediyoruz, tevhidi kastediyoruz, tarihi beraberliği, birliği kastediyoruz. O anlamda hepimiz tek bir milletiz. Adalet arayan milletiz, vahdet ile yürüyen milletiz" - "Bir daha bu topraklarda şu veya bu etnik veya mezhebi milliyetçilik üzerinden kimse kimseye zulmedemeyecek, kimse kimseye üstünlük taslayamayacak. Çünkü bizim için ne Arap'ın Acem'e ne Acem'in Arap'a üstünlüğü vardır"

 MUŞ (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çözüm Süreci de nihai hedefine ulaşacaktır. Seçim sonuçları ister öyle olsun ister böyle. AK Parti iktidarları olarak, Alparslan'ın Selahaddin Eyyubi'nin diktiği fidanı, attığı tohumu bir çınar gibi büyüteceğiz inşallah" dedi. 

Davutoğlu, AK Parti'nin Muş mitinginde vatandaşlara "Durmak yok, yola devam" diye seslendi ve  bu yolun aynı zamanda Çözüm Süreci yolu olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Kim ne yaparsa yapsın aziz Muşlular biz yola çıktık mı, niyeti halis kıldık mı, ya Allah Bismillah dedik mi, hiç kimsenin dediğine bakmayız. Çıktığımız yolu tamamen nihayete erdiririz. Çözüm Süreci de nihai hedefine ulaşacaktır. Seçim sonuçları ister öyle olsun ister böyle. AK Parti iktidarları olarak Alparslan'ın Selahaddin Eyyubi'nin diktiği fidanı, attığı tohumu bir çınar gibi büyüteceğiz inşallah. Bu çınarı büyütmeye var mısınız? Bu çınarı budamak isteyenleri, bu çınarın dalları arasına fitne, nifak sokmak isteyenleri engelleyecek miyiz? Onların yurtdışındaki işbirlikçilerinin Türkiye üzerindeki oyunlarını bozacak mıyız? İşte ses bu sestir, herkes bu sesi duysun. Bu topraklar ezeli ve ebedi kardeşlik toprağı olacak mı? Türkiye Cumhuriyeti devleti eşit vatandaşların yaşadığı demokratik, özgür bir ülke olacak mı?''

Yeni Türkiye'yi doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle 78 milyon bir tarağın dişi gibi omuz omuza inşa edeceklerini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, ''En iyi siz bilirsiniz, 90'lı yılların acılarını siz çektiniz. Faili meçhuller, yol kapamalar, meraları boşaltmalar, köy boşaltmaları... Bütün bunlara kim son verdi? Hangi dönemde köylere dönüldü? Şimdi köyler, meralar herkese açık mı? Herkes özgürce bu yaylalara, bu ovalara çıkabiliyor mu?''  diye konuştu. 

Davutoğlu, yine konuşması sırasında elindeki laleyi göstererek,  şunları söyledi:

"İşte bu laleleri barış lalesi olarak gönlünde, ruhunda koklayabiliyorlar  mı? Barış lalesi egemen olsun. Buradan, Muş'tan bütün Doğu'ya, Güneydoğu'ya, bütün Türkiye'ye sesleniyorum. Muş'un lalesi, sembolü barış dilini egemen kılalım. Kim şiddet dili kullanıyorsa, kim baskı dili kullanıyorsa, onlara karşı omuz omuza duralım. Bu güzel laleyi, bu lalenin yetiştiği Muş Ovası'nı büyük ve bereketli topraklar olarak yeni Türkiye'nin yükselen bölgesi haline getirelim."

 

- "Çözüm Süreci yoluna kararlı şekilde devam ettik" 

 

 AK Parti hükümetinin Çözüm Süreci mekanizmasını kurduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'ın Başbakanlığı döneminde başlatılan Çözüm Süreci yoluna kararlılıkla devam ettiklerini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde çıkan yasa çerçevesinde adımlar attıklarını, tam neticeye doğru giderken birilerinin 6-7 Ekim olaylarını çıkardığını ve bütün bir bölgeyi, Türkiye'yi kana bulamaya kalkıştığını anlattı.

"Aziz Muşlular 6-7 Ekim vandalizmine karşı duracak mıyız?" diye soran Davutoğlu, şunları kaydetti:

"O günde söylemiştim Kobani'de dökülen her Kürt kanı bizim kanımızdır, Kobani'de öldürülen her Kürt kardeşim benim kardeşimdir. Aynen Bayırbucak'taki Türkmen gibi, Halep'teki Arap gibi hiçbir fark yoktur. Ama dikkatinizi çekerim, 6-7 Ekim'de, 3 gün içinde biz 200 bin Kürt kardeşimizi bağrımızı basarken, Suriye'den onlar Türkiye'de büyük bir kaos çıkarmaya kalktılar.

Şimdi Kılıçdaroğlu diyor ki 'bütün bu Suriyelileri geri göndereceğim.' Ne Bahçeli'den ses çıkıyor, hani Türkmenlerin sözcüsü görüyor kendini. 'Ben Türkmenlerin geri gönderilmesine izin vermem' demiyor ki. Ne de Demirtaş, kendisini Kürtler'in sözcüsü zannediyor ki hiçbir şekilde değil. 'Ben Kobani'den gelenleri geri göndermem' demiyor Kılıçdaroğlu'na. Sesleri çıkmıyor. Bir tek bizim sesimiz çıkıyor. Muş meydanınından söylüyorum; Suriye'den ya da Irak'tan gelen ister Kürt olsun, ister Türkmen, ister Arap hepsi serçava serseran: Başımızın gözümüzün üzerinde yeri var."

 

- "Bizim için esas olan insandır" 

Muşlulara ve muhabbetlerine hayranlık duyduğunu belirten Davutoğlu, ''Bundan sonra artık Muş'a gelmek, birkaç ayda bir gelmek bizim için bir borç olacak. Muşlular gelin ahitleşelim. Siz 3 sıfır yapın, ilk ziyaretimi Muş'a yapayım kabul mü? Geleyim bu yaylalarda en azından biraz nefes alayım. Geçen sene Muş'a geldik, o günden bugüne tatil yok. Bir yıl oldu hiç tatil yapmadım ama yorulmadım. Sizin yüzünüzü gören, Muşlular'ın aşkını gören yorulur mu?'' diye  konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: 

''Şimdi soruyorum size hani bu liderler duysunlar diye. Bu topraklarda hep beraber yaşamışız Türk, Kürt, Arap Allah aşkına ne Suriye ne Irak ne de diğer ülkelerden bize sığınan mazlum kardeşlerimizi, mazlum Kürt kardeşlerimizi biz geri verir miyiz? Zalime teslim eder miyiz? Türkmen'i teslim eder miyiz? Arap'ı teslim eder miyiz? Müslüman'ı teslim eder miyiz? Hristiyan teslim eder miyiz? Yezidi'yi teslim eder miyiz? Etmeyiz. Çünkü bizim için esas olan insandır, insandır. Onun için yeni Türkiye sözleşmesinde 'insan onuru esastır' dedik. İnsan onurunu hakim kılmaya var mısınız? Bu toprakları insan onurunun egemen olduğu topraklar kılmaya var mıyız? Şeyh Edebali'nin deyişiyle 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' felsefesince devletin ancak insanla inşa edileceğini bütün dünyaya haykıracak mıyız? Bütün dünyaya adalet diyecek miyiz? Bakın hiç kimse yanlış anlamasın yorumlamak için söylüyorum. Biz tek millet derken Sultan Alparslan'ın, Sultan Selahaddin Eyyubi'nin omuz verdiği milleti kastediyoruz. Onun ordusuyla Kudüs'e yürüyen milleti kastediyoruz. Birileri duysun, 'Kudüs Yahudilerindir' diyen duysun. Bu aziz Kürt kardeşlerimiz, Türk kardeşlerimiz biz Kudüs'ün İslam kimliğini yok etmek isteyenlere fırsat verir miyiz? Biz millet derken millet-i İbrahim'i kastediyoruz, tevhidi kastediyoruz, tarihi beraberliği, birliği kastediyoruz. O anlamda hepimiz tek bir milletiz. Adalet arayan milletiz, vahdet ile yürüyen milletiz.''

Davutoğlu, Muşlulara  şöyle seslendi:

''Bu milletin beraberliğini korumaya var mısınız? Bu milleti bölmek isteyenlere Selahaddin Eyyubi'nin arkasındaki dedelerinizin, Alparslan'ın arkasındaki dedelerinizin, arasına nifak sokmak isteyenlere fırsat verecek misiniz? İşte Malazgirt'ten yükselmesi gereken ses bu. Biz tek vatan derken Çanakkale şehitlerini, Sarıkamış'ta, Yemen'de şehit düşen bütün atalarımızın hakkı olan bu topraklarda şehitlerimizin torunlarının eşit vatandaş olma ilkelerini söylüyoruz. Bir daha bu topraklarda şu veya bu etnik veya mezhebi milliyetçilik üzerinden kimse kimseye zulmedemeyecek, kimse kimseye üstünlük taslayamayacak. Çünkü bizim için ne Arabın Aceme ne Acemin Araba üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak takva iledir, güzel iş iledir. İster Muş Ovası, ister Menderes Ovası, ister Çukurova, ister Iğdır Ovası, ister Trakya Ovası, ister Konya Ovası hepsi bizimdir, hepsi sizindir."

(Sürecek)