Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Muş'ta

Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Muş'ta
Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Muş'ta
- Başbakan Yardımcısı Yılmaz: - "Baskıyla alınan bir oy, aslında irade hırsızlığıdır. Başkasının iradesini çalmak demektir. Biz şuna inanıyoruz, herkes özgür bir şekilde rahat bir şekilde sandığın başına gitmeli ve oyunu kullanmalı" - "Sivillere zarar veren terör eylemleridir. Terörle mücadele ederken biz, 'sivillerimiz zarar görmesin' diye azami gayreti sarf ediyoruz. Bazı operasyonların uzun sürmesinin temel sebebi de budur" - "Terörü hepimizin dışlaması lazım. Türkiye'de fikir hürriyeti, demokrasi vardır. Bu ortamda silaha, şiddete başvuranların hiçbir gerekçesi olamaz. Burada bütün kesimler olarak karşı durmamız lazım"

MUŞ (AA) - Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Baskıyla alınan bir oy, aslında irade hırsızlığıdır. Başkasının iradesini çalmak demektir. Biz şuna inanıyoruz, herkes özgür bir şekilde rahat bir şekilde sandığın başına gitmeli ve oyunu kullanmalı" dedi.

Bingöl'deki programlara katılmak üzere  Ankara 'dan uçakla Muş'a gelen Başbakan Yardımcısı Yılmaz'ı havaalanında Vali Seddar Yavuz, AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, Muş Belediye Başkan Vekili Halis Diğer, AK Parti Muş milletvekili adayları Abdüsselam Er ve Medeni Çağlar ile partililer karşıladı. 

Yılmaz, burada yaptığı açıklamada, 1 Kasım milletvekili genel seçiminde Bingöl'den aday olduğunu hatırlatarak, seçim çalışmaları kapsamında Bingöl'e gittiğini söyledi.  

Muş ve Bingöl'ün potansiyeli yüksek iller arasında yer aldığını belirten Yılmaz, şöyle dedi:

"Maalesef bu potansiyelini terör nedeniyle ve çeşitli güvenlik nedenleriyle yeterince değerlendiremeyen illerimiz. Çözüm Süreci'nin getirdiği huzur ortamında ekonomide önemli canlanma oldu. Bu bölgelerimizde maalesef son dönemde terör örgütünün artan saldırılarıyla, Çözüm Süreci'ni tahrip eden saldırılarıyla hem yaşam ortamı hem de iş ortamı olumsuz etkilendi. Ancak biz bütün bunları bir kenara koyarak bir taraftan demokrasimizi geliştirmeye devam edeceğiz bir taraftan kamu düzenini sağlamak için her türlü gayreti sarf edeceğiz. Diğer taraftan da kalkınmamızı, gelişmemizi devam ettireceğiz." 

"Daha ileri bir demokrasi haline gelme irademizi net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Beyannamemizdeki demokrasi bölümünde bir taraftan Çözüm Süreci'ne ilişkin yaklaşımımız, Alevi meselesi, Roman meselesi toplumun her kesimine dönük hak ve hürriyetler alanında yapacaklarımız beyannamemizde yer aldı" diyen Yılmaz, " Türkiye 'ye sınıf atlatacak reformlara da yer verdik. Demokratikleşme, reformlar, vaatler ve projelerle birlikte inşallah önümüzdeki dönem çok farklı olacak. Biz şuna inanıyoruz. İstikrar sürdüğü sürece Türkiye büyümeye devam edecek. Bütün yörelerimiz, bütün bölgelerimiz de bundan istifade edecek. Özellikle de genç nesiller bundan yararlanacak" ifadesini kullandı.

- "Türkiye istikrar içinde yoluna devam etsin"

Geçmişte, 90'lı yıllarda istikrarın olmadığı dönemlerde Türkiye'nin hep aynı yerde dönüp dolaştığını aktaran Yılmaz, "Bir daha Türkiye o günlere geri dönmesin istiyoruz. Türkiye istikrar içinde yoluna devam etsin. Yeni, büyük bir ekonomik yapı oluştursun ve bu refahı da toplumun her kesimine yaygınlaştıralım istiyoruz. Son 13 yılda AK Parti bunu yaptı. Önümüzdeki dönemde de inşallah bunu yapmaya devam edeceğiz" dedi.

- "Seçim güvenliğini sağlamak devletin asli görevidir"

Seçim güvenliği ve sandıkların taşınması konularına da değinen Yılmaz, demokrasilerde sandık güvenliğinin önemini vurguladı.

Yılmaz, şunları kaydetti:

"Sandıklara yönelik kim bir gayrı yasal müdahalede bulunuyorsa aslında halkın iradesine saldırıyor demektir. Seçimlerde baskı yapan, şiddet uygulayanlar aslında halka saygısızlık yapan ve halkın iradesini de hiçe sayan insanlardır. Baskıyla alınan bir oy aslında irade hırsızlığıdır. Başkasının iradesini çalmak demektir. Biz şuna inanıyoruz herkes özgür bir şekilde rahat bir şekilde sandığın başına gitmeli ve oyunu kullanmalı. Kime istiyorsa oyunu versin. Buna hiçbir kimsenin diyeceği bir şey yok. Vatandaşa bir baskı yapılıyorsa buna da hep birlikte karşı durmamız lazım. Bütün partilerin karşı durması lazım. Çünkü bu bir irade hırsızlığıdır. Bunu yapanların halka, seçmene saygısı yoktur. İnsana saygısı olan insana baskı yapamaz, şiddet uygulayamaz. Seçim güvenliğini sağlamak devletin asli görevidir. Burada kamu kurumlarımız, bütün kurumlarımız tüm gayretlerini ortaya koyacaklardır. Halkın güvenli şekilde sandıklara gitmesi ve oyunu kullanması yönünde ne gerekiyorsa yapılacaktır ve ondan da hiç kimsenin şüphesi olmasın. Güvenli bir şekilde kimseye baskı yapılmadan herkesin özgür iradesiyle gidip oyunu kullanması gerekir. Buna toplum olarak bir defa sahip çıkmalıyız. Burada azami düzeyde her türlü tedbir alınacaktır. Bundan da hiç kimsenin şüphesi olmasın." 

- "Terörün burada yaşayan hiçbir insana faydası yok"

Bölgede artan terör olaylarının hizmetlerin aksamasına neden olduğunu dile getiren Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:

"Terör olaylarının iki türlü etkisi var. Birincisi doğrudan etkisi, doğrudan maliyetler. Yakılan binalar, tahrip edilen yollar ve yakılan araçlar terörün doğrudan maliyeti. Terörle mücadele için harcadığımız güvenlikle ilgili harcamalar terörün doğrudan maliyetleri ama bir de dolaylı maliyetleri var. Dolaylı maliyetler aslında daha büyük. Terör olduğu için gelmeyen turist, yapılmayan yatırımlar özellikle özel sektör yatırımları. Terör olduğu için bu bölgeye gelmeyen nitelikli doktor, öğretmen, mühendis. Bütün bunlar aslında bu bölgenin en büyük kayıplarıdır ve terörün büyük maliyetini bu bölgede yaşayan insanımız ödüyor. Bunu çok iyi görmemiz lazım. Terörün gerçek maliyetini bu anlamda bölgede yaşayan insanlar ödüyorlar. Özellikle de gençlerimiz. Terörün olduğu bir ortamda yeterince istihdam imkanları gelişmiyor. Yoksulluk meselesi tam olarak arzu ettiğimiz ölçüde çözülmüyor maalesef. Bunlar hep terörün maliyetleridir. Terörün olmadığı bir ortamda yatırımlar çok daha hızlı artacak, turizm gelişecek ve insanlar daha fazla bu bölgeye gelecektir. Nitelikli eleman gelecektir. Dolayısıyla terör demokrasinin düşmanı olduğu gibi kalkınmanın da düşmanıdır. Terör demokrasiye de özgürlüklere zarar verir, kalkınma ve ekonomik gelişmeye de darbe vurur. Bunu görmemiz lazım. Terörün burada yaşayan hiçbir insana faydası yok." 

Bölgeye 6'ncı bölge yatırım teşvikleri verilmesine rağmen emniyet ortamının tam olarak oluşmadığından istenilen yatırımların gerçekleşmediğini aktaran Yılmaz, "Emniyetin olmadığı, güvenliğin yeterli düzeyde olmadığı bir ortamda özel sektör yatırımlarının ve istihdamın tam olarak gelişmesi mümkün değil. Dolayısıyla demokrasi ve özgürlüklerimize sahip çıkmak bakımından hem de iş ve yatırım ortamını geliştirmek ve toplumumuza istihdam olanaklarını geliştirmek bakımından teröre karşı net bir tavır ortaya koymamız lazım. Terörü hepimizin dışlaması lazım. Türkiye'de fikir hürriyeti, demokrasi vardır. Bu ortamda silaha, şiddete başvuranların hiçbir gerekçesi olamaz. Burada bütün kesimler olarak karşı durmamız lazım" diye konuştu.

Yılmaz, devletin terörle mücadelede çok net bir yaklaşım içerisinde olduğunu vurgulayarak, "Bir taraftan terörle mücadele edeceğiz ama diğer taraftan insanımızın, vatandaşımızın temel hak ve hürriyetlerine sonuna kadar riayet edeceğiz ve vatandaşımızı koruyacağız. Esasen bizim güvenlik anlayışımız da bu. O eski güvenlik anlayışıyla hareket etmiyoruz. Eskiden sadece devletin güvenliği gibi bir mantık vardı. Şimdi AK Parti hükümetleriyle birlikte güvenlik paradigması da değişti" ifadelerini kullandı.   

Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir taraftan terörle, teröristle mücadele ederken diğer taraftan halkımızı bundan çok net bir şekilde ayırıyoruz. Tam aksine halkımızın emniyetini sağlamak için uğraşıyoruz. Bunu da sağlamak için uğraşmaya da devam edeceğiz. Sivillere en büyük zararı veren, sivil alanlara girip eylem yapan terör örgütleridir. Bunların bir amacı da aslında sivillerin zarar görmesine ortam oluşturmaktır. Baktığınız zaman yerleşim alanlarına girip oralara bomba döşediklerini görüyorsunuz. Örneğin Diyarbakır Silvan'da küçük çocuğumuz patlayan bir bombayla öldü. Başka yerlerde de polise atılan roketlerin sivil yerleşim yerlerine gittiğini gördük. Çorba içen polislerimize yapılan saldırıda oradaki vatandaşlarımızın katledildiğini gördük. Sivillere zarar veren terör eylemleridir. Terörle mücadele ederken biz sivillerimiz zarar görmesin diye azami gayreti sarf ediyoruz. Bazı operasyonların uzun sürmesinin temel sebebi de budur. Sivillere dönük bu kadar hassasiyet olmasa farklı şeyler yaşanabilir. Sivillere zarar veren terör örgütüdür. Terör örgütünün sivil alanlarda yaptığı eylemlerdir." 

Konuşmasının ardından Yılmaz, Bingöl'e hareket etti.