Ahşabı yakarak sanata dönüştürüyor

Ahşabı yakarak sanata dönüştürüyor
Ahşabı yakarak sanata dönüştürüyor
- Nevşehir'de, çocukluğunda çalıştığı kereste atölyesinde ağaç üzerine şekiller çizerek başladığı merakını sanata dönüştüren Mustafa Öncül, 45 yıldır ahşap yakma tekniğiyle yüzlerce eser yaptı

NEVŞEHİR (AA) - BEHÇET ALKAN - Çocukluk döneminde kereste atölyesinde çalışırken boş zamanlarında ateşte ısıttığı tellerle ağaç üzerine şekiller çizmeye başlayan Mustafa Öncül, ahşap yakma sanatıyla bugüne dek yüzlerce esere imza attı.

Hiçbir eğitim almadan yaklaşık 45 yıldır ısıttığı metali ahşapla buluşturan 60 yaşındaki Öncül, Kapadokya bölgesindeki doğa harikası manzaraları, peri bacalarını ve yöreye özgü taş binaların görüntüsünü tahta parçalarının üzerine işliyor.

Ahşap süsleme sanatına farklı bir boyut ve estetik kazandırdığını belirten Mustafa Öncül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğunda keresteci olan babasının yanında çalıştığı dönemde ısıttığı tellerle ağaçların üzerine şekiller çizmeye başladığını anlattı.

Merakla başladığı uğraşında zamanla ortaya güzel çizimler çıkmaya başladığını ve bunu sanata dönüştürdüğünü ifade eden Öncül, "Her güzel eser beni bu sanata daha da bağladı. İnsanlar kışın kahvehanede vakit tüketirken, ben yıllarımı bu sanatla uğraşıya verdim" dedi.

"Havya" adı verilen aleti edindikten sonra çok daha yorucu olan telle yakma işine son verdiğini kaydeden Mustafa Öncül, şunları söyledi:

"Ahşabı havya ile işlemek, işimi daha da kolaylaştırıyor. Böylece çok daha detaylı çalışmalar yapmaya başladım. Kapadokya'nın tarihi ve doğal güzelliklerini de tablo gibi ağaca işlemeye başlayınca ayrı bir keyif aldım ve 45 yıllık sürede yüzlerce eser yaptım. Yaptığım eserlerin çoğunu dostlarıma, arkadaşlarıma hediye ettim. Bu basit bir sanat değil. Tablo şeklindeki bir resmi yaklaşık bir ayda tamamlıyorum."

Öncül, bu sanatla tanışanların, yakmaya başladığı ağacın kokusunu aldıkça bu işten kopamaz hale geldiklerini dile getirdi.

Gençlerin bu tür sanatlara ilgisiz kaldığından yakınan Mustafa Öncül, şöyle devam etti:

"Gençlerden 'Bana da öğret' diyenler oluyor ama 'Gel yanıma otur, öğreteyim' deyince sabırsızlıktan geri bırakıyorlar. Bu işin püf noktası sabırdır. Ben yıllarımı verdim. Bu sanat beni hayata bağlıyor. Ben bu işi askere gitmeden önce kereste dükkanında kimseden kurs almadan kendi kendime yaparak öğrendim. Tecrübe kazandıkça da çok güzel ahşap yakmalar ortaya çıkardım. Eş, dost gelip isteyince de hediye ettim. Bugüne kadar sattığım eserler, bir elin parmağını geçmez. En iyi sonucu, kavak ağacından elde ettiğim ahşap plakalardan alıyorum."