'3 dönem'e karşı Senato

'3 dönem'e karşı Senato
'3 dönem'e karşı Senato
AKP'de '3 dönemden sonra aday olamama' kuralı birçok vekili rahatsız ediyor. 'Ustalık döneminde emekli mi olacağız' diyerek çözüm arıyorlar.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

AK Partililer bu günlerde kara kara düşünüyor. AK Parti ’ye kapatma davası açan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya’dan kılpayı kurtulmuşlardı, ama şimdi durum daha vahim. Anayasa Mahkemesi kapatma kararı verseydi 53 milletvekili siyasi yasaklı olacaktı. AK Parti tüzüğüne göre ise Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Cemil Çiçek ile 16 bakan ve 55 milletvekili en az 4 yıl ‘parlamento yasaklı’ olacak. Milletvekili adayı olamayacak. Vakit yaklaşıyor. Şunun şurasında 3 yıl kaldı. Yumurta kapıya dayanınca senaryo arayışlarına da hız verildi. Lakin, önlerinde ‘kapı’ gibi bir engel var: ‘Sözüm söz’ diyen Başbakan. “Ustalık döneminde emekli mi olunur” diye düşünen AK Partililer de formül arayışında. Baktılar Başbakan’ın tüzük değiştirme niyeti yok, onlar da yeni anayasaya sarıldı. ‘Çift Meclis’ modeli ile ‘Senatör’ olarak Meclis’e adım atmanın hesaplarını yapıyorlar.
Bu 3 dönem kuralı biraz da Erbakan Hoca’nın siyaset anlayışına tepki olarak doğdu. AK Parti’yi kuran çekirdek kadro, RP-FP’den farklı bir siyasi anlayışa sahipti. Partide Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan gibi ‘abi’ modeli istemiyorlardı. Bunun için parti tüzüğüne bir ‘tedbir’ maddesi koydular. Bir milletvekili, üst üste en fazla 3 dönem milletvekilliği yapabilecekti. 2001’de tüzüğe giren bu maddeye başlarda hiç itiraz gelmedi. “Mahkeme kadıya mülk değil” deniyor, gençlerin önünün açılmasının önemi anlatılıyordu. Böyle maddelerin uzun ömürlü olmayacağı, bir süre sonra değişeceği beklentisi de az değildi… 

‘Ustalıkta emekli mi olacağız?’ 
12 Haziran seçimleri ile AKP ’nin 3. dönemi başlayınca işin rengi değişmeye başladı. Rahatsızlıklar kimi özel sohbetlerde homurdanmalara dönüştü. Dert yanan AK Partililerin şu sözlerine sıkça rastlanır oldu: “En verimli çağımızdayız kardeşim. Ustalık dönemindeyiz. Bu yaşta emekli mi olunur? Şimdi ne yapacağız? Eski işimize dönemeyiz. Eve kapanıp dizimizde torun mu zıplatacağız?” Türk siyasetindeki geleneklere bakınca haksız da sayılmazlardı. Avrupa’da olduğu gibi bir eski başbakan veya milletvekilinin avukatlığa, öğretmenliğe yani önceki mesleğine dönme örneği yaygın değil. Ticaretten gelenler neyse de memuriyetten gelenlerin işi kolay olmuyor. KİT’lerde yöneticilik ya da başarabilirse ticarete atılma dışında seçeneği kalmıyor.
Milletvekilleriyle beraber belediye başkanı ve il yöneticilerini de kapsayan ‘3 dönem’ kuralını değiştirmek için yoğun kulis yapılıyor. Nabız yoklanıyor. Başbakan Erdoğan’a birkaç kez direkt ya da dolaylı olarak konu çıtlatıldı. “Belki fikri değişmiştir” umuduyla adımlar atıldı. Bir türlü sonuç alınamadı. Başbakan, kendi koyduğu kuralı tartışmaya bile açmıyor. Belli ki kendisiyle çelişmek istemiyor. Bunu talep edenlere de Türkiye ’nin zengin insan kaynağı olduğunu, kimsenin ‘vazgeçilmez’ olmadığını söylüyor. Peki, milletvekilleri pes etti mi? Hayır… 

Senatörlükle dönme planı 
AK Parti’de 3 dönem kuralının değişmesini bekleyenlerin umudu Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nda. Erdoğan’ın Köşk’e çıkmasıyla yeni Başbakan’ın kuralı değiştireceği umuluyor. Böylece hem Başbakan sözünü çiğnememiş olacak hem de “kıdemli” vekillere Meclis yolu açık kalacak.
Bu arada yeni bir senaryo üzerine de hummalı çalışmalar yapılıyor. Partide bazı isimler ‘Senato modeli’ üzerine kafa yoruyor. Yazım aşamasına geçilen yeni anayasaya çift Meclis’li modeli monte etmek istiyorlar. Bu modelin ‘faydaları’ şimdiden fısıldanmaya başladı. Senato modeli görünürde sistemin daha iyi işlemesi için öneriliyor. Anayasa Mahkemesi’nin bazı denetim yetkilerini de Senato’ya devretmesi öngörülüyor. Köksal Toptan TBMM Başkanı iken türban düzenlemesini iptal eden Anayasa Mahkemesi’ne karşı bu modeli dile getirmişti. Model, Başkanlık Sistemi’nin provası olarak da anlatılıyor. İyi yetişmiş, birikimli, taban kaygısı olmayan insanların ‘Senatör’ olarak büyük hizmet vereceğinden dem vuruluyor. Ama bunu dile getirenlerin asıl ‘niyet’inin 3 dönem kuralını arkadan dolanmak olduğunu söylemeye gerek yok. Ancak Başbakan Erdoğan’ın yaklaşımı ve siyaset anlayışı buna yeşil ışık yakmıyor. Senatör olarak Meclis’e gelme projesi ‘nafile çaba’ olacak gibi…


Bir zamanlar ‘Senatör’ vardı
Aslında Türkiye “Senatör”lere yabancı değil. 1961’den 12 Eylül’e kadar çift Meclis’le yönetildik. TBMM’nin yanında bir de Cumhuriyet Senatosu vardı. Senatör demek biraz da devletin “ağır abi”si demekti. Hepsi eğitimli, makam-mevki görmüş isimlerdi ve bu nedenle Senato ‘okumuşlar meclisi’ olarak da anılıyordu. Senatörlerin önemli bölümü cumhurbaşkanı kontenjanından atanıyordu. Eski cumhurbaşkanları ve 27 Mayıs’ın Milli Birlik Komitesi üyeleri de “tabii” senatörlerdi, ömür boyu görev yapıyorlardı.

‘Belediye’ tesellisi
‘3 dönem kuralı’ son 10 yılda söz sahibi olan pek çok ismi inzivaya çekecek. Başbakan Erdoğan, Cemil Çiçek, Bülent Arınç, Binali Yıldırım, Ali Babacan, Beşir Atalay, Faruk Çelik, Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ, Hayati Yazıcı, Taner Yıldız, Recep Akdağ, Mehdi Eker, Suat Kılıç, Egemen Bağış, Fatma Şahin, İ. Naim Şahin önümüzdeki seçimde milletvekili adayı olamayacak. Ancak baraja takılanlara ‘teselli’ ikramiyesi seçenekleri de yok değil. Çoğu bakan olan şöhretlilerin İstanbul , İzmir gibi metropollere belediye başkanı olmaları bekleniyor.