scorecardresearch.com

AB: Barış süreci Türkiye için tek çözüm

AB: Barış süreci Türkiye için tek çözüm
AB: Barış süreci Türkiye için tek çözüm
Güneydoğu Anadolu'da yürütülen operasyonlara değinen AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Mogherini, "PKK'nın saldırıları olsun ya da başka terörist faaliyetler olsun biz hemen bir ateşkes ve geçen senelerde başlatılan barış sürecine dönüşü destekliyoruz. Bu süreç bizce hâlâ barış ve istikrarın ülkede sağlanabilmesi için tek çözüm" çağrısında bulundu.

RADİKAL - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komiseri Johannes Hahn, Türkiye-AB Üst Düzey Siyasi Diyalog Toplantısı ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu, Cenevre'de Suriye'yle ilgili yapılacak toplantıya ilişkin, "YPG gibi terör örgütlerinin de muhalefetin içinde yer almasını istemek bu süreci akamete uğratmaktır. Bunu isteyen bazı ülkeler olabilir ama bunun son derece tehlikeli olduğunu söylememiz lazım. Terör örgütlerinin müzakere heyetinin içinde olmaması gerekiyor" dedi.

Türkiye-AB Üst Düzey Siyasi Diyalog Toplantısı, Türkiye tarafından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'yla AB Bakanı Volkan Bozkır ve Avrupa Birliği tarafından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini'yle Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu AB Komiseri Johannes Hahn'ın katılımıyla Ankara Palas'ta yapıldı. Çavuşoğlu, toplantıda müzakere süreci başta olmak üzere güncel, bölgesel ve uluslararası konuların ele alındığını söyledi. Kasım ayında yapılan Türkiye-AB Zirvesi'nde görüşülen konuların toplantıda değerlendirildiğini dile getiren Çavuşoğlu, şöyle dedi:

"Son dönemdeki gelişmeler, Türkiye-AB işbirliğinin önemini bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Bu kapsamda 29 Kasım 2015 tarihinde gerçekleştirilen Türkiye-AB Zirvesi ilişkilerimizin canlandırılması ve ileriye taşınması için yeni bir başlangıcın ilk adımı oldu. Zirvede Türkiye ve AB arasındaki iş birliğini güçlendirmek için düzenli görüş alışverişini sağlama ihtiyacını tespit ettik. Bu amaçla üst düzey diyalog kanallarının artırılması ve yılda 2 kez zirve düzenlenmesi konusunda AB ile mutabık kaldık. Bugünkü toplantı 2'nci Türkiye-AB Zirvesi'ne hazırlık mahiyeti taşıyor. Zirve öncesi bu formatta yeniden bir araya geleceğiz. Toplantıda müzakere sürecimizin yanı sıra güncel, bölgesel ve uluslararası konuları da ele aldık."

Çavuşoğlu, toplantıda Göç Eylem Planı'nın her iki tarafça uygulanması konusunun ele alındığını bugün karşılaştıkları sınamalar Türkiye ile AB arasında daha düzenli ve daha etkin iş birliği sağlanmasının ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Suriye'deki krizin bölge ülkeleri ve AB için yarattığı sorunların üstesinden ancak birlikte gelebiliriz. Terörle mücadelede etkin bilgi alışverişi ve dayanışma olmadan başarı sağlamamız mümkün olabilir mi? Düzensiz göçün yarattığı ekonomik, sosyal ve siyasi dalgalanmaları ancak birlikte yönetebiliriz. Türkiye ve AB'nin bu konulardaki iş birliğinin daha somut bir çerçevede sürdürülebilmesi için bugün kapsamlı ve faydalı bir görüş alışverişi gerçekleştirdik. Ortak gündemimizde önemli bir yere sahip olan Göç Eylem Planı'nın her iki tarafça uygulanması konusunu da ele aldık. Türkiye bu yöndeki çalışmalarını titizlikle sürdürüyor."

VİZESİZ SEYAHAT KONUSU

Schengen Bölgesi'ne vizesiz seyahat konusunun da gündeme geldiğini vurgulayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Ekim 2016 itibariyle vatandaşlarımızın Schengen Bölgesi'nde vizesiz seyahat edebilmesi için her iki tarafın sonuç odaklı bir anlayış içerisinde sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Böylelikle üyelik sürecimizin de önündeki bir engelin aşılması gerçekleşmiş olacak" dedi.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun ardından konuşan AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Mogherini, toplantıda sığınmacılar ve göç sorununun gündeme geldiğini belirterek "Bizim için önemli konu şu. Bir eylem planı var sığınmacılar ve göçle ilgili olarak. Onun tamamen uygulanmasını biz temenni ediyoruz. AB açısından bunun uygulanması daha iyi bir desteği Türkiye'ye verebilmek anlamına geliyor. Sabit çalışmamızı bu anlamda güçlendirmeye karar verdik. Faaliyetlerimizi uyumlu ve eşgüdümlü bir şekilde gerçekleştirmeye karar verdik" diye konuştu.

"BOMBALAMALAR DAEŞ'İN ORTAK TEHDİT OLDUĞUNU GÖSTERDİ"

İstanbul ve Ankara'daki terör saldırılarını hatırlatarak IŞİD'le ortak mücadele vurgusu yapan Mogherini, "Uluslararası aktörler Suriyeli güçlerin birliğiyle bir kapsayıcı geçişin olmasını ve bir ateşkesin olmasını ve El Nusra ile DAEŞ'e karşı bir ilerleme sağlanmasını istiyor. Terörizme karşı neler yapabileceğimiz ve DAEŞ'e karşı savaşta neler yapabileceğimizi konuştuk. İstanbul'da, Ankara'da, Avrupa'da son zamanlarda yaptıkları bombalamalar çok net bir şekilde bize DAEŞ'in ortak tehdit olduğunu gösterdi" açıklamasında bulundu.

"BARIŞ SÜRECİ TÜRKİYE'DE İSTİKRARIN SAĞLANABİLMESİ İÇİN TEK ÇÖZÜM"

Mogherini, ayrıca Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yürütülen terörle mücadele kapsamındaki operasyonlara da değindi. Türkiye'nin barış sürecine dönüşünü desteklediklerini belirten Mogherini, "Türkiye'nin güneydoğusundaki iç problemleri ele alma fırsatımız oldu. AB her türlü terörist saldırıyı kınamaktadır. PKK'nın saldırıları olsun ya da başka terörist faaliyetler olsun biz hemen bir ateşkes ve geçen senelerde başlatılan barış sürecine dönüşünü destekliyoruz. Türk makamlarının son derece cesur vizyonuyla başlatılan bir barış süreciydi bu. Bu süreç bizce hala barış ve istikrarın ülkede sağlanabilmesi için tek çözüm" diye konuştu.

BOZKIR: TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELEYE DEVAM EDİLECEK

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Mogherini'nin ardından konuşan AB Bakanı Bozkır, toplantıda Türkiye'deki terörle mücadele konusunu ele aldıklarını belirterek şunları kaydetti:
"Türkiye 3 önemli terör örgütüyle aynı anda mücadele eden ve bu konuda dünyaya örnek teşkil eden bir ülke konumundadır. Bunu yaparken de vatandaşlarımızın başta yaşam hakkı olmak üzere her türlü hakkına da titizlikle sahip çıkan bir ülke konumundadır. Türkiye egemen bir devlet olarak başta PKK olmak üzere ulusal güvenliğini tehdit eden tüm terör örgütleriyle mücadeleye devam edecektir."

"TÜRKİYE'NİN ALMIŞ OLDUĞU İNİSİYATİF HAYATİ ÖNEMDE"

Bakan Bozkır'ın ardından toplantıda hitap eden AB Komiseri Hahn ise Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik yaptığı çalışmalara değindi. Suriyeli sığınmacılara verilen çalışma iznini önemli bir gelişme olarak değerlendiren Hahn, "Türkiye'nin almış olduğu inisiyatif son derece hayati önemde. Suriyeli sığınmacıların sayısını azaltabilmek için yaptıkları özellikle de Suriyeli sığınmacıların ülkede çalışmasına izin vermek, onları kalifiye misafirler halinde ülkesinde barındırma konusunda yaptıkları bunlar çok önemli gelişmeler. Türkiye'ye anlamlı bir destek vermek ve bunu uyguluyor olmak çok önemli" diye konuştu.

HAHN: KÜRT BARIŞ SÜRECİYLE İLGİLİ KATKIDA BULUNMAYA HAZIRIZ

Türkiye'nin PKK'yla mücadelesi üzerinden çözüm süreci vurgusu yapan Hahn, AB'nin bu konuya özel olarak önem verdiğini belirterek "Kürt barış süreciyle ilgili yapabileceğimiz katkılar varsa katkıda bulunmaya hazırız. Bu sadece Türk toplumunun faydasına olacak bir süreç değil. Aynı zamanda istikrar ve güvenliği sağlayabilmek, bölgede de güvenlik ve istikrara imkan verebilecek önemli bir konu. O yüzden AB'nin de bu konuya özel bir önem atfettiğini söylemem gerekir" ifadelerini kullandı.
Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Türkiye-AB heyetine; sığınmacılara destek verilebilmesi için Türkiye'ye yapılacak 3 milyar Euro'luk yardım paketi soruldu. Soruya yanıt veren AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Mogherini, bunun mülteciler için projelere ayrılacak bir para olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
"Ben inanıyorum ki burada tahsis edilen para çok makul bir zaman içerisinde gelecektir. Bununla ilgili aralık ayında bir karar alındı ve paranın tahsisatı gerçekleşmekte şu anda. Komisyon ihtiyaçlar ve projelerle ilgili bütün değerlendirmeleri yapmakta. Bu para Türk hükümetinin eline geçecek olan bir para değil. Mülteciler için projelere ayrılacak olan bir para."

ÇAVUŞOĞLU: 3 MİLYAR EURO BİZİM KİŞİSEL OLARAK ALDIĞIMIZ PARA DEĞİL

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise 3 milyar Euro'luk desteğin gecikmesinin mülteciler açısından sorun yaratacağına değinerek "3 milyar Euro bizim kişisel olarak aldığımız bir para değil. Bu AB'nin bir iç meselesi. Sığınmacılar için gelen bu miktarın gecikmesi her gecikilen gün Türkiye'deki sığınmacıların yaşam kalitesini, eğitim ve sağlık konusunda aldıkları hizmeti geciktiriyor" diye konuştu.
Suriye'yle ilgili Cenevre'de yapılacak toplantının PYD'den katılımın olması sebebiyle ertelendiği yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çavuşoğlu, terör örgütlerinin müzakere heyetinin içinde olmaması gerektiğini söyledi. YPG'nin muhalefetin içinde yer almasını istemenin süreci akamete uğratacağını savunan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Cenevre'de başlayacak rejim ve muhalefet arasındaki müzakerelerin bir an evvel başlamasında fayda var. Çünkü ateşkesin bir an evvel sağlanması gerekiyor. Şu anda rejim güçlerinin İran'ın da desteğiyle ve Rusya'nın da havadan desteğiyle sivillere yönelik saldırıları çok sayıda çocuk ve kadın dahil sivillerin ölümüne neden oldu. Suriye'de kesin çözüm siyasi çözümdür. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Bu süreçte özellikle muhalefeti sulandırmaya yönelik bazı ülkelerin çabaları var. Biz buna karşıyız. Muhalefet de buna karşı. Özellikle YPG gibi terör örgütlerinin de muhalefetin içinde yer almasını istemek bu süreci akamete uğratmaktır. Bunu isteyen bazı ülkeler olabilir ama bunun son derece tehlikeli olduğunu söylememiz lazım. Rejimin kuklası olan diğer önerilen isimler çok istiyorlarsa rejim tarafından heyete katılabilirler. YPG için de bu geçerli. Suriye'de kontrol ettiği alan bakımından YPG önemliyse o zaman DEAŞ da bir terör örgütüdür o da Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 40'ını kontrol ediyor. Dolayısıyla terör örgütleriyle ılımlı muhalefet arasındaki ayrımı çok iyi yapmak lazım. Terör örgütlerinin müzakere heyetinin içinde olmaması gerekiyor."

"BIDEN İLE GÜÇLERİMİZİ NASIL BİRLEŞTİREBİLECEĞİMİZİ GÖRÜŞTÜK"

Bakan Çavuşoğlu'na Başika'nın da bulunduğu Kuzey Irak'la ilgili Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın İstanbul'daki görüşmesinden sonra iki ülkenin yeni inisiyatifler geliştirme konusunda mutabık kaldığı yönündeki iddialar da soruldu. Biden'la bölgede IŞİD'le mücadele konusunda güçlerin nasıl birleştirilebileceğinin görüşüldüğünü vurgulayan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Amacımız; Irak'ın DAEŞ'le olan mücadelesine destek vermektir. Kuzey Irak'ta peşmergeye yönelik eğitim faaliyetlerimizin de sebebi buydu. Başika'da Musul ulusal muhafızlarının eğitilmesinin amacı da buydu. Son zamanlarda DAEŞ'in buraya yönelik tehditleri ve saldırıları oldu. Biz bu bilgileri alınca ilave güç takviyesi yaptık. Bağdat'ta bu hassasiyet yarattı. Irak bizim için önemli bir ülke. Irak'ın bağımsızlığı, sınır ve toprak bütünlüğü bizim için ve bölgenin istikrarı için önemlidir. DAEŞ Irak topraklarının yüzde 30'unu hala kontrol altında tutuyor. Bundan nasıl kurtulacağız? En son Sayın Biden'ın ziyaretinde de buradaki güçlerimizi nasıl birleştirebiliriz, ABD'nin askerleri var. Koalisyonun içindeki diğer ülkelerin de eğitip donattığı güçler var, peşmerge var. DAEŞ'a karşı mücadele edecek tüm unsurlar var ki arazideki tüm dışlanmış unsurların desteğini almadan da DAEŞ'e karşı mücadele başarı sağlanamaz. Dolayısıyla şimdi nasıl bu güçlerimizi birleştiririz, DAEŞ'e karşı etkin bir mücadele yapabiliriz ve Irak'ın topraklarını DAEŞ'ten geri alabiliriz ya da DAEŞ'ı Irak topraklarından nasıl temizleyebiliriz. Görüştüğümüz bu. Bu konudaki çalışmalarımız devam edecek."
Bahar DEMİREL-DHA


    http://www.radikal.com.tr/149996714999670

    YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yazılmamış.