Abdullah Öcalan'ın '4 Konferans' çağrısına İlk karşılık Ankara'dan: Bu süreci anayasa ile taçlandırmalıyız

Abdullah Öcalan'ın '4 Konferans' çağrısına İlk karşılık Ankara'dan: 
Bu süreci anayasa ile taçlandırmalıyız
Abdullah Öcalan'ın '4 Konferans' çağrısına İlk karşılık Ankara'dan: 
Bu süreci anayasa ile taçlandırmalıyız
Öcalan'ın 'Nevruz mektubu'nda bahsi geçen barış konferanslarının ilki Ankara'da yapıldı. Salondaki ve dışarıdaki 'olağan' hava, süreç için umut verdi.
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında okunan ve silahlı güçlerin geri çekilmesi sürecini de başlatan mektubunda, ‘Demokratik çözüm sürecini toplumla buluşturmak ve taraflara yol göstermek için’ önerdiği 4 konferansın ilki dün Ankara’da yapıldı. Farklı kesimlerden aydın, sanatçı, sivil toplum örgütü temsilcisi ve siyasetçileri bir araya getiren konferansta Yaşar Kemal, Vedat Türkali, Murathan Mungan ve Orhan Pamuk’un da mesajları okundu. Vedat Türkali mesajında, “İlk defa kan durdu; bu yüzden Öcalan’a büyük bir sevgi duyuyorum” dedi.
Ankara’da gerçekleştirilen ‘Demokrasi ve Barış Konferansı’ için yoğun güvenlik önlemlerinin ‘alınmadığı’ dikkat çekerken, bu kez karşıt grupların protestoları da yoktu. Sakin bir havada geçen konferans, İslami kesimlerden, Alevi örgütlerine, sol gruplardan, etnik grup temsilcileri ve CHP yöneticilerine kadar Türkiye’nin pek çok kesiminden önde gelen isimleri bir araya getirdi. Bugün de devam edecek olan konferansın sonuç bildirgesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan’a da gönderilecek. Haziran’da Diyarbakır, daha sonra da Brüksel ve Erbil’de 3 konferans daha yapılması planlanıyor. 

‘Kimliklerin faizini yakalım’
 
Konferans, BDP’li Sırrı Süreyya Önder’in açılış konuşmasıyla başladı. Önder konuşmasında, “Konferans kalıcı barışın tarihsel anlamı gereği hepimiz için yön belirleyici pusula niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu dönem asli unsurların yok sayılmasıyla sistem zulme sığınıp gericileşmiştir. Konferansın Ankara’da toplanması bu gerçekliğe bakıldığında ayrı bir simgesel öneme sahiptir” dedi.
Önder’den sonra kürsüye çıkan yazar Murathan Mungan ise “Kürtlerle nasıl barışacağız” diyerek başladığı konuşmasında, “Belleklerde farklar var. ‘Edirne’den Ardahan’a bölünmez’ denilen vatan, Uludere’den Susurluk’a, Reyhanlı’dan Roboski’ye bölündü. Kinden arınarak ama yaşananları unutmadan barışı sağlamalıyız. Kimliklerimizin faizini yakma zamanıdır” dedi. Mungan, Türkiye’de sadece Kürt ve Türklerin yaşamadığını da belirterek, “Bu yüzden tarihimize ve toprağımıza sahip çıkacaksak, 2015’le ilgili borcumuzu da ödememiz gerekiyor. Kürt kimliği, dili, mücadelesi gözetilirken sınıf gerçeği asla unutulmamalıdır. İnananların, kitaplı dinlerin haklarını savunurken; inanmayanların haklarını da savunmamız gerekiyor” dedi. 

‘Öcalan çözüm yolunu açtı’

Çağrıcılar arasında yer alan Alevi kesimin temsilcisi Arif Sağ ise şöyle konuştu: “Çok fazla laf etmeye, gevelemeye gerek yok. Barışı ve demokrasiyi tartışarak, içimize sindirerek kendimiz yaratacağız. Kendimiz üreteceğiz. Barış sevdasını kendimiz yaşayacağız.”
Konferansta çağrıcıların mesajları da okundu. Çağrıcılardan Vedat Türkali mesajında “Çözüm süreci normal seyri içinde devam ediyor. İlk defa kan durdu, bu yüzden Öcalan’a büyük bir sevgi duyuyorum. Öcalan’ın Newroz’da yaptığı konuşmaya kimi insanlar takıldı. Ama sonuca bakmak gerekir, yaptığı etki çözüm yolunu açmıştır. Yolu açtı, dağı temizliyor. Karayılan’ın tutumu da doğru bir tutumdur” dedi. Yazar Yaşar Kemal de mesajında kardeşliğe vurgu yaparak, “ Dünya çiçekli bir kültür, kültürler her zaman birbirlerini besler. Ey Türk halkı, Kürt halkı, bu toprakların kültür zenginliği olan tüm halklar, sözüm hepinizedir. Gelin yüreğimizle el ele verelim. Demokrasi onuruyla yaşamak, kendi dilini ve kültürünü de onurla taşımak ve yaşatmak demektir. Dilini ve onurunu istemek en temel ve doğal haktır” dedi. 

Hayat tarzlarına müdahale’

Konferansın çağırıcıları arasında yer alan Prof. Dr. Gencay Gürsoy da çatışmanın değil, siyasetin öne çıkarılmasının dile getirildiğini ancak siyasetin kısıtlandığını, Türkiye’nin de hızla çoğunluğa dayalı bir otoriter rejime doğru gittiğini anlattı. En basit protestolara bile tahammül edilemediğini, hayat tarzlarına müdahale anlamına gelen uygulamaların yaşandığını söyleyen Gürsoy, böyle bir ortamda bu ve benzeri konferanslarda alınacak demokratikleşmeye yönelik kararların büyük önem taşıdığını savundu. 

‘Bu kez farklı’

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak da yeni başlayan süreci geçmiştekilerden ayıran en büyük özelliğin ‘şeffaflık’ olduğunu belirterek, “Şimdiye kadar görüşmeler daha çok gizli-kapalı, kamuoyuna açıklanmayan mahiyetteydi. İlk kez siyasi iktidarın da Kürt hareketinin de sahiplendiği bir süreç başladı. Bu özelliği nedeniyle Öcalan’la devlet heyeti arasındaki görüşmeler tarihseldir ve geri dönüşü olmayan bir yolun başına getirmiştir” dedi. Demokratik mücadele ve siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasına ihtiyaç olduğunun altını çizen Kışanak, “Sürecin demokratik bir anayasayla taçlandırılması gerekiyor. Bu konferansta bunu da tartışacağız” dedi. 

Atölyeler çalışacak

İki gün sürecek olan toplantının ilk oturumu basına açık olarak gerçekleştirilirken, ikinci oturumda atölye çalışmaları yapıldı. 3 ayrı salonda aynı anda ‘Hakikat, yüzleşme ve adalet’, ‘Hukuk, yol temizliği ve yeni anayasa’ ve ‘Müzakere sürecinde barışın toplumsallaşması ve demokratik siyaset” başlıkları tartışıldı. Konferansın bugün yapılacak oturumunun ardından, ‘Demokrasi ve Barış Deklarasyonu’ hazırlanacak.

CHP’liler de katıldı

Konferansa, CHP’li Sezgin Tanrıkulu ve Gülseren Onanç da katıldı. Gazetecilerle sohbet eden Tanrıkulu, toplantıya ‘CHP Genel Başkan Yardımcısı’ sıfatıyla katıldığını belirterek, “Burada Türkiye’nin 100 yıllık meselesini sonra 30 yıllık durumunu tartışıyoruz. Önemli bir eşikteyiz. Umarız buradan çıkan sonuçlardan siyaset kurumu kendisine veri olabilecek bilgileri alır” dedi. Tanrıkulu, partisinden tepki gelip gelmeyeceği sorusuna ise “Önemli olan, herkesin, Türkiye’de barışa, dostluğa, kardeşliğe ve bir arada yaşamaya katkı vermesidir. CHP, kurumsal olarak Türkiye’de barıştan, bir arada yaşamaktan yanadır” dedi.

‘Çekilme haziran sonunda biter’

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, önümüzdeki günlerde İmralı yeni bir heyetin gideceğini belirterek, geçen hafta perşembe günü Adalet Bakanlığı’na başvuru yapıldığını ve bu kez heyete BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın da ekleneceğini belirtti.
Konferans öncesi bir grup gazeteciyle sohbet eden Demirtaş, konferansı parti olarak desteklediklerini belirterek şöyle devam etti: “Eminim ki sonuçlarını ve mesajlarını hükümet takip ediyordur. Ama gönül isterdi ki resmi olarak görevlendirdiği bir kişi veya heyet aracılığıyla burada olsaydı. Türkiye’de talebi olan kesimler ne diyor, ne istiyor, bütün bunları hükümetin duyması ve bunları dikkate alacak bir politikayı, programı önüne koyması lazım.”
Demirtaş, Murat Karayılan’ın daha önceki açıklamalarında ‘sonbaharı bulacağını’ söylediği çekilmenin daha erken biteceğini ve haziran sonuna kadar silahlı güçlerin geri çekilmesinin tamamlanabileceğini söyledi. Demirtaş, “Eğer, bu takvimi aynı zamanda demokratik reformlar içinde ölçü olarak alırsak parlamentonun aslında bu yaz çok tatil yapmak yerine biraz çalışması gerekebilir” dedi. 

Yeni heyette Kışanak var

Öcalan’la görüşmek üzere İmralı’ya yeni bir heyetin gitmesi için Adalet Bakanlığı’na perşembe günü resmi başvuru yaptıklarını söyleyen Demirtaş, gidecek heyette Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’ın yanı sıra Gültan Kışanak’ın da olacağını söyledi. Demirtaş, “Bu hafta ziyaret olur mu, bakanlığın cevabına göre gerçekleşecek. Biz gerçekleşmesini arzuluyoruz” dedi. 

‘Alkol yasası’na tepki

Demirtaş, kamuoyunda ‘alkol yasası’ olarak anılan yasal düzenlemeleri de değerlendirerek, “Hükümet bütün toplumsal düzeni, güvenlikçi ve yasakçı bakış açısıyla ele almayı tercih ediyor. Tabii ki sigara ve alkol gibi şeylerle mücadele edilmeli. Ama bunun mücadelesinin yolu parlamentodan yasaklayıcı hükümler çıkarmak, kişilerin hayat tarzına müdahale edecek şeylerin önünü açmak değildir” dedi.