Abdullatif Şener'in önlenemez düşüşü

Abdullatif Şener'in önlenemez düşüşü
Abdullatif Şener'in önlenemez düşüşü
Çok değil 5 yıl önce adı Cumhurbaşkanı adayı olarak geçiyordu. AK Parti'den ayrıldı, parti kurdu. Seçimde hezimet yaşadı. Dil öğrenmek için gittiği İngiltere'den dönüşte parti binasını bir apartman dairesine taşımak zorunda kaldı.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Abdullatif Şener, Türk siyasetinde ‘nereden nereye’ sözünün ‘cuk’ diye oturduğu bir isim. Kısa bir tarih turu yapalım. 10 yıldır iktidarda olan AK Parti ’nin 4 önemli isminden biriydi. Abdullah Gül Köşk’e, Tayyip Erdoğan Başbakanlığa, Bülent Arınç Meclis Başkanlığı’na gelmişti. O Başbakan Yardımcısı’ydı. Her zaman bu 3 ismin ‘yedeği’, alternatifi görülüyordu. Çok değil 5 yıl önce adı Cumhurbaşkanı adayı olarak geçti. AK Parti dışı çevrelerin, Deniz Baykal’ın, Erdoğan ve Gül’e tercih ettiği, “AK Parti’den olacaksa O olsun” dediği isimdi. Yani, o ‘367 krizi’ne karşı Erdoğan ve Gül ‘usta’ hamleler yapmasa, kriz derinleşse, belki de bugün Çankaya Köşkü’nde oturuyor olacaktı. 

Seçimde hizmet 
Ama öyle olmadı. Abdullatif Bey, sağda-solda estirilen rüzgara kendini kaptırdı. AK Parti’den ayrıldı, sonra Türkiye Partisi’ni kurdu. Eski partisini, Erdoğan’ı eleştirdikçe manşet olmayı başardı ama sandıkta varlık gösteremedi. Bağımsız aday olduğu memleketi Sivas’ta hezimet yaşadı. Seçim sonunda ortalıkta görünmeyen Şener’in İngiltere’ye İngilizcesini ilerletmeye gittiğini daha önce burada yazmıştık. Cambridge’de dil eğitimi alan Şener, geçtiğimiz günlerde ülkeye döndü. Her şeye rağmen ayrılmayan birkaç arkadaşıyla durum değerlendirmesi yaptı. Durumunun parlak olmadığı ortada. Maddi zorluk had safhada. Radikal bir karar alarak, parti binasından taşındılar. Nereye mi? İnanılması zor ama bir apatman dairesine. Yani ‘iktidar’ iddiasıyla kurulan partinin merkezi bir apartman dairesi. Daha önce Mümtaz Soysal Hoca da aynı şeyi yapmıştı. Hoca, daha sonra parti kapısına kilit vurdu. Şener’in partisinin kapanması da gündemde. Abdullatif Şener’in Numan Kurtulmuş gibi olması da zor. Erdoğan’la yeniden beraber olma şansı yok. Tek bir seçeneği kaldı. O da Abdullah Gül formülü. Yani Gül yeniden Başbakan olursa Abdullatif Şener’in AK Parti’ye döneceği yaygın söylenti.

Darbe Komisyonu Burkina’ya gidecek mi?
Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleri, 12 Mart muhtırası, 28 Şubat ‘postmodern darbesi’ ve 27 Nisan e-muhtırasını araştırıyor. Demokrasiyi kesintiye uğratan, ‘balans ayarı’ yapan aktörleri, tanıkları dinliyor. 27 Mayıs’ın hayatta kalan tanıkları, 12 Eylül’ün Başbakanı Bülend Ulusu, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı Karadayı, eski bakan, siyasetçiler, komisyona bilgi verdi. Ekim ayında eski Başbakan Tansu Çiller, “önemli açıklamalar” için komisyona geliyor. Bir diğer eski Başbakan Mesut Yılmaz, soruları yazılı cevaplayacak. 

Nimet Baş’ın başkanlığını yaptığı komisyonun 3 alt komisyonu bulunuyor. 28 Şubat sürecini araştıran komisyonun iş yükü ağır. Ellerinde 300 kişilik bir liste var. İlk işleri medya patronlarından, sivil toplum ve iş dünyasına ünlü isimleri ağırlamak olacak. Çevik Bir, Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Sisi gibi 28 Şubat’ın simge isimlerinin ifadelerine başvurulağını söyleyelim. Yukarıda yazanların tamamı Türkiye ile sınırlı olan faaliyetler. Darbe Komisyonu, Ekim ayıyla beraber yurt dışına açılıyor. Askeri darbe yaşamış ülkelere gidilecek; demokrasiye geçiş tecrübeleri incelenecek. Komisyon, darbe yaşamış ülkelerin listesini çıkardı bile. 1960’dan bugüne, Türkiye gibi darbe görmüş, farklı kıtalardan çok sayıda ülke var. Biz 27 Mayıs 1960 darbesini yaşarken Yunanistan, Irak, Libya, Umman da benzer kaderi paylaşmış. Şili, Pakistan, Ekvator Ginesi 1970’lerin darbe gören ülkeleri. 12 Eylül’ü yaşayan Türkiye darbecilikte yalnız değildi. Gine, Burkina Faso, Tunus, Mynanmar, Sudan, Çad, Gambiya, Katar, Pakistan, Fiji, Moritanya, Madagaskar, Honduras, Mali, Gine Bissau da tank sesiyle uyanıyordu. Toplam ülke sayısı 20’yi buluyor. 

Darbeyle, darbeciyle, darbe hukukuyla mücadele, demokrasiye geçiş süreçleri kolay olmuyor. Her ülkenin farklı deneyimi var. Darbeden demokrasiye geçişi başarıyla sağlamış ülkelerden öğrenilecek şeyler var. Bunun için komisyonun yurt dışı inceleme yapması sağlıklı bir yöntem. Komisyon, yurt dışı gezisine çıkacak çıkmasına da önünde zorlu bir seçenek var. Hangi ülkelere gidecek? Darbe ve diktatörler denince akla Pinochet’nin Şilisi, Salazar’ın Portekizi, Franco’nun İspanyası, Albaylar Cuntası’nın Yunanistanı geliyor gelmesine de liste kabarık. Komisyon, ‘kapsamlı’ bir araştırma için farklı darbe deneyimlerini incelemek isterse ne olacak? Akdeniz kuşağı ve Güney Amerika’ya gidişler normal karşılanacaktır. Fakat, Fiji, Gine, Burkina Faso gibi ülkelerde ‘darbe’ incelemesine gidilecek olursa işin rengi değişir. Tarihi bir görev üstlenen Komisyonun çalışması magazinleşir. Komisyon toplantısında 20 ülkelik liste gündeme gelse de 10 yıllık siyasi deneyime sahip olan Başkan Nimet Baş, ince eleyip sık dokuyacaktır. Bizim tanıdığımız Nimet Hanım, Komisyon çalışmalarını gölgeleyecek gezilere fırsat vermez. Zaten vakit de daralmış durumda. Bu gezilerin Ekim ayında yapılması gerekiyor. Komisyon Raporu Kasım’da Meclis Başkanlığı’na teslim edilecek.