Adalet Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi

Adalet Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi
Adalet Bakanı hakkındaki gensoru önergesi reddedildi
Meclis Genel Kurulu'nda, CHP'nin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin hakkında, "Görev sorumluluğunu savsakladığı, aksattığı yerine getirmediği, yargı bağımsızlığının korunabilmesi için çaba göstermediği" gerekçesiyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CHP tarafından verilen gensoru için yaptığı konuşmada, son 10 yılda yargının kronikleşmiş sorununa el attıklarını ifade ederken, “Bizden adalet beklerken, siz kendi çatınız altında CHP Genel Merkezi içinde bir adalet sağlayın lütfen” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda hakkındaki iddialara cevap veren Bakan Ergin, yargının geçmişten gelen ve çok uzun süredir konuşulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Türkiye’de yargının geçirdiği süreç, hepimizin malumudur. Öteden beri Türkiye de uzun yargılama sorunu var. Bu ülkede yargının alt yapı, mevzuat, personel sorunları vardı. Son 10 yılda çok önemli çalışmalar yapıldı. Planlı, bilimsel ve katılımcı olarak ele alınarak yargının tüm paydaşlarıyla bir eylem planı hazırlandı ve deklare edildi. Bu 209 yılının Ağustos ve Eylül ayında karara alındı.

Aradan geçen 2 yıl içinde çok önemli adımlar atıldı ve bu süre içinde Anayasa Mahkemesi’nin yapısında önemli değişikler yapıldı. HSYK yeniden yapılandırıldı.

Danıştay ve Yargıtay güçlendirildi. Türkiye adliye teşkilatının alt yapısı yenilendi. 205 cezaevi kapatıldı. 60 tane daha moderni yapıldı. Ulusal yargı ağı üzerinden görüntülü ifade alma sistemi yapıldı. Çok önemli çalışmalar yapıldı. Mezuaat alt yapısı içinde de Türkiye'de uygulanan ceza mevzuat yeniden yapıldı. Tamamı yenilendi. Bu parlamentoda mutabakatla yapıldı.”

Hakim ve savcı sayısında iktidarları döneminde yüzde 34, adalet personeli sayısında yüzde 80 artış sağlandığını hatırlatan Bakan Ergin, “Türkiye’deki yargının sorunlarını çözme sorunu için ilk defa tarihimizde Yargıtay’a gelen dosyadan daha çoğu karara çıkarıldı. Makul sürede yargılama yapılamıyor diye şikayet ediliyordu. Bunların önlenmesi için çalışmalar yapıldı ve 1,5 -2 yıl içinde 12 ile 14 ay içinde bir dava açtığınızda tamamlanacak. Bu yargı için bir devrimdir” dedi.

Bakan Ergin şöyle devam etti:
“Türk yargısı için son dönemde dezenformasyon ve yıpratma çalışması yapıldığını üzülerek görüyorum. Doğru bilgiler üzerinden yapılırsa saygı duyarım. Herkes bir diğerinden adalet bekliyor. Kişiler ve kurumlar maalesef adaletli davranmıyorlar.

Ben akşamın şu saatinde kimseyi rencide etmek istemiyorum. Benim elimde çok sayıda yargının siyasallaşması, müdahale edilmesi ve kullanılmasına ilişkin pek çok dosya var. Bunları açıklarsam çok kişi rencide olur. 90 dakika bekledim. Bizim demokrasi anlayışımız bu. Daha bir şey söylemeden 'Biz söyleyecez, itham edecez' diye laf atıyorsunuz? Sanırım tek parti demokrasi anlayışı bu. Bizden adalet beklerken, siz kendi çatınız altında CHP Genel Merkezi içinde bir adalet sağlayın lütfen.”

VİRÜSLERİN VİCDANI YOKTUR”
CHP Grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, “adaletsizliğin kol gezdiği, iktidar partisinin sansürlediği ortamda, milletten kaçırarak” Adalet Bakanı hakkında verdikleri gensoru önergesini görüştüklerini söyledi.

Anayasaya göre, kanuna aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini ifade eden Oyan, “Bilgisayardaki virüslerin vicdanı yoktur, kendi vicdanınıza sorun. Kanuna aykırı elde edilen telefon dinlemeleri nasıl oluyor iddianamelere ekleniyor? Anayasal güvenceyi denetleyecek, Anayasaya uyumlu yasaların çıkmasını sağlayacak yürütme organı Adalat Bakanı'dır. Böyle bir Adalet Bakanı var mı Türkiye'de? Adil yargılama ihlallerine yönelik en önemli uyarıların AİHM'den gelmesi, Türkiye'nin sürekli mahkum edilmesi adaletin istisna olduğunu göstermiyor mu?” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinde, Türkiye'de “melez demokrasinin” perçinlendiğini iddia eden Oyan, bunun adının “sivil, teokratik faşizm olduğunu” söyledi.

Oyan, eğer ülkede basın özgürlüğü yoksa demokrasinin de olmayacağını belirterek, “Demokrasi olmadığı için özel yetkili savcılar, cüretlerini milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığına kadar uzatabiliyorlar, Anayasayı ihlal ediyorlar. Demokrasi, hukuk devleti olmadığı için Anamuhalefet lideri için uyduruk fezlekeler düzenleyebiliyorlar” dedi.

Oda Tv iddianamesinde, kürsüdeki konuşmaları ve yazılarının yer alması üzerine suç duyurusunda bulunduğunu, bununla ilgili Adalet Bakanı Ergin ile görüştüğünü anlatan Oyan, Ergin'in, “HSYK'da sadece dayak yemek için bulunuyoruz” dediğini öne sürdü.

Oyan, adaletin sanal, hukuk dışılıkların gerçek olduğu dönemi yaşadıklarını ileri sürdü.

“ÖLSEM AKLIMA GELMEZDİ”
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, grubu adına yaptığı konuşmada, Kuran-ı Kerim'e göre inanan ve inanmayanlar, dindarlar ya da dinsizler diye de bir ayırım bulunmadığını söyledi. Önder, mücadelenin, zalimler ile mazlumlar, yani hak yiyenler ve hakkı yenenler arasında olduğunu kaydederek, dinde hiç kimseyi imana zorlamanın bulunmadığını söyledi.

Yargının siyasallaşmasından söz edildiğini ifade eden Önder, ancak bugün yaşanan bütün kaotik durumun altında siyasetin yargısallaşması ya da yargısallaştırılmasının bulunduğunu savundu.
Önder, siyaset ve hukuk ilişkilerin çok girift olduğunu, yargının, bu düğümlenmenin en önemli ayaklarından birini oluşturduğunu vurguladı.

Gensoru önergesi verilecekse terörün finansmanına ilişkin yasa tasarının geliş şekli için olması gerektiğini ifade eden Önder, tasarıya yönelik eleştirilerini dile getirdi.

Önder, bu duruma, özel yetkili mahkemeler garabetiyle gelindiğini ifade ederek, “12 Eylül'de sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan biri olarak söylüyorum, bunu, bugün buradan söyleyeceğim ölsem aklıma gelmezdi. 12 Eylül'ün faşist sıkıyönetim mahkemelerine rahmet okutacak, keyfi ve gülünç, bir sürü trajik komik hikayenin konusu olabilecek uygulamalar yapılıyor” dedi. (ajanslar)