AİHM'den F tipi tedbir

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin, daha önce hakkında wernicke-korsakoff hastalığı nedeniyle 'iyileşemez, cezaevinde kalması hayati tehlike oluşturur' yönündeki raporlara rağmen, yeniden cezaevine konulmasına yeşil ışık yaktığı hükümlü Sinan Eren'in imdadına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 3. Dairesi yetişti.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin, daha önce hakkında wernicke-korsakoff hastalığı nedeniyle 'iyileşemez, cezaevinde kalması hayati tehlike oluşturur' yönündeki raporlara rağmen, yeniden cezaevine konulmasına yeşil ışık yaktığı hükümlü Sinan Eren'in imdadına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 3. Dairesi yetişti. AİHM, Eren'le ilgili infazın 30 Nisan'a kadar ertelenmesi için tedbir kararı verdi.
F tipi cezaevlerini protesto amacıyla başlatılan açlık grevi ve ölüm oruçlarının etkisiyle onlarca tutuklu ve hükümlü wernicke-korsakoff hastası olmuş, Adli Tıp Kurumu da bu hastaların iyileşemez olmalarını dikkate alarak infazlarının 6'şar ay süreyle ertelenmesi yönünde raporlar vermiş, tahliye edilen bu mahkûmların birçoğu da Cumhurbaşkanı'nca affedilmişti. Ancak son bir yıldır Adli Tıp'tan daha önce haklarında 'iyileşemez' denilen çok sayıda mahkûmla ilgili bu kez 'iyileşebilir, cezeaevine konulabilir' raporları verilmeye, bunun üzerine de dışarıda tedavi olmaya çalışan hükümlüler yeniden tutuklanarak cezaevlerine konulmaya başlandı.
Daha önce de tedbir kararı almıştı
Hakkında daha önce üç ayrı 'iyileşemez' raporu bulunan Bekir Balyemez hakkında Adli Tıp 3. Dairesi'nce bu kez aksi yönde karar verilmesi üzerine Balyemez AİHM'ye başvurmuş, AİHM 3. Bölümü de 6 Şubat 2004'te, başvuru sonuçlanıncaya kadar Balyemez'le ilgili tedbir kararı almıştı. Wernicke-korsakoff hastalığını gösteren raporlar üzerine serbest bırakılan Sinan
Eren de, Adli Tıp Dairesi'nin cezaevine konulabileceği yönündeki raporu üzerine aranmaya başlanınca avukatı Şenal Sarıhan AİHM'ye acil başvuru yapmıştı. AİHM'nin bu başvuruyu 8 Mart'ta kabul ettiği ve Eren'in hapis cezasının yerine getirilmesinin 30 Nisan'a kadar ertelenmesine karar verip bunun gerçekleştirilmesi için de hükümeti uyardığı öğrenildi. Sarıhan da bunun üzerine 24 Mart'ta Kırşehir İnfaz Hâkimliği'ne başvurdu. AİHS'ye göre Türkiye'nin AİHM'nin infaz erteleme yönündeki 'tavsiye kararına' uymak zorunda olduğuna dikkat çeken Sarıhan, dilekçesine AİHM kararını ekledi ve 'insanca yaşam hakkının sağlanması ve korunmasına ilişkin iç hukukumuzda da yer alan korumalar da dikkate alınarak önceki kararlarının kaldırılarak infazın ertelenmesine karar verilmesini' istedi.
'Raporlar neden uyuşmuyor?'
AİHM'nin tedbir kararının gerekçeleri de çarpıcı. Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi'nin, bu mahkûmun cezasını çekebileceği yönündeki raporu ile İstanbul Tabip Odası'nın aksi yöndeki raporu arasındaki uyuşmazlığa dikkat çeken AİHM, hükümete bu raporlardan hangisinin kanıt olarak sayılacağını sordu. Türkiye'den başvurucuyla ilgili yeni rapor da isteyen AİHM, bunu hazırlayanların tarafsızlıklarında hiçbir şüphe olmamasını ve tıbbi açıdan hiçbir boşluk içermemesini istedi.
AİHM'nin aynı kararında hükümete 'başvurucunun son durumdaki haline bakarak, tekrar içeri alınma olasılığının AİHS'nin 3. maddesinde (işkence ve kötü muamele) getirilen yasaklamalar çerçevesinde değerlendirilebilir mi?" diye de sordu. Öte yandan AİHM, avukat Sarıhan'a gönderdiği yazıda, bu tür davaları yürütmek için yeterli olanağı olmayanların AİHM'ye başvurup, ücretsiz adli yardım alabileceklerini de anımsattı.