'Akil' başkanların yol haritası

'Akil' başkanların yol haritası
'Akil' başkanların yol haritası

(Üst sıra) Rıfat Hisarcıklıoğlu, Can Paker, Tarhan Erdem, Yılmaz Ensaroğlu, (alt sıra) Ahmet Taşgetiren, Deniz Ülke Arıboğan, Yusuf Şevki Hakyemez

Akil insanlar heyetlerinin bölge başkanları Radikal'e açıklamalarda bulundu. Başkanlar, önce yol haritası çıkaracaklarını sonra eyleme geçeceklerini belirtti

Radikal.com.tr -  63 isimlik akil insanlar heyetlerinin başkanları Radikal’e konuştu. Başkanlar, birbirlerinden bağımsız olarak verdikleri demeçlerde ilk hedeflerinin, halkla bütünleşmek olduğu görüldü. Başkanların “halk”la buluşmalarında uğramak istedikleri ilk adresler ise biraz farklı. Örneğin, İç Anadolu Bölgesi Akil İnsanlar Heyeti Başkanı Ahmet Taşgetiren, “öncelikle şehit aileleriyle görüşmek isterim” derken, Karadeniz Bölgesi’nin başkanı Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, ayrım gözetmeden herkesle görüşmeye başlayacaklarını söylüyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nin başındaki Can Paker ise halka süreçteki gelişmelerin doğru biçimde anlatılmasını önemli buluyor. Ege Bölgesi’nin Başkanı Tarhan Erdem de bu konuda “kime rastlarsak onunla konuşacağız” diyerek benimseyecekleri yol hakkında ilk ipucunu veriyor.


Halkın içine gireceğiz


Yusuf Şevki Hakyemez/Karadeniz: Önceki gün yapılan genel toplantının ardından kendi aramızda da toplandık. Önümüzdeki hafta içinde yeniden toplanacağız. Biz de bir yöntem belirlemeye çalışıyoruz. Yöntemde anlaştığımız anda da o düşüncelerin neticesinde sahaya ineceğiz. Bu süreçte sivil toplum kuruluşları, belediye idareleri ve en önemlisi de halkın içine gireceğiz. Halkın sürece yönelik olumlu ve olumsuz kanaatlerini alacağız. Amacımız süreci anlatmak, sürecin olumlu yönlerini ele almak. Türkiye ’de bir arada yaşamayı anlatacağız. Yoksa terör örgütünün terör örgütü olmadığını söylemeyeceğiz. Bizim ülke olarak temel sıkıntımız, Türkiye’nin sorunlarını konuşamamak. Bunu aşmak istiyoruz. Karadeniz insanı sağduyuludur. Ben Trabzonluyum. Emin olun, Trabzonlu olarak en güvenli yerlerinden biridir

Akil İnsanlar komisyonlarının bağımsızlığı konusundaki çekinceler ise kanımca genel toplantıda Sayın Başbakan tarafından tamamen giderildi. Açıkçası bende de edişe vardı. Ancak Sayın Başbakan, ‘Asla hükümetin sözcülüğünü, propagandasını yapmayın. Sivil bir inisiyatif olarak hareket edin’ dedi. Sayın Başbakan, ayrıca ‘Keşke bunu biz toplamadan sivil toplum kendisi yapsaydı’ dedi. Dolayısıyla bence endişeler giderilmiş oldu. Biz süreçte yol haritasını kendimiz oluşturacağız. Her bölge, kendi özeliklerini göz önünde bulunarak yol haritasını çıkaracak.


Önce yöntemimizi belirleyeceğiz

Can Paker/ Doğu Anadolu Bölgesi: Akil insanlar komisyonun önemini sürecin sonunda elde edeceğimiz başarılarla anlayacağız. Siyasi otorite barış sürecinin başarılı olması için ve bu süreçte tek başına karar vermek istemediği için akil insanlar komisyonun kurulmasını istedi. Nitekim ben böyle devam ederse sürecin başarılı olacağına inanıyorum.
Şu anda nasıl hareket edeceğimiz belli değil. Çünkü hükümet kesinlikle ‘şunu şöyle yapın, bunu böyle yapın’ diye bizi yönlendirmiyor. Dolayısıyla grup olarak süreçte yapacağımız çalışmalarda nasıl bir yol izleyeceğimizi pazar günü kendi aramızda yapacağımız toplantıyla belirleyeceğiz. Ancak her komisyonun kendine has çalışma özellikleri olduğu gibi biz Doğu Anadolu Bölgesi grubu olarak sık sık halla diyalog içerisinde olup barış sürecindeki gelişmeleri halka doğru bir şekilde aktaracağız.


Önce şehit ailelerinden başlayalım istiyorum


Ahmet Taşgetiren (İç Anadolu Bölgesi):  Henüz grup olarak bir değerlendirme yapmış değiliz. Ama şöyle de genel bir tavır ifade edebilirim. Toplum bünyesinde kayda değer bütün çevrelerle görüşmeyi planlıyoruz. Bunun için de farklı siyasi partiler, farklı sivil toplum kuruluşları, belki cemaatler. Belki de en öncelikle ben her ilde görüşmelerimizin bir şehit ailesiyle başlamasını şahsen düşünüyorum. Arkadaşlarıma istişare ortamında teklif edeceğim. 13 ilimiz var bizim, 2 ay içerisinde mümkün olduğu kadar geniş bir görüşme çerçevesini başarmayı düşünüyoruz. Gideceğiz farklı şehirlere. Belki yerel medya ile de görüşmeler olacak. Belki konferanslar, paneller, halka açık toplantılar. Belki bir takım AVM’lerde, çarşılarda, esnaf ziyaretlerinde. Yani 9 kişi günlerimizi insanlarla iç içe, onların duygu düşünce kaygı heyecan bunları tespit etmeye ve rapora dönüştürmeye, kendi düşüncelerimizi onlarla paylaşmaya çalışacağız.
İlk olarak şehit ailelerini ziyaretle, onların duygularını paylaşarak yola çıkalım diye şahsen içimden geçen o.

Sayın Başbakan’ın konuşması oldu. Konuşmanın özü, mesele kanı durdurmaksa gerisi teferruattır. Yani bu kan durmalı diyor sayın Başbakan. Bir helalleşme dönemi yaşamalıyız, hesaplaşmaya gitmeden diyor. Akil insanlar heyeti içerisinde bulunanlardan ne bekleniyor şeklinde sorular oldu. Problem çıkabilecek alanlara dair sorular oldu. Hükümet bu heyetin hükümete eklemlenmiş bir heyet olmasını istemiyor, zaten heyette bunu istemiyor. Sonuç olarak istenen rapor, çözüm sürecinin halktaki karşılığı, algısı. Yani buna dair sağlıklı bir rapor ve gözlem isteniyor. Bu heyet çok farklı kesimlerden oluşuyor. Bizim heyette bilm insanları var. Gazeteciler, yazarlar var. Fikri anlamda islami hassasiyeti olandan sosyalist olanına kadar farklılıklar var. Bu farklılıklar içerisinde ortak payda var. O da ülkenin barışa gitmesi, barış sürecinin başarıya ulaşması, kanın durması, ölümlerin sona ermesi. Bu ortak payda herkesin buluştuğu nokta diye düşünüyorum.

Başbakan’ın konuşmasından sonra soru bölümüne geçildi. Başbakan bizzat soruları not aldı. Sonra da kendisi cevaplandırdı. Sorulardan birisi şuydu: “ Bu heyet İmralı’ya gidecek mi? Öcalan ile bir görüşme söz konusu mu?” Hükümet böyle bir şeyin düşünülmediğini ifade etti. Bu heyet şu tarz bir heyet değil; silahlı güçlerin yurt dışına çıkışına nezaret edecek, gözlemcilik yapacak bir heyet gibi bakmıyor Hükümet.
Bu Kandil’in, Öcalan’ın talebiydi. Akil insanları hükümet kurdu ama, bu onların talebi çerçevesinde bir görevlendirmeye gidilmedi.Tamamen halkla iç içe olacak bir şey. Sürece ilişkin anladığım kadarıyla hükümet tarafından yeterli görülmüyor. Başbakan’ın açıkladığına göre İç Anadolu’da yüzde 59 destek var. Marmara’da da yüzde 59 destek var. En yüksek destek Doğu ve Güneydoğu’da. Sonra Marmara ve İç Anadolu geliyor. Ege Bölgesi’nde kritik durum. Destek vermeyenlerin oranı burada yüksek. Karadeniz’de de destek verenler ve vermeyenlerin oranı eşit: yüzde 40.5.
Sanıyorum ki hükümet bunu yeterli görmüyor. Burada algıda mı problem var, yoksa kaygılar hangi boyutta bunların da ortaya çıkması lazım. Bir ölçüde de kendilerinin doğru anlatılmasını ne bileyim, bu şeyin sadece barış amaçlı olduğunu ve Türkiye’deki herkese kazanç sağlayacağını ifade etmeye çalışıyor. Bende şahsen bunu önemsiyorum.


Kime rastlarsak onlarla konuşacağız

Tarhan Erdem/Ege: Önceki gün yapılan toplantıda sayın Başbakan ile yanında ilgili bakanlar ve bürokrasiden arkadaşları vardı. Konuyla ilgili daha çok çözüm sürecini tanıtan bir konuşma yaptı. Bana göre çok iyi hazırlanmış, cesaretli bir konuşmaydı, doğru fikirleri yansıtıyordu. Bundan sonra da 28 kişi konuştu. Bu konuşmalar bir buçuk saate yakın sürdü. Sonra başbakan bu konuşmaların ardından kendi fikirlerini söyledi.

Görebildiğim kadarıyla herkes kendi fikrini söyleyecek, benim şu fikrimi politikamı onlara empoze edin denmedi. ‘Gidin, konuşun’ manasındaydı. Bir iş tanımı da yapılmadı, yani her bölge komisyonu kendi çalışma organizasyonuna, programına kendi karar verecek.

Biz bugün komisyondan arkadaşlarımızla toplandık. Önümüzdeki hafta Cumartesi-Pazar İzmir’den başlayacağız. Kurum ve organların değil, sade halkın fikrini anlamaya çalışacağız. Onlar bize, biz onlara soracağız. Halkla temas edebileceğimiz kahvelere, pazarlara gideceğiz, kime rastlarsak onlarla konuşacağız. 

Akdeniz Bölgesi’nin Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu “Daha hazırlık aşamasında olunduğu için böyle bir açıklama yapmıyoruz” derken Marmara Bölgesi Başkanı Deniz Ülke Arıboğan ve Güneydoğu Anadolu Başkanı Yılmaz Ensaroğlu herhangi bir açıklama yapmadı.