AKP, Adana'da çok rahat

'Mersin'de yarış CHP, SHP ve AKP arasında geçecek gibi. Adana'da ise AKP'den aday olan belediye başkanı Aytaç Durak'ı durdurmak kolay değil.
Haber: Gürsel DOĞAN / Arşivi

MERSİN

  • SEZGİN TÜZÜN (Veri Araştırma)

    18Nisan 1999 belediye başkanlığı seçimlerinde Mersinli seçmenler hem ilçe belediyeleri için, hem de büyükşehir belediye başkanlığı için parti tercihlerini değiştirmedi. İki ayrı belediye başkanlığı için iki ayrı seçimde seçmen aynı partiye oy kullandı. Farklı oy kullanan seçmenlerin oranı ancak yüzde 1.4 (iki seçim arasındaki binde 27'lik oy farkının yarısı). 1999 yılında yapılan belediye başkanlığı seçiminde bu oran Ankara'da yüzde 13.8 olarak gerçekleşmişti (büyükşehirler arasında bu oranın en yük-sek olduğu kent Ankara, en düşük olduğu kent ise Mersin olarak çıkıyor karşımıza).
    1999 büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde Mersin'de DSP, CHP, MHP ve HADEP arasında büyük bir yarış gözleniyor. Mersin, büyükşehirler içinde hem DSP ile CHP'nin, hem de milliyetçi (MHP) partiyle etnik (HADEP) partinin belediye başkanlığında yarıştığı tek kent.
    1999'da büyükşehir belediye başkanlığı yarışının galibi olan DSP (milletvekili seçimlerindeki oyuna göre daha az oy almasına karşın başkanlık seçimini de kazandı), 2002 milletvekili seçimlerinde çok büyük oy kaybıyla Mersin'de yok olma noktasına geldi. 2002 milletvekili seçimlerinde DSP'nin oy kaybı CHP'yi güçlendirip, GP'yi de ilk beş parti arasına katarken, MHP ve diğer partilerin oy kayıplarıyla büyüyen parti AKP oldu.



    2002'deki genel milletvekili seçimleri Mersin'in ilk üç partisinin CHP, DEHAP ve AKP şeklinde sıralanmasını gündeme getirirken, 28 Mart 2004 belediye başkanlığı seçimlerinde Mersin'de büyük bir yarışma olacağını gösteriyor. Mersin'de söz konusu üç partinin de şansı var.


  • ALİ EKBER ŞEN

    Merkezde 1 milyon kişinin yaşadığı Mersin, yoğun göç alıyor. 64 mahalleden 34'ü özellikle terör nedeniyle veya iş bulabilme amacıyla Doğu ve Güneydoğu'dan gelenlerden oluşuyor. Merkezin önemli sorunu yüksek oy yüzdesine sahip göçmenler. Bu göçmenlerin Mersin toplumuna entegrasyonu da büyük toplumsal sorun.
    Bir de iç göçten kaynaklanan büyük bir işsizlik var. İşsizlik de suç oranına ve toplum güvenliğine olumsuz katkıda bulunuyor. Bu güvensizlik ortamının tıpkı Doğu ve Güneydoğu'da olduğu gibi yatırımları dizginlediği ve yatırımcıyı caydırdığı görüşü Mersin iş dünyasının moralini bozuyor. Göç nedeniyle yöresel kültür farklılıkları ve ekonomik güçsüzlük sosyal bir sorun oluşturuyor.
    Bir diğer büyük sorun, il merkezi ve kıyı bandı üzerinde yer alan yerleşim birimlerinin kanalizasyon şebekesinin olmayışı. Çöp depolama alanı ve fabrikanın yerleşim alanında kalması, özellikle yaz aylarında yoğun çevre kirliliği yaratıyor.

    Yatırım için KOBİ'ler teşvik edilecek

    AKP büyükşehir belediye başkan adayı Mahmut Arslan, Türkiye'de var olan genel sorunların, Mersin'de yoğun şekilde yaşandığı görüşünde. Gerek özel, gerekse kamu sektörü tarafından kentte hiçbir yatırım yapılmadığını belirten Arslan, bunun nedenini KOBİ'lerin teşvik edilmemesine bağlıyor.
    Arslan, "KOBİ'ler teşvik edilmeli, organize sanayi bölgeleri kurulmalı. Yurtiçi ve yurtdışından yatırım için gelmek isteyenlere yerel yönetimler tarafından gerekli ilgi gösterilmeli. Halkımız görev verirse özellikle yatırım için geleceklere önem ve destek vereceğiz" dedi.
    Arıtma tesisi olmayan il
    Arslan'ın diğer sorunlara yönelik çözüm önerileri de şöyle: "Bizim partimiz belediyecilikten gelme bir parti. Türkiye'de arıtma tesisi olmayan nadir illerden biri burası. Mersin için bu durum acı ve elem verici. Türkiye'de Mersin'in bu konudaki eksikliği yerel yönetimlerin beceriksizliği ya da rant niyetlerinden kaynaklanmakta. Bu sorunun giderilmesi bizim için öncelikler arasında.
    Aynı zamanda Türkiye'de çöp sorununu çözmeyen tek il de Mersin'dir. Bana göre bu bir insanlık ayıbı. Halkımız bizi seçip görev verirse ilk yapacağımız iş bu sorunu çözmek olacak."
    K İ M D İ R ?
    Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu. 1980'de kendi şirketini kurdu. Türkiye'nin en büyük gıda üretim tesislerinden birine sahip. Pek çok sivil toplum kuruluşunun kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. Merkezi Paris'te bulunan Dünya Bakliyat Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanvekili. İngilizce bilen Arslan, evli ve üç çocuk babası.

    'Daha yapılacak çok iş bekliyor'

    1999'da DSP'den belediye başkanı seçilen Macit Özcan, bu kez CHP' den aday. Özcan'a göre, kentin acil sorunları ve çözüm önerileri şunlar:
    İstihdam
    Mersin'in dörtte biri işsiz. Bana şu anda 10 bine yakın iş başvurusu var. Ancak, bunu yerel yönetimlerin tek başına çözmesi mümkün değil. Özellikle hükümetin yerel yönetimlerle işbirliği yaparak, yerli ve yabancı yatırımcıların Mersin'e gelmesi sağlanmalı.
    Arıtma tesisi
    Bir süre önce ihalesini yaptık. Yakında sonuçlanır. Daha sonra temel atılacak. Yapımı üç yılda bitecek. Bu, 1 milyon 200 bin nüfusa göre yapılan, 120 milyon euro'luk bir proje. 60 milyon euro'sunu Avrupa Yatırım Bankası karşılıyor.
    Çöp
    Düzenli bir depolama alanı bulamadık. Bu nedenle yakma sistemi konusunda proje hazırladık. Yıllık 400 bin ton çöpün yakılarak imha edilmesi için bir Kanadalı firmayla anlaştık. İşi, bu firmaya yap-işlet-devret modeliyle ihale ettik. Ancak firma işi hâlâ bekletiyor.
    Ulaşım
    Bana göre önemli bir sorun da ulaşım. Bu konuda hafif raylı sistem için fizibilite çalışmaları yapılıyor. Mezitli'den başlayarak Karacailyas beldesine kadar 15 kilometrelik bir alanda bunu gerçekleştirmek istiyoruz.
    K İ M D İ R ?
    1954, Adana doğumlu. Çukurova Üniversitesi Mühendislik Yüksekokulu mezunu. 1976'da Çukobirlik Teknik Müdürlüğü'nde göreve başlayan Özcan, 1982'de ticarete atıldı. 1999'da belediye başkanı seçilen Özcan,
    evli ve iki çocuk babası.

    SHP adayı Sağlar: Öncelik istihdamda

    Eski milletvekili ve Kültür Bakanı Fikri Sağlar, SHP çatısı altında toplanan altı sol partinin oluşturduğu Demokratik Güçbirliği'nin büyükşehir belediye başkan adayı. Güçbirliğinin içinde bulunan DEHAP nedeniyle yarışta oldukça iddialı. Sağlar'ın tespit ve çözüm önerileri de şöyle:
    İstihdam
    Yerel yönetimler iş ve aş bulmada aktif çalışabilir. Özellikle istihdam yaratıcı yatırımların gerçekleşmesine ağırlık verilmeli. Altyapısı hazır organize sanayi bölgelerinin sayısı artırılmalı.
    Yerli ve yabancı sermayenin Mersin'e akışını sağlamada, liman, turizm ve hizmet sektörlerinde belediye etkin rol alabilir. Belediye kaynaklarını toplumsal gelişim, eğitim, sağlık gibi konulara yönlendirerek, eğitilmiş kalifiye işgücü oluşturulabilir.
    Arıtma tesisi-çöp
    Arıtma tesisinin bugüne kadar çözümlenmemesi büyük talihsizlik. Bir de üstelik bu sorunun çözümü için yapılan ihalelere şaibe karıştığı söylentileri ayrıca bir talisizlik. Bence bu Mersin'in en büyük sorunu.
    Çöp sorunu da Mersin'in kanayan bir yarası. Çöp depolama alanının yerleşim birimleri içinde kalması büyük çevre kirliliği yaratırken, sağlık açısından da büyük riskler taşımakta. Halkımız bize güven duyar da belediye başkanlığı görevi verirse, bu sorunların üstesinden çağdaş bir yaklaşımla geleceğimize inanıyorum.
    K İ M D İ R ?
    1953, Mersin doğumlu. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari İlimler Fakültesi İşletme Yönetimi Bölümü mezunu. Dört dönem milletvekilliği sırasında Kültür Bakanlığı yaptı. İngilizce ve Fransızca bilen Sağlar, evli, iki çocuk babası.


    ANTALYA

    CHP'nin şansı daha fazla. Ancak, CHP seçmeni kadar 2002'de sandık başına gitmeyen bir küskün kitle var. AKP adayı bu seçmenleri yanına çekebilirse seçimi alır.

  • SEZGİN TÜZÜN (Veri Araştırma)

    Türkiye'de parti başkanı çıkaran kentlerin seçmenleri o partiyi destekliyor. Son 20 yıllık dönemde Özal'ın Malatyası, Demirel'in Ispartası, Mesut Yılmaz'ın Rizesi gibi örnekler sayılabilir. Antalya da, Deniz Baykal'ın Antalyası konumuna doğru gidiyor.
    1999 Antalya belediye seçimlerinde, milletvekili seçimlerinin çok üzerinde oy alan CHP, bu başarıyı milletvekili seçimlerinde DSP'ye oy verenleri kendine çekerek gerçekleştirirken, aynı süreç 2002 seçimlerinde de yineleniyor.



    CHP, 1999'da Antalya' da önce belediye başkanlığı için aldığı DSP seçmenlerinin desteğini, 2002'de tam olarak yanında bulunca kentin birinci partisi oluyor. AKP ise ikinci.
    2004 yerel seçiminde hem 1999 hem de 2002 seçimleri sonuçlarına göre Antalya'da CHP'nin kazanma olasılığı yüksek. Ama 2002'de oy kullanmayan önemli bir seçmen kitlesi var. Bu kitleyi yanına çekebilen herhangi bir aday, özellikle AKP adayı seçimi alabilir. Çünkü bu kitle, 2002'de CHP'ye oy veren seçmen sayısına eşit.

    Dokuzoğlu: İlk işim altyapı

    CHP adayı Ertuğrul Dokuzoğlu, önce altyapı sorununa odaklanacak. Dokuzoğlu, bu sorunu şöyle çözecek: "Yağmur suyu drenaj çalışmaları bu yıl bitirilecek. Böylece sel baskınları önlenecek. Kentin batı kısmının kanalizasyon çalışmaları bitti. Doğu kısmın projesi de hazır, bitirilecek. "
    Dokuzoğlu, diğer sorunlara yönelik çözüm önerilerini de şöyle açıkladı:
    "Türkiye'nin en hızlı nüfusu artan kenti Antalya. Çözüm için yeni kent merkezleri oluşturulacak.
    Turizm pastasından kent merkezi yeterince pay alamıyor. Belek sahilden kent merkezine bağlanacak. Böylelikle 60 bin yatak kapasitesi olan turizm bölgesi şehir merkeziyle bütünleşecek. Lara Kent Parkı, Lara sahil bandı, Kaleiçi, Yatlimanı, Yavuz Özcan Parkı, Atatürk Parkı ve Konyaaltı plajları cazibe merkezleri haline getirilip turizmin hizmetine sunulacak. Ulaşım, çevreyoluyla rahatlayacak."
    K İ M D İ R ?
    1955, Kocaeli doğumlu. AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Kaymakamlık görevlerinden sonra 1992-99 arasında Isparta, sonra da Antalya Valiliği yaptı.

    'Sürekli turizmle işsizlik bitecek'

    AKP adayı Menderes Türel, kentin en önemli sorunlarının su fiyatlarının pahalılığı, altyapı eksikliği, ulaşım, trafik ve işsizlik olduğunu söyledi. Türel, kentin sorunları için hazırladığı acil eylem planını şöyle açıkladı:
    "Altyapı eksikliği nedeniyle kent her kış sel baskınlarına maruz kalıyor. Altyapı ve yağmur suyu drenaj çalışmaları tamamlanacak. Su fiyatı da çok yüksek. Antalya, zengin yeraltı su kaynaklarına sahip. Bu kaynakları kullanacağız. Böylece içme suyunun maliyeti düşecek.
    Antalya'yı bir marka yaparak turizmi 12 aya yayacağız. Bunun için cazibe merkezleri oluşturulacak. Örneğin, en az 5 bin kişiye iş imkânı sağlayacak olan Lara Kent Parkı'nı hayata geçireceğiz. Bu sayede kentte 12 ay iş imkânı oluşacak, böylece işsizlik sorunu çözülecek.
    Trafiğin sıkışık olduğu bölgelerde alt ve üstgeçitlere ağırlık verilecek. Yonca yaprağı diye tabir edilen yol bağlantıları yapılacak. Ulaşım sorununu çözebilmek için raylı sistem ve deniz ulaşımına ağırlık verilecek."
    K İ M D İ R ?
    1964, Antalya doğumlu. İngiltere'de gazetecilik okudu. 1987'de Basın Yayın Genel Müdürlüğü tarafından araştırma ve inceleme dalında yılın gazetecisi seçildi. ATSO Başkanlığı yaptı. Altı ay önce evlenen Türel, CHP'den de teklif aldı. O, AKP'yi seçti.


    ADANA
    AKP, hem kentin birinci partisi, hem de adayının seçmen desteği büyük. İkinci parti CHP, 2002'de oy vermeyenleri kazanmak zorunda. Ancak CHP'nin bir de SHP sorunu var.

  • SEZGİN TÜZÜN (Veri Araştırma)

    1999'daki milletvekili seçiminde DSP birinci, MHP ikinci oldu, ancak belediye başkanlığını ANAP kazandı. ANAP, büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde, milletvekili seçiminde aldığı oyunu ikiye katladı.
    Koalisyon kuran bu üç parti 2002 seçimlerinde öyle oy yitirdiler ki, en iyisi ancak dördüncü olabildi.
    2002 milletvekili seçimlerinde en büyük oy kaybına uğrayan DSP, CHP ile GP'nin yükselişine ortam hazırlarken, diğer partilerin oy kaybı AKP'nin Adana' nın birinci partisi olmasını doğurdu. AKP bu konumuna ek olarak, 1999'un gözde belediye başkanı, partisinin oyunu iki kattan fazla artıran ANAP'lı Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ı kendi adayı göstererek, 28 Mart'taki belediye başkanlığını kazanma olasılığını daha da artırdı.
    Bu durumda Adana kentinin ikinci partisi olarak CHP'nin yarışmadaki tek şansı, kendi büyüklüğünün bir buçuk katı büyüklüğünde olan oy vermeyen seçmeni yanına çekmek.



    Ancak bu da, olasılığı oldukça düşük bir seçenek gibi görünüyor. Çünkü bir aylık propaganda döneminde küskün seçmeni sandık başına çekecek veya diğer seçmenlerin oylarını CHP' ye yöneltecek bir politika üretebilmek oldukça zor.

    Göçle boğuşan şehir

  • BÜNYAMİN YIL

    Adana, geniş tarım arazileri ve gelişmiş sanayisiyle yoğun göç alıyor. 2 milyona yaklaşan nüfusun yüzde 25'inin doğum yeri farklı. Kent en çok Şanlıurfa'dan göç alıyor. Nüfusun yüzde 11'i Şanlıurfalı.
    Her yıl artan göç nedeniyle kentte ekonomik, sosyal ve kültürel olarak çözümlenmesi gereken çok sayıda sorun ortaya çıktı. Ekonomik ve sosyal yönden sıkıntılı insanların gelmesi her kentin yaratması ve koruması gereken ortak kent değerlerini de tahrip etti. Geleceğe dönük hedefler küçüldü.
    İnsanlar arasında ekonomik ve sosyal uçurumlar oluştu. Kentin ortasından geçen D-400 karayolunun güneyi ile kuzeyi arasında 50 yıllık gelişmişlik farkı ortaya çıktı. Güneyde yolsuz, kanalizasyonsuz, çarpık bir varoş gelişti. Kuzeyde ise yeşili, otoparkı olmayan, sosyal ve kültürel kullanım alanlarından yoksun taştan ejderhalar yaratıldı.

    CHP adayı: Yeni bir kent yaratılacak

    CHP'nin adayı Bülent Özülkü, kentin sorunlarının çözümü için büyük projeler hazırladıklarını, Adana'yı yeniden yaratacaklarını söyledi. Özülkü, yapacaklarını anlattı:
    "Göçe bağlı sorunları çözmek için mevcut sanayi sitelerinin altyapı, enerji, yol sorunları halledilmeli. Böylece sanayi sitelerinin kapasiteleri artacak. Gençlere meslek edindirme kursları açılarak iş olanağı sağlanacak.
    Müteşebbisleri yatırım yapmaya özendireceğiz. Organize sanayi bölgeleri oluşturacağız, buralarda ücretsiz arsa vereceğiz. İmarlı arsa üreterek yeni yapılacak binaların bu bölgelere kurulmasını sağlayacağız. Yağmur suyu ve kanalizasyon sistemini ayıracağız. Yüreğir bölgesinde arıtma tesisi yaparak, nehrin kirlenmesini önleyeceğiz. İçme suyu şebekelerindeki kaybı önlemek için şebekeyi yenileyeceğiz.
    'Metro rehabilite edilecek'
    Saydam Caddesi'ne paralel bir bulvar açacağız. Trafiğin yoğun olduğu noktalarda alt ve üstgeçitlerle akış sağlayacağız. Toplu taşımayı özendireceğiz. Daha ucuz şehir içi ulaşım sağlayacağız. Metro rehabilite edilecek. Metro şehrin birçok yerine ulaşım için hafif raylı banliyö trenlerle beraber çalışacak. Kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde otopark sorununa çözüm getireceğiz.
    K İ M D İ R ?
    1952, Adana doğumlu. İTÜ Kimya Mühendisliği mezunu. İş hayatına 1974'te üniversiteye hazırlık dershanesi açarak başladı. Bugün sağlık ve kimya sektöründe pek çok şirketin sahibi. Özellikle 1990'dan sonra hızla zenginleşen Özülkü, evli.

    'Tüm sorunların ana kaynağı göç'

    Eski milletvekili SHP adayı Sedat Doğan, altı sol partinin oluşturduğu Demokratik Güçbirliği' nin desteğiyle yarışıyor. Doğan'a göre tüm sorunların ana kaynağı her yıl hızla artan göç. Doğan çözüm için yaptığı hazırlıkları şöyle anlattı:
    "Yoğun göçle beraber çarpık kentleşme, işsizlik, eğitim, sağlık, altyapı, yol ve su sorunları çözülemedi. Çözüm, kentsel dönüşüm projesinde.
    Gecekondulaşmayı önlemek için ada bazında imar düzenlemeleri yapacağız. Kent merkezinde kalan mahalleleri ticaret alanlarına dönüştereceğiz, kent içinde kalan sanayi kuruluşlarını da kent dışına taşıyıp, burada elde edeceğimiz arsalarda modern konutlar, uydu kentler yapacağız.
    Kanalizasyonla, yağmur suyu şebekesini ayıracağız. Yüreğir'deki atıksu arıtma tesisini kent dışına taşıyacağız. Güneyde, doğu-batı yönünde bulvar açılacak. Metro güzergâhı değişecek. ASKİ kavşağına üstgeçit, Kolordu kavşağına altgeçit yapacağız. Yayalar için ana caddelerde yürüyen merdivenli üstgeçitler oluşturulacak. Sofulu'daki çöplük ıslah edilecek, kent dışına taşınacak."
    K İ M D İ R ?
    1950, Malatya doğumlu. Adana Mühendislik Yüksekokulu mezunu. Uzun süre
    inşaat mühendisi ve müteahhit olarak çalıştı. 18. dönem SHP Adana Milletvekili. 1992-1993 arası Çukobirlik Genel Müdürlüğü yaptı.

    Durak, duracak gibi değil

    ANAP'la başlayan belediye başkanlığını bir arada DYP'de sürdüren Aytaç Durak, bu kez AKP'den aday. Önemli bir seçmen desteği olan Durak, yarışın en iddialı ismi. İşte Durak'ın sorunlara çözüm önerileri:
    Göç
    Güneydoğu'nun kapısı niteliğindeki Adana'ya büyük göç var. Bunların çoğu vasıfsız. Yerel yönetimlerin imkânları göçün getirdiği sorunları çözmeye yetmiyor. Bu artık devlet sorunu.
    Çarpık kentleşme
    Yoğun göçle birlikte en önemli sorunların başında yer almakta. Gelenler önce Yüreğir'in kenar mahallelerinde çevirdikleri briketle ev yaptı. Altyapı götürülemeyen bu yöreler daha sonra mahalleye dönüştü. Ancak bu bölgeler büyükşehirin sınırları içinde olmadığı için bir şey yapamıyoruz.
    Altyapı
    1984-1994 yılları arasında, Adana tek belediyeyken altyapı sorununu çözdüm. Komşu Mersin, Osmaniye ve Hatay'la aynı oranda yağmur aldığımız dönemlerde söz konusu illeri sel basarken, Adana'da böyle bir sorun yaşanmıyor.
    Ulaşım
    Aldığımız klimalı ve çevre dostu 140 adet otobüsle kent içi toplu taşıma sorununu çözdük. Çarpaz hatlarda çalışan otobüslerimizle kent içi toplu ulaşımda aynı zamanda fiyat dengisini de sağladık. Bugün Türkiye'nin en ucuz toplu taşıma yapan belediyesiyiz. Çapraz hatlarda midibüs ve dolmuşlar 750 bin liraya yolcu taşırken, biz 300 bin liraya taşıma yapmaktayız.
    Çağdaş taşımacılık için de metro inşaatına başladık. 330 milyon dolar dış krediyle başlattığımız bu çalışma, siyasi rakiplerimiz tarafından engellendi.
    Adana'nın çeşitli yerlerine katlı otoparklar yaptırdık. Ama asıl sorun yine ilçe belediyelerinde. Yasada her apartmanın altına otopark yapma zorunluluğu olmasına rağmen buna uyulmamakta ve ilçe belediyeleri buna göz yummakta.
    Çöp
    Bizden önceki yönetimler Sofulu beldesindeki bir araziyi çöplük olarak açtı. Ancak, bu büyük bir sıkıntı yaratmakta. Çöplükte yaptığımız rehabilite çalışmalarıyla Sofulu ve Yüreğir'in sıkıntılarını çözmeye uğraşıyoruz. Rehabilitasyon çalışmaları bittikten sonra bunu da çözeceğiz.
    K İ M D İ R ?
    1938, Adana doğumlu. İÜ İnşaat Mühendisliği Fakültesi mezunu. 24 yıl müteahhitlik yaptı. 1984'te ANAP'tan belediye başkanı seçildi. 1994-1999 arasında iki dönem üst üste büyükşehir belediye başkanlığını kazandı. Evli, iki çocuklu.


    Eski seçimlerden seçmeler

  • Mehmet Ö. ALKAN

    Erken seçim yerine darbe
    Türkiye, 1960 yılına hem erken seçim hem de darbe söylentileriyle girmişti. Erken seçim tartışmalarının yoğunlaştığı mayıs ayında ise ilk askeri darbe gerçekleşti.
    1955'ten itibaren başlayan ekonomik, siyasal ve toplumsal bunalımın artmasına paralel olarak, Demokrat Partinin (DP) baskıcı önlemleri de artmıştı. DP, 1957 erken genel seçimlerinde oy kaybetmişti. Yolsuzlukların gölgelediği 1957 seçimlerinin üzerinden yaklaşık yedi ay geçmeden araseçimler gündeme gelmişti. Haziran 1958 tarihi itibarıyla 10 milletvekilliği boştu ve Anayasa gereği araseçim yapılması gerekiyordu. Ancak DP, Meclis'teki çoğunluğu sayesinde, araseçimleri ve yanı sıra yerel seçimleri de erteledi.
    DP, araseçimleri erteleme gerekçesi olarak 'Dört-beş vilayet bütün millet demek değildir.' 'Evvela kanunu düzeltelim, sonra seçim kolay.' 'Neticesi ne olursa olsun Meclis ekseriyetine tesir etmez ki.' 'Anayasa'da böyle bir hüküm yoktur.' 'Halkın rahatı bozulacak' gibi mazeretler ileri sürüyordu. CHP'nin başını çektiği muhalefet ise 'Bırakın millet hükmünü versin' veya 'Tehir etmek Anayasa'ya aykırıdır' gibi itirazlarda bulunsa da sonuç değişmedi. Seçimler ertelendi.
    İnönü, 1960 yılının daha ilk gününde erken seçimden söz eden bir konuşma yapmış, 12 Ocak'ta Bilecik'te yaptığı konuşmada da seçim kampanyasını başlattığını ilan etmişti. Ertesi gün, Menderes'in seçim konusundaki düşüncesini açıklamasını istemiş, Menderes ise henüz kesin bir karara varılmadığını açıklamıştı. DP kendisi için erken seçimin uygun olmadığını düşünüyor ve seçime yanaşmıyordu. 18 Nisan'da kurulan Tahkikat Komisyonu siyasal bunalımı derinleştiren son damla oldu. Amaç, başta CHP olmak üzere muhalefeti tasfiye arzusuydu.
    Komisyonun kurulması erken seçim gündemini değiştirmişti. İnönü, darbeden yaklaşık 10 gün önce, yeni seçimler için normal koşulların bulunmadığını açıklarken; Menderes seçimlerin mümkün olan en kısa zamanda yapılacağını açıkladı. Ancak muhalefetin Seçim Kanunu'nun değiştirilmesini teklif eden önergesi Meclis gündemine alınmadı. Nihayet, muhalefetin itirazına rağmen, 25 Mayıs'ta TBMM'nin tatile girme kararı alındı.
    DP grubu da son toplantısını 26 Mayıs'ta yaptı. Grupta, hükümetin değişmesi ve erken seçimlere gidilmesi tartışılmış, ama herhangi bir karar alınmamıştı.
    20 Haziran'a kadar çalışmalarına ara veren Meclis, yaklaşık 1.5 yıl sonra, araya giren darbe, idamlar, yasaklar ve nihayet 15 Ekim'de yapılan seçimler sonrasında, 25 Ekim 1961 tarihinde açılabilecekti.
    Menderes'in, darbeden bir gün önce, erken seçimin yapılacağını açıklaması içten bir girişim mi, yoksa siyasi bir manevra mıydı? Buna yanıt vermek zor. Ancak muhalefete tahammülsüzlüğü, demokrasi dışı tutumlarıyla, DP de ilk askeri darbeye meşru bir zemin hazırladı. Üstelik erken seçim yapılsaydı, büyük bir olasılıkla, DP seçimi kaybedecekti. Darbenin gerekçesi de ortadan kalkacaktı. Sorunlarını demokrasi ve parlamento içinde çözen bir siyaset geleneği devam edecekti. Ama olmadı, araya darbe girdi. Seçimle gelen DP, seçimle gidemedi.
    Öte yandan DP'nin seçimlere yönelik isteksizliği ve güvensizliği, 1961-1979 yılları arasında, neredeyse 1.5 yılda bir seçim yapılmasına da neden oldu.
    Nasıl seçildi?
    1950 seçimi kahramanlarından biri, İstanbul'a evine döndüğü zaman karısı hayret etmiş:
    - Nasıl oldu da seçildin?
    Yeni mebusun cevabı:
    - Dinle de anlatayım. Seni, 30 senelik karımı öptüğümden daha fazla şu son 30 günde, tanımadığım, bilmediğim, saçlı sakallı yüz öptüm, seçildim...
    [Doğan Nadi; 'Bir Seçim Fantezisi' Cumhuriyet (13 Nisan 1954)]

    Sürgüne gönderen afiş
    Demokrat Parti 7 Ocak 1946'da kurulmuş ve halkın ilgisiyle karşılaşmıştı. Bunun üzerine CHP, 1947'de yapılması gereken seçimleri erkene aldı. Hazırlıksız yakalanan DP, seçim kararı kesinleşince bir müddet ikilemde kaldı, sonunda seçimlere katılma kararı aldı. Böylece ilk çok partili seçimler 21 Temmuz 1946 tarihinde yapıldı.
    DP, 1946 seçimlerinde uzun süre belleklerde kalan çok çarpıcı bir seçim afişi kullandı. Afiş, Selçuk Milar tarafından bir gecede çizilmişti. Afiş hemen çoğaltılmış, ülkenin dört bir yanına asılmış ve çok yankı uyandırmıştı. Afişte dur işareti yapan bir 'el' vardı ve altında 'Yeter! Söz Milletin!' yazıyordu. Bu afiş, DP'nin seçimlerdeki başarısında önemli bir katkı yaptı.
    Afişten CHP'liler de etkilenmişti. O kadar ki Ankara'da Teknik Öğretim Müsteşarlığı'nda çalışan Milar'ın 20 gün sonra Urfa'ya tayini çıkmış, yani sürgüne gönderilmişti.

    Bir anı
    Dönemin DP'lilerinden olan Yırcalı, 27 Mayıs darbesi öncesinde DP'nin seçim hazırlığı içinde olduğunu anlatır.
    "... Bir erken seçim kararı daha var, 1960 yılında, ama uygulanmamış bir erken seçim kararı. Bakan arkadaşlarla erken seçim kararı konusunda anlaştık, Genel İdare Kurulu'na getirdik konuyu, derhal seçime gitmeyi uygun bulmuştuk. Dört arkadaşla önergeyi verdik, Genel İdare Kurulu'nda görüşelim diye, o akşam toplanıldı, diğer konuşmalar sonunda derhal seçime gidilmesi için Genel İdare Kurulu'nun teşebbüse geçmesine karar verildi. İttifakla karar verildi. Nitekim onu takip eden çarşamba günü sayın Başbakan, seçimin derhal yapılacağını Eskişehir'deki konuşmasında, Tahkikat Komisyonu'nun vazifesinin sona erdiğini, seçimin derhal yapılacağını beyan etti, fakat biliyorsunuz olaylar, seçimlerin yenilenmesine imkân vermedi." [Fikret Otyam; 'Sıtkı Yırcalı ve 20 Yıl Önceki Erken Seçim' Seçim Cumhuriyet 77 (İstanbul: Altın Kitaplar Matbaası, 1977) s. 261]

    Seçim 1960

    27 Mayıs Darbesi'nden kısa süre önce, mizah dergilerinde de 'erken seçim' konulu karikatürler yer alıyordu. (Akbaba, 14 Nisan 1960)
    -------------------------------------------
    YARIN: GAZİANTEP, DİYARBAKIR, ERZURUM