@hakki_ozdal

AKP'de giderek belirginleşen 'yol ayrımı': Seçim mi, koalisyon mu?

AKP'de giderek belirginleşen 'yol ayrımı': Seçim mi, koalisyon mu?
AKP'de giderek belirginleşen 'yol ayrımı': Seçim mi, koalisyon mu?
Tatil bitti. Siyaset, 'koalisyon / erken seçim denklemi' ile mesaiye başlıyor. 7 Haziran'da tek başına iktidar çoğunluğunu kaybeden AKP'de, bu denklemin iki yönüne ilişkin iki farklı eğilim giderek öne çıkıyor. "Tekrar seçim" ya da "koalisyon" kamplarının belli başlı simaları ve 'kanaat önderleri' kimler diye baktık.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – “Birinci tur” koalisyon görüşmelerinin tamamlanmasının ardından, siyasetin ufkunda bir AKP - CHP koalisyonu ile erken seçim dışında seçenek kalmadı gibi. Tecrübe sahibi birçok siyasetçi ve gazeteci “olmaz denen her şeyin olabileceğini” geçmiş çarpıcı örneklerle hatırlatıp ihtiyatı elden bırakmasa da geriye kalan son iki “gerçekçi” seçenek bu…

MHP ve HDP’nin bir koalisyonda yer almayacağının belli olmasından sonra, aslında sadece siyasetin değil elbette AKP’nin de seçenekleri bu dar mecraya sıkıştı: Ya CHP ile koalisyon ya da erken seçim… Bu ‘sadeleşme’ AKP ve çevresindeki farklı eğilim ve beklentilerin de daha net görülür olmaya başlamasına yol açıyor.

Gerçekte kendisi de bir tür ‘koalisyon’ olan Adalet ve Kalkınma Partisi saflarında, daha önce nispeten belli-belirsiz görünen ‘farklı yol haritaları’; “CHP ya da seçim” şeklinde zuhur eden bu keskin yol ayrımında netleşiyor.

“Eski” ve yeni siyasetçiler, parti kurmayları, kanaat önderleri, gazeteler, TV kanalları, köşe yazarları, yorumcular, “sosyal medya fenomenleri” gibi çeşitli kaynaklardan oluşan “AKP camiası”nda bir “ne yapmalı” tartışmasının sürdüğü görülüyor.

Bir taraf, oy kaybına yol açan yakın dönem gelişmelerinin ve dış politikada yaşanan çıkmazların ardından bir koalisyon ile rehabilitasyon ve yeniden meşruiyet umuyor.

Diğer taraf AKP’nin tek başına iktidar olmadığı herhangi bir seçeneğin AKP ve Erdoğan’ın tasfiyesi anlamına geleceğini söyleyerek “erken/tekrar seçim” istiyor.

Ve sıkışan takvim bu görüş ayrılığını belki de giderek bir ‘yol ayrımı’na dönüştürüyor.

Tamamen açık kaynaklara, siyasetçilerin demeçlerine, gazete manşetlerine, köşe yazılarına, sosyal medya mesajlarına bakarak, AKP içindeki bu eğilim farklılaşmasının haritasını, öne çıkan ve temsil/etki değeri/gücü bulunan başlıca isimler üzerinden çıkarmaya çalıştık.

CHP İLE KOALİSYON İSTEYENLER

- Bu konuda belki de en açık tutumu, partinin liberal çevrelerle arasındaki son güçlü bağ olan, Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu ve Başbakan Davutoğlu’nun danışmanlığını ‘gayrıresmi’ olarak sürdüren Akşam gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan gösteriyor. Her ikisi de başta yolsuzluk dosyaları ve “son yıllarda artan anti-demokratik uygulamaların” partiye yönelik algıyı aşındırarak seçmeni uzaklaştırdığını ve CHP ile koalisyonun bu imajı düzeltmek için çok işlevli olacağını ısrarla vurgulayan yazılar yazıyorlar. Bu iki isme Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’yi de eklemek gerekir elbette. Parti kulislerine en yakın gazetecilerden biri olarak kabul edilen Selvi, 7 Haziran öncesi yazdığı ‘eleştirel’ yazılar ve ‘oy kaybı var’ uyarılarıyla dikkat çekmiş, “Erdoğan’a yakın” bazı başka yazarlar da zaman zaman Selvi’ye tepki göstermişti. Selvi “önünde zorluklar olduğunu” vurgulamakla birlikte bir CHP koalisyonunun mümkün ve gerekli olduğunu vurgulayan yazılar yazıyor. Eski AA Genel Müdürü olan ve Bülent Arınç’a yakınlığıyla bilinen Kemal Öztürk de ‘aynı cephede’.

- Yukarıda sayılan isimlerden Etyen Mahçupyan’ın partiye yönelik eleştirileri ve “CHP’yle koalisyon” vurgusu -Başbakan Davutoğlu’yla yakın ilişkisi nedeniyle- daha çok dikkat çekiyor ve doğal olarak “Davutoğlu’nun da görüşleri bu yönde” yorumlarına yol açıyor. Zaten Başbakan da 7 Haziran’dan beri, ‘fırsat buldukça’, “Başkanlık sistemi istedik ama halk yetki vermedi”, “Artık Başkanlık empoze edemeyiz” gibi açıklamalar yapıyor ve bir koalisyon hükümeti kurulması için gösterdiği gayret açıkça görülüyor. Davutoğlu’nun tüm parti örgütlerine “Seçime hazır olun” telefonu açtığı yönündeki haberler de başarılı bir iletişim kampanyası olmanın ötesinde bu gerçeği değiştirmiyor. Başbakan bir koalisyon kurulması için çalışmaktayken, ‘erken seçim’ tazyiklerine karşı da gardını alıyor gibi görünüyor. Davutoğlu, MHP ile de koalisyon hükümetine açıktı ve hatta bir görüşe göre tercihi MHP’den yanaydı. O kapı şimdilik kapalı durduğundan, Başbakan Ahmet Davutoğlu da “CHP ile koalisyon” cephesinde görünüyor. Davutoğlu kabinesindeki Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in koalisyon hükümetini destekleyen açıklamaları da unutulmamalı.

- AKP’nin çoğu ‘üç dönem kuralı’na takılmış eski kurmayları da bir koalisyon hükümetinin, ama özellikle de CHP ile yapılacak “geniş tabanlı” koalisyonun kurulmasından yana duruyor. En belirgin örneklerden biri Hüseyin Çelik… Kurucusu olduğu partinin ve hükümetin uzun yıllar sözcülüğünü yapan Çelik, en net mesajlarını bugünkü Hürriyet’te Cansu Çamlıbel’le yaptığı röportajda veriyor ve “CHP ile koalisyon yürüyebilir” demekle kalmıyor, Erdoğan’ın seçim öncesi meydanlara inmesini ve “Başkanlık ısrarı”nı da açıkça eleştiriyor. Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve yine eski bakanlardan Nihat Ergün de benzer açıklamalarla gündeme gelmişti. “Partiye balans ayarı” gibi iddialı sözlerle ‘özeleştiri’ yapan Mehmet Ali Şahin de bu isimlere dahil edilebilir.

- 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de koalisyona destek verenlerden. Son olarak dün Kayseri’de koalisyon görüşmelerine ilişkin bir soru üzerine “Ümit ederim ki başarılı neticelenir" cevabını vermesi dikkatlerden kaçmadı. Danışmanı Ahmet Sever’in o çok tartışılan kitabının ardından Gül’le ilgili olarak, ‘siyasete dönüş’ projeksiyonları da yapılmıştı. Bu, güncelliğini koruyor. Daha önce Yeni Şafak ve Star’da çalışan bir grup gazetecinin, Abdullah Gül’ü destekleyecek bir gazete hazırlığında oldukları kulislere yansımış, hatta hükümet yanlısı gazeteciler arasında ‘ansızın canlanan Kabataş tartışması’nın da 'bu gazetecileri itibarsızlaştırmak için' gündeme getirildiği bile iddia edilmişti. Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Ocaktan, Yusuf Ziya Cömert gibi eski medya yöneticileri, yazmaya devam ettikleri mecralardan Davutoğlu’na ve koalisyon arayışına destek veriyorlar.

Bir toparlama yapmak gerekirse, AKP’nin mevcut Genel Başkanı ve yönetimi, bir başka deyişle Davutoğlu ve ekibi, mevcut Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; partinin Abdullah Gül, Hüseyin Çelik, Mehmet Ali Şahin, Sadullah Ergin gibi eski kurmayları olası bir “tekrar seçim”de partinin alacağı sonucun ne olacağının kestirilemeyeceği noktasından hareketle koalisyon arayışlarını destekler görünüyorlar. Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Abdülkadir Selvi, Kemal Öztürk, Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Ocaktan, Yusuf Ziya Cömert gibi yazarların temsil ettiği bir eğilim de koalisyonu destekliyor. 

Peki tüm bu çabalara rağmen seçime gidilirse?

Bu ‘kampın’ bütünlüğü de burada bozuluyor; çünkü tam bu noktada “AKP seçime hangi liderle katılacak” sorusu doğuyor. Ve yukarıda adı anılan isimlerin önemli bir bölümünün bu soruya verdiği yanıtlar birbirinden çok farklı.

Parti içindeki ‘diğer kamp’ ise bir seçim yoluna gidildiği koşullarda daha ‘yekpare’ duracak gibi görünüyor.

 

'TEKRAR SEÇİM'CİLER

AKP içinde yaygın bir kanaat şu:

Seçimden sonra ilk plan CHP-MHP-HDP hükümeti kurarak Erdoğan ve AKP’yi tasfiye etmekti.

Bu planı MHP bilerek ya da bilmeyerek bozdu.

Şimdi ikinci plan bir AKP-CHP koalisyonu ile aynı amaca ulaşmak… Yani, “Ak Parti ile Erdoğan arasında bir kopukluk yaratmak” ve zamanla da Erdoğan’ı tasfiye etmek…

Özellikle Gezi’den beri karmaşık komplo öykülerine gönüllü alıcı olan bir siyasi çevre için kolay anlaşılır ve etkili bir ‘analiz’…

İşte erken seçim, bu ‘oyun’u bozmak için ‘milli iradeye başvurmak’ olarak görülüyor.

- Elbette bu tutumun en güçlü figürü bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan. Konuşmalarında giderek dozu artan şekilde, “milli iradeye başvurmaktan” söz eden Erdoğan’ın, 7 Haziran tablosunun ortaya çıktığı andan itibaren, ‘tek başına iktidar’ olanağı sunacak bir erken seçimi tercih ettiği konuşuldu. Erdoğan, bu seçeneği öylesine ‘kolladı’ ki, seçmen nezdinde bir başarısızlık, ‘hovardalık’ gibi görünmemesi için, ‘erken seçim’ yerine ‘tekrar seçim’ gibi bir kavram bile üretti.

- Bu konuda cumhurbaşkanının en büyük destekçisi Ethem Sancak’ın sahip olduğu gazete ve televizyonlar gibi görünüyor. Star ve Akşam gazeteleri ile bunların başlıca yazarları, özellikle CHP koalisyonu seçeneğine yönelik eleştirileri ve bu koalisyonun ‘neden olmayacağı’ yazılarıyla erken seçimin kaçınılmazlığı propagandası yapıyorlar. Hükümete yakın diğer gazetelerde de bu tavrın açık destekçileri var. Erdoğan’ın parti üzerindeki etkisi ve gücü, onun ‘tekrar seçim’ eksenli stratejisini de etkin hale getiriyor.

- Star’da Murat Çiçek ve Cem Küçük’ten Ahmet Taşgetiren’e, Halime Kökçe ve Ahmet Kekeç’ten Yiğit Bulut’a neredeyse tüm isimler “Erdoğan’a tam destek” noktasında buluşmuş durumdalar.

- Akit gazetesi ve yazarları da öyle… Yeni Şafak’tan Salih Tuna, Yasin Aktay gibi isimler de…

- Eski Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Erdoğan’a yakınlıklarıyla bilinen Binali Yıldırım, Metin Külünk gibi eski bakan ve vekiller, Şamil Tayyar, Mehmet Metiner gibi mevcut vekiller ‘tekrar seçim’ cephesinde.

 
Yukarıda anılan isim ve çevreler, tekrar seçime gidilerek 7 Haziran’da siyasi tabloda oluşan pürüzün giderilebileceğini düşünüyorlar. AKP’nin olmadığı bir iktidarın ya da CHP’yle yapılacak bir koalisyonun Erdoğan’ın tasfiyesini amaçladığını öne sürüyorlar.

Şimdi bu 'kanaat ayrışması' sıkışan hükümet-seçim takviminde ne tür bir yol izler, göreceğiz...