AKP'li Bozdağ'dan Dicle tepkisi: Erdoğan'ın durumuyla aynı değil

AKP'li Bozdağ'dan Dicle tepkisi: Erdoğan'ın durumuyla aynı değil
AKP'li Bozdağ'dan Dicle tepkisi: Erdoğan'ın durumuyla aynı değil
AK Partili Bozdağ, Hatip Dicle'nin vekilliğinin düşürülmesi sonrasında 2002'de Erdoğan'ın durumunun gündeme getirilip Dicle'nin durumuna örnek gösterilmesine tepkisini dile getirdi.

Esra AKYÜREK

ANKARA - AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, YSK’nın Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ile ilgili verdiği kararı değerlendirmek üzere basın toplantısı düzenledi. Bozdağ, konuşmasında, Hatip Dicle’nin durumu ile Başbakan Erdoğan’ın 2002’deki durumunun hiçbir ilgisi olmadığını belirterek, " Hatip Dicle kararının, Sayın Başbakanımızın durumu ile hiçbir benzerliği yoktur. Sayın Başbakanımızın durumunda, Yüksek Yargının araya girmesiyle meri hukuk çiğnenmiştir. Milletvekili adaylığı engellenmiştir. Hatip Dicle olayında ise meri hukuk uygulanmıştır" dedi.
Bozdağ, şöyle konuştu:

"Anayasanın 79. maddesine göre, seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda tek yetkili yer YSK’dır. YSK, AK Parti’ye veya Yürütme ile Yasama’ya bağlı bir kuruluş değildir. Üyelerini, hükümet atamamaktadır. Alınan kararlar da tamamen anayasının 79. maddesi gereği bu kurulun yetkisi ve tasarrufu dahilinde olan kararlardır. YSK kararlarını AK Parti veya hükümetle ilişkilendirmek büyük bir yanlışlık, partimize ve hükümete dönük büyük bir insafsızlık ve haksızlıktır. Hatip Dicle kararının, Sayın Başbakanımızın durumu ile hiçbir benzerliği yoktur. Sayın Başbakanımızın durumunda, Yüksek Yargının araya girmesiyle meri hukuk çiğnenmiştir. Milletvekili adaylığı engellenmiştir. Hatip Dicle olayında ise meri hukuk uygulanmıştır. Burada yapılan itiraz, uygulanan hukuka ilişkindir"

"DİCLE’NİN MİLLETVEKİLLİĞİNE İTİRAZ EDEN MERCİ AK PARTİ DEĞİL, ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’DIR"

Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin AK Parti’nin başvurusu üzerine yapıldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu belirten Bozdağ, "YSK’nın kararı okunduğu zaman , itiraz mercinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı olduğu görülmektedir. Açılan dava üzerine YSK, Hatip Dicle’nin mazbatasının iptaline karar vermiştir. AK Parti, Diyarbakır İl Seçim Kurulu’nun Hatip Dicle’ye, itiraz kesinleşmeden mazbata vermesine itiraz etmiştir" dedi.
Bir gazetecinin, Hatip Dicle’nin durumu ile ilgili bundan sonra yasal ve anayasal bir düzenleme yapmak suretiyle düzeltme yapılabilir mi?" diye sorması üzerine Bozdağ, "Anayasaya bakmak lazım. Anayasa ve mevzuat çerçevesinde baktığımız takdirde, bunu geri dönüşü olmayan bir konu olduğu ve düzeltilmesinin hukuki açıdan mümkün olmadığı çok açıktır. Şu anda bir anayasa değişikliği olsa dahi, cezası henüz infaz edilmiş durumda değil. Ayrıca, şu anda aday olma ehliyeti hala yok ortada" diye cevap verdi.

" BDP ’NİN ’YA HEP YA HİÇ’ ANLAYIŞINI BENİMSEMESİ DEMOKRASİYE UYGUN DEĞİL"

 BDP’nin seçim süreci boyunca bir dizi yanlış yaptığını ve hala yanlış yapmakta olduğunu ifade eden Bozdağ, "Milletvekili olmaya engel bir mahkumiyet kararı var. Hem Hatip Dicle, hem avukatları, hem de Dicle’nin bağımsız adaylığını destekleyen BDP bunu biliyor. Bu mahkumiyet kararının Türk kamuoyundan ve YSK’dan gizlenmiş olması, oldukça manidar bir durumdur. Bugün yaşanan krize, o günden bir davetiye çıkartılmıştır. Bunu iyi niyetli bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Bir dğer yanlış da, hukuk devletinin olduğu bir yerde, tehditle veya şiddet çağrıları yaparak demokrasinin alanını genişletme imkanı bulunmaz. Bugüne kadar da bulunmamıştır" diye konuştu.

BDP’ye oy verenlerin oylarının Meclis’te temsil edilmesinin gerekliliğinin altını çizen Bozdağ, şunları söyledi:
"Demokrasi vurgusu yapan ve kendisini seçen insanların gözü, kulağı olduğunu söyleyen birilerinin, ’ya hep ya hiç’ anlayışını benimsemeleri evrensel hukukla bağdaşmaz. Demokrasiye inanan insanların yapacağı şey, demokrasinin alanını genişletecek adımlar atmaktır. Bunun yolu da, meşru zeminlerden geçiyor. Bizim tavsiyemiz, parlamentoda mücadelenin yapılmasıdır. BDP’nin desteklediği bağımsız adaylara oy veren vatandaşlarımız, onlara Meclis’e gidip görüşlerini dile getirmeleri ve haklarını savunmaları için oy verdiler. Bir yandan 78 bin vatandaşın oy verdiği kişinin hakkını savunuyoruz, diğer yandan BDP yaklaşık 2 milyon 800 bin civarında vatandaşın oyunu görmezden geliyor. BDP’nin onların parlamento çalışmasına katılmasına engel olması tutarlı bir davranış olarak gözükmüyor. Umarız parlamento çalışmalarına katılır, gerekli katkıyı sağlarlar" (dha)