Anahtar CMK 250

Anahtar CMK 250
Anahtar CMK 250
MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılması ve MİT'in buna itirazı üzerine derinleşen krize hükümet, CMK 250. maddeye ek yaparak çözüm arayacak.
Haber: DENİZ ZEYREK - deniz.zeyrek@radikal.com.tr / Arşivi

ANKARA - Başkent dün ‘baş döndüren’ günlerinden birini daha yaşadı. İstanbul’daki özel yetkili savcılar MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ile Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i ifade için beklerken, Fidan güne kurumda durum değerlendirmesiyle başladı. Taner ve Güneş, ortak tavır için Fidan’ın kararını bekledi. Toplantılarda bütün olasılıklar değerlendirildi. İlk etapta MİT Yasası’nın
26. maddesi gereğince Başbakan’dan izin alınmadığı için ifadeye gidilmemesi kararlaştırıldı. Ayrıca hukuk müşavirliğinin yazılı olarak itiraz edilmesi telkini ile savcılığa itiraz edildi. Ancak savcının daha önceki örnekleri ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 250. maddesini gerekçe göstererek itirazı reddetmesi ve ‘zorla getirme’ gibi bir yola başvurması halinde mevcut mevzuatla “kaos” yaşanabileceğinin altı çizildi.
Krizin çıkmasından sonra açık bir şekilde MİT’in yanında yer alan hükümet de MİT Kanunu ile CMK arasındaki uyumsuzluğun doğurabileceği ‘tatsız durumları’ dikkate alarak harekete geçti. Adalet Bakanı Sadullah Ergin öğlen saatlerinde Başbakan ile görüşerek gelişmeler hakkında bilgi verdi. Hükümetin, yasal düzenlemeyi en kısa zamanda yapmayı kararlaştırdığı öğrenildi. Bu görüşme bittikten kısa bir süre sonra da Fidan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gitti. 

Görüş ayrılığı derin
KCK soruşturmasında görev yapan polis müdürlerinin görevden alınması, savcılar ifadeye beklediği halde Fidan’ın ve eski MİT yöneticilerinin ifadeye gitmemesi kurumlar arasındaki kavgayı daha da derinleştirdi. Soruşturma ekibinin çeşitli operasyonlarda ele geçirdiği bilgi, belge ve ses kayıtları “MİT PKK ’ya sızdığı için değil, KCK’yı kontrol ettiği için ifadeye çağrıldılar” yorumlarıyla internet sitelerine düştü. Bu yayınların kaynağının soruşturmayı yürütenler olduğunu düşünen MİT, hükümet nezdinde de durumu gündeme getirdi.
Ankara kulislerinde konuşulanlara göre, büyük kavganın temelinde, PKK ile mücadele ve Kürt sorununun çözümü konusunda yaşanan derin görüş ayrılığı var. MİT, hükümetin açılım politikaları çerçevesinde PKK yönetimi ile temas kurmuş, PKK’nın çatı organizasyonu ve şehir örgütlenmesi olarak bilinen KCK içinde aktif bir istihbarat yapılanmasına gitmişti. Ses kayıtları internete de düşen görüşmelerde Fidan, Güneş ve Taner aktif olarak rol almıştı. 2009’dan itibaren KCK’ya yönelik operasyonlarını yoğunlaştıran polis ise elde ettiği bilgi ve bulgulardan yola çıkarak “KCK içindeki MİT unsurları istihbarat çalışmasından çok örgütü yönetiyor gibi davranmış.
MİT yöneticileri, Abdullah Öcalan ile PKK ve KCK arasında kuryelik yapmış” tespiti yaptı ve bu tespit ışığında ‘sonuna kadar gidilmesi’nde ısrarcı oldu. Bu da MİT ile soruşturmayı yürüten ve ‘askerlerin olmadığı gibi MİT’çilerin de dokunulmazlığı olmadığını savunan kurumlar (yargı/polis) arasındaki kavganın fitilini ateşledi. 

Bunalım derinleşir
Uludere operasyonunda yaşanan trajik olayın, MİT’in aracılık ettiği yanlış istihbarattan kaynaklandığı, PKK’nın söz konusu olayda içindeki istihbaratçıları ters köşeye yatırıp Silahlı Kuvvetler’i tuzağa düşürdüğü gibi iddialar da bu kavgada bardağı taşıran son damlalar oldu. MİT, kuruma ve sözü edilen MİT personeline yönelik ‘PKK eylemlerini önceden bildikleri halde engellemediler’ gibi iddiaları iyi niyetli bulmuyor ve son birkaç haftada MİT’e yöneltilen suçlamalar nedeniyle kurumun PKK ile mücadele konusundaki yapılanmasına büyük darbe vurulduğuna inanıyor.
Güvenlik kurumları, yaşanan kavgadan çok rahatsız. Bu alanda çalışan üst düzey bürokratlar, Silahlı Kuvvetler’in ardından MİT’in ‘topyekûn’ bir şekilde yıpratılmasının en önemli sonucunun PKK ile mücadelede zaafiyet yaratacağını düşünüyor. Yapılan en kritik yorum ise şu: “Güven bunalımı derinleşiyor. Bu da en çok ihtiyaç duyulan ‘güvenlik ve istihbarat kurumları arasındaki koordinasyon ve bilgi paylaşımı’na da büyük darbe vuruyor.”

Başkentte MİT trafiği

11:00
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Başbakanlık’a geldi. Ergin, Başbakan Erdoğan ile MİT Müsteşarı’nın ‘ifadeye çağrılması’ krizini değerlendirdi. Ergin görüşme sonrasında, “Ortaya çıkan şeylere baktığınızda işlenen herhangi bir suç yok” dedi.

14:30
MİT Müsteşarı Fidan Köşk’e çıkarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. 1.5 saat süren görüşmeden sonra yapılan açıklamada, Gül’ün; Fidan, Taner ve Güneş’in ifadeye çağrılmasıyla ilgili gelişmeleri yakından takip ettiği belirtildi.

14:45
Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile görüştü. Orgeneral Özel’in şehir dışında bulunması nedeniyle ve Ankara’ya dönüş saati belli olmadığı için görüşmenin daha önce açıklanan Erdoğan’ın resmi programında yer almadığı bildirildi.

15:30
Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen, savcılığın ifade alma davetine cevap olarak Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’ndan bir yazı gönderildiğini, bu yazıda görev ve yetki açısından itirazda bulunulduğunu bildirdi.

18:10
Başbakan Tayyip Erdoğan , Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile yaptığı görüşme sonrası Çankaya Köşkü’ne çıktı. 1 saatlik görüşmede gündem Fidan’dı. Köşk’ün ardından Başbakanlık’a geçen Erdoğan ile Fidan arasında sürpriz bir görüşme yapıldı.