AP Başkanı: Uçurum büyük

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Borrell, "Türkiye AB standartlarına göre çok büyük ve yoksul bir ülke. AB'nin bugünkü düzeyine ulaşmak için 40 yıl geçmesi gerekiyor" dedi.

İSTANBUL - Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik uçuruma dikkati çekerek, "AB seviyesine ulaşmak için 40 yıl beklemeniz gerekebilir" dedi. "Leyla Zana'yla görüşüp, Diyarbakır'a gideceğim" diyen Borrell, Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Birliği yöneticisi ve Stratejik Analiz dergisi yazıişleri müdürü olduğunu söyleyen Ramazan Bakkal tarafından protesto edildi. TRT'de yapımcı olarak da çalıştığı belirtilen Bakkal, "Diyarbakır'da ne işiniz var? Bask'a gidip konuştunuz mu da Diyarbakır'a gidiyorsunuz? Vatanseverler bu ülkeyi size böldürmeyecek" diyerek tepki gösterdi.
'100 m. değil maraton'
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İktisadi Kalkınma Vakfı'nca dün Swissotel'de düzenlenen 'Kritik Karar Eşiğinde Türkiye-AB İlişkileri' konulu toplantıya katılan Borrell, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin '100 metre yarışı gibi değil, bir maraton' olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Borrell'in mesajları şöyle:
Türkiye yoksul bir ülke: Muazzam gayretler gösterdiniz, ekonominizi geliştirdiniz, yüzde 5 gibi çok büyük bir hızla büyüyorsunuz. Ama, şunun da farkında olmalısınız ki hâlâ kişi başına gelir ile Avrupa üyesi ülkelerdeki kişi başı gelir arasında büyük fark var. Türkiye, üye olan son 10 ülkenin nüfusuna eşit büyüklükte ve AB standartlarına göre çok büyük ve yoksul bir ülke. Ortalama bir AB ülkesinin iki katı ekonomik büyümeye sahip olsanız bile, AB'nin bugünkü gelir düzeyine ulaşmak için 40 yıl beklemeniz gerekebilir. Bankacılık pazarı, vergi, iş yasalarınız bunlar konusunda çalışmalar yapıldı, enflasyon düşürüldü. Yeni Türk Lirası ocakta çıkacak ve bu çok önemli bir sembolü olacak bu tür başarıların...
Tanımadan müzakere olmaz: Türk hükümeti, Kıbrıs sorununun çözümünde yapıcı şekilde hareket etti. Türkiye'nin zor durumunu anlıyorum. Ancak karşınızdaki muhatabı tanımadan onunla müzakere etmeniz mümkün değil. Mantıksal olarak bu süreçte yer alması gereken bir unsur.
Hıristiyan kulübü değiliz: Ortaklığımız iki taraf için de hayati önem taşıyor. Biz Türkiye'yle politik ve ekonomik bağlantıların güçlenmesini sağlarız ve bunlar demokratik değerleri ve insan haklarını güçlendirebilir. Türkiye de bize, İslam dünyasına Avrupa'nın bir Hıristiyan kulübü olmadığını ispatlayabilir.
Diyarbakır ziyareti: Türkiye'yi pek tanımıyorum. Dışişleri Bakanı ile tanıştım, Kürt olup olmadığını ise bilmiyorum. Bence Diyarbakır'a gitmek kötü bir şey değil. Her yere gitmeye hazırım.
Sorun icat etmeyelim: Türkiye'nin önüne Kıbrıs'la ilgili yeni bir koşul konulmuyor. Birileri '17 Aralık'tan evvel Kıbrıs'ı tanımamız lazım' diyor. Kim söylemiş, nerede söylemiş? Böyle bir ifade yok. Gerçek gerçektir. Belki birileri biraz daha zorluk çıkarabilir ama Avrupa Parlamentosu'nda oturan, Kıbrıs'ı temsil eden parlamenterler varsa, siz tanımıyorsunuz ama bunlar AB'nin üyesi.
Orada onların sözü dinlenecek ondan sonra oylama olacak. Bu zor bir soru, ama olduğundan fazla zorlaştırmayın. Yani olmayan tehlikeleri var saymayın. Ele almamız gereken yeterince sorun var. Yeni sorunlar icat etmeyelim.