Arınç: Emniyet Müdürünün tavrı işgüzarlık

Arınç: Emniyet Müdürünün tavrı işgüzarlık
Arınç: Emniyet Müdürünün tavrı işgüzarlık
Hükümet sözcüsü Bülent Arınç Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.

Başbakan Erdoğan başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina'da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, toplantının gündemine ilişkin değerlendirmelerinin ardından gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını cevapladı. Arınç, bir gazetecinin, Hatay'da milletvekili oğlunun kendisine darbettiğini öne sürdüğü emniyet mensuplarını teşhis etmek için Emniyet Müdürlüğü'nde oluşturulan tabloyu hatırlatması üzerine hem Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in hem de İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in Hatay'daki olaya ilişkin Bakanlar Kurulu üyelerine bilgi verdiğini anlattı.

Kendisinin de AK Parti il kongresi için gittiği gün Hatay'da yapılan düğünde olaya adı karışan milletvekili oğlu İstemi Kağan Türkoğlu'nun nikahında nikah şahitliği yaptığını kaydeden Arınç, “Yayınlanan fotoğraflar veya kayıtlar insana gerçekten üzüntü veriyor ancak basınımızın bir kısmı sadece olayı olduğu kadar ele almıyor. İlliyet bağı kurarak, başka kişileri işin içine katma gayretini büyük bir vicdansızlık olarak görüyorum. İstemi Kağan Türkoğlu'nun nikahında nikah şahitliği yapmak bir siyasetçi açısından ne kadar kötü bir olaydır” dedi.

“YANLIŞ, AŞAĞILAYICI...”
“Emniyet Müdürlüğü, 'bu şahsa kimler vurdu' diye bir teşhis yapmak isterse bunun da usulü bellidir” diyen Arınç, şöyle devam etti:

“Bizim gördüğümüz zaman nefret ettiğimiz fotoğraf veya görüntüde, emniyet mensupları yan yana dizilmişler. Emniyet Müdürü rütbeli olana 'sen rütbeni çıkar' diyor. Şimdi bir milletvekili oğlu, yanında danışmanı ve karşısında sıra sıra dizilmiş polisler. Bu çok küçültücü, aşağılayıcı bir davranış. Milletvekilimizin bu olayda ne kadar dahli var, bunu bilmiyoruz. 'Git oğlum onlara bu işin hesabını sor' demiş olabilir mi? Emniyete telefon ederek 'gerekeni yapın' demiş olabilir mi? Bugüne kadar böyle bir kanıt olmadı. Emniyet Müdürü işgüzarlık yapmış olabilir mi? Evet olabilir. Çünkü bir teşhis, bir yüzleşme yapılacaksa bunun şartları bellidir. Evet, gerçekten rütbe farkı olmadan, arada bariz farkları ortadan kaldıracak bir düzenlemeyle insanlar karşıya gelir ama o anda siz orada olmazsınız. Bir cam arkasından veya bir perde arkasından onlarla yüz yüze gelmeyecek şekilde bir yüzleşme yapılabilir. Burada polis memurlarına karşı onları bir suçlu gibi dizerek, karşılarına da birisini çıkarıp, 'hadi bakalım hangisiydi bunlardan' demek doğru değildir. Yanlıştır, aşağılayıcıdır.”

“EMNİYET MÜDÜRÜ'NÜN TAVRI İŞGÜZARLIKTIR...”
Emniyet teşkilatı mensuplarına hükümet olarak da bakanlar olarak da hep sevecen yaklaştıklarını kaydeden Arınç, “Emniyet teşkilatı mensupları mesai mefhumu gözetmeden çalışıyorlar” dedi.

Arınç, şöyle konuştu:
“Burada Emniyet Müdürü'nün yaptığı bence işgüzarlıktır, beceriksizliktir, yakışıksız bir davranıştır. Milletvekili çocuğunun oraya gitmesi, yanına danışmanını alması da doğru değildir. Kaldı ki kendisine vuran kişiyi tanıdığına göre yüzleşmeye de gerek kalmamıştır.”

Bakanlar Kurulu'nda bunların her haliyle konuşulduğunu kaydeden Arınç, “Savcılığın bir yüzleşme talep etmesi durumunda emniyetin bunu yapması gerekir. Ya reddedecektir ya da doğru yapacaktır. Orada milletvekili çocuğunu kollayacak bir tarzda onun adeta talimatıyla hareket eder duruma gelmek doğru değildir” diye konuştu.

ERDOĞAN'DAN “ARAŞTIRILSIN” TALİMATI
Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın, yarınki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısında Hatay'daki olayın araştırılması için parti kurullarına talimat vereceğini açıkladı.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, geçen dönem AK Parti Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran'ın alkollü olarak polislere hakaret ettiğine ilişkin görüntülerin yayınlanması üzerine, hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını ve o milletvekilinin, ihraç edileceğini anlayınca AK Parti'den istifa ettiğini hatırlattı.

‘9 KRİTİK PARÇANIN DA TAMAMI ÇIKARILMIŞTIR’
Toplantıda, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler kadar Suriye ile ilişkilerin de görüşüldüğünü belirten Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın Rusya ve İngiltere'ye yaptığı ziyaretler hakkında bilgi verdiğini söyledi.

Bülent Arınç, toplantıda öncelikli konunun Suriye olduğunu belirterek, bu konunun bütün detaylarıyla görüşüldüğünü ifade etti. Arınç, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Çarşamba günü Kuzey Irak'a yapacağı ziyarette, sadece Suriye konusunun değil, Türkiye ile otonom yönetim arasındaki bütün ilişkilerin de gözden geçirileceğini kaydetti.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın Suriye sularındaki uçak enkazının çıkarılması çalışmalarıyla ilgili ayrıntılı bilgi verdiğini de söyleyen Arınç, bugün itibarıyla gemiye ait malzemelerin büyük ölçüde çıkarıldığını bildirdi. Arınç, “Özellikle çıkarılması gerektiği belirtilen 9 kritik parçanın da tamamı çıkarılmıştır” dedi.

Deniz dibindeki arama faaliyetlerine devam edildiğini, arama kurtarma faaliyetlerinin birinci etabının yarın (31 Temmuz Salı) saat 24.00'te sona ereceğini kaydeden Arınç, uçak enkazından çok önemli sayılan malzemelerden radar ikaz alıcısı ve sağ motor kompresör giriş kısmı, kuyruk kısmı, sağ, sol motor kompresör kısmı, sağ dış kanat, sağ kanatçık bölgesi gibi malzemelerin başarılı şekilde çıkarıldığını bildirdi.

Bunların her birinin ilgili birimler tarafından elektronik incelemelerle karşılaştırıldığını, özellikle bazı parçaların Ankara Elektronik Harp Destek Merkezi koordinesinde incelendiğini bildiren Arınç, parçalar üzerinde teknik çalışmaların sürdüğünü, inceleme bittiğinde sonuçların kamuoyuna açıklanacağını söyledi.

Arınç, toplantıda Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Suriye konusu dışında Myanmar konusunda da bilgi sunduğunu, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de Türkiye ekonomisi ve kamu maliyesindeki gelişmeler konusunda bir sunum yaptığını söyledi.

SORULAR
Gazetecilerin de sorularını yanıtlayan Arınç, “Uçak enkazından 9 kritik parçanın çıkarılması, uçağın düştüğü veya düşürüldüğü yönünde bir şey söylüyor mu?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.
İncelemelerin devam ettiğini, elde edilen malzeme listesinin elinde olduğunu belirten Arınç, “Bunların önemli olduklarını ve özellikle olmazsa olmaz sayılabilecek 9 kritik malzemenin bulunduğunu söyleyebilirim” dedi.

Uçağın çıkarılan parçalarını içeren listeden örnekler sayan Arınç, kokpit ön sperliği, 41 adet muhtelif küçük parça, plastik küçük havalandırma borusu gibi malzemelerin çıkarıldığını ifade etti.
Bir gazetecinin, “Bir kaç gündür özellikle Şemdinli'de büyük çaplı operasyon olduğu yönünde bilgiler geliyor. Bilgi kirliliği de söz konusu. Bu konu gündeme geldi mi?” sorusu üzerine, “Devam eden operasyonlar güvenlik güçlerinin yapmakla zorunlu oldukları operasyonlardır. Bunların her birinin her dakika ayrı ayrı açıklanması gerekmez” diye konuştu.

MALATYA'DAKİ OLAY
Arınç, “Malatya'da Alevi bir vatandaşın evinin önünde Ramazan davulcusuyla tartışması ve ardından çıkan olaylar da kamuoyunu meşgul ediyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bu konuyu da Bakanlar Kurulu toplantısında görüştük. Bunlar basında yayınlanan ve herkesin ilgisini çektiği haberlerdi. Olay büyütüldüğü kadar veya amaçlandığı kadar vahim bir olay değil. Vahameti şurada olabilir; gazeteler öyle başlıklar attılar ki Alevi vatandaşlarımıza karşı adeta bir linç kampanyasına dönüşecek bir olaydan bahsettiler. Olayla ilgili bütün bilgiler elimize geldi. Mesele belki bir basit tartışmadan büyüyen, hiç de amaçlanmayan bir yöne doğru giden bir olay.

Davulcu davulunu çalarak sahura kaldırmak ister, bir evden itiraz olur, 'çalmanızı istemiyoruz' derler. Çok doğaldır. Yani gürültüden korkmuş olabilirler, evde hasta olabilir veya inançları sebebiyle 'kardeşim ben oruç tutmuyorum, benim evimin önünde çalma' diyebilir. Bunun hiç gayritabii bir hali yok. Bunun üzerine aralarında tartışma olur, bildiğim kadarıyla davulcu çalmaya devam eder. Sonra bu tartışma sırasında davulcuyu darp eder, evin çocukları ve kişi... Bu darp üzerine ertesi gün davulcu arkadaşlarını toplar ve evin önüne gelir. Bir davul yüzünden bakın neler oluyor... 150 kişiyle gelir, kavga biraz daha büyür. O arada birilerinin bir şey söylediği ifade ediliyor. Bu söylenen doğruysa o kötü bir şey tabii.. Valiliğe intikal eder, emniyet müdürleri koşarlar, siyasetçiler koşarlar, giderler mesele yatıştırılır. Mesele yatıştırıldıktan sonra 'hayır niye yatıştı? Bu o kadar ucuz, kolay bir olay değil' diyenler devreye girerler buradan bir çatışma ortamı çıkarmaya gayret ederler.

Ortada olayı toplarsanız bir kavgadan ibaret, kavganın büyümesinden ibaret, kavganın büyümesinden ibaret. Yatışmıştır. Alevi-Sünni kavgasına yol açabilecek bir kıvılcım dahi yoktur. Ama bu olayı ciddi kabul ederek güvenlik güçlerimiz hem Doğanşehir Sürgü Kasabası'nda, hem Malatya'da, hem Türkiye'de buna benzer olayların yaşanmaması için yurttaşlarımızın rahatsız olmaması için gereken her türlü tedbiri de alıyorlar, alacaklar. Medyamızın da bu konuda hassasiyet göstereceğini ümit ediyorum.” (aa)