Arınç: Gözü karalığın bu kadarına pes

Arınç: Gözü karalığın bu kadarına pes
Arınç: Gözü karalığın bu kadarına pes
Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, tahliye kriziyle ilgili "Birinin hakim kılığına girerek karar vermesi gibidir. Akla zarar bir iş. Gözü karalığın bu kadarına da pes denir" dedi.

RADİKAL - Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında Çankaya Köşkü’nde 62. Hükümet’in son Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, tahliye kriziyle ilgili "Birinin hakim kılığına girerek karar vermesi gibidir. Akla zarar bir . Gözü karalığın bu kadarına da pes denir" dedi.

Bakanlar Kurulu, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında toplandı. 7 Haziran genel seçimleri öncesinde son kez yapılan toplantı yaklaşık 3 saat sürdü.

Toplantı sonrasında açıklamayı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaptı. Açıklamasının ardından “1 Mayıs 2009’dan bu yana Başbakan yardımcısıyım. 6,5 yıl oldu. 4,5 yıldır da Bakanlar Kurulu sözcüsüyüm. Herhalde bir daha karşı karşıya gelmeyeceğiz. Son Bakanlar Kurulu olması ve benim de aktif siyasette olmayacağım için sizlerden helallik istiyorum” sözleriyle veda eden Arınç, “Muhtemelen 72. Hükümetin son Bakanlar Kurulu toplantısıdır. Acil durum olmadıkça da Bakanlar Kurulu Toplantısı olmayacaktır” dedi.

Arınç açıklamasında şunları kaydetti:

GÖZÜ KARALIĞIN BU KADARINA PES

“( İstanbul ’da 29. Ve 30. Asliye Ceza Mahkemeleri’nin verdiği kararlar) Bakanlar Kurulu’nda ayrıntılı olarak görüşülmedi. Toplantı devam ederken HSYK 2. Dairesi’nin 3 hakimi görevden aldığı bilgisi iletildi. HSYK’da 2. Daire’nin yetki gaspında bulunan kişilerle ilgili yeterli bilgi, belge varsa böyle bir kararı alması doğaldır. Bir defa yetki gaspı, yani Sulh Ceza Hakimleri’nin yetki alanındaki bir konuyu tamamen yetkisiz sayılan Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi vermişse hukukta bu yok hükmünde bir karar demektir. Nereden bakarsanız bakınız, bu belki yargı tarihinde ilk defa görülmektedir. İçinizden birinin hakim kılığına girmesiyle benzer bir şekilde, yani Ahmet’in vermesi gereken kararı hiç yetkisi olmayan Mehmet’in vermesi gibi hukukta yetki çalınmasından bahsedilebilir. Nasıl olsa Sulh Ceza Hakimleri’ni toptan reddediyorlar, önceden ayarlanmış, bilinmiş, ilişki kurulmuş bir başkan, ‘Haklısınız, ben onların hepsi hakkındaki ret talebinizi kabul ediyorum ve sizin tahliyenize karar veriyorum’ demiş. Akla zarar bir iş. Gözü karalığın bu kadarında da pes denir. Ama bunu yargıç kılıklı insanların yapması, yargıya güvenin  gittikçe dip yaptığı Türkiye ’mizde örnektir. Çok üzgünüm böyle bir olayın yargı içinde yaşanması utanç vericidir. Türk yargısı kendisini yenilemeli, bu yıpratılmaya karşı direnmelidir. Pensilvanya’dan talimatı mı? Bilemiyorum ama, bilinen iki hakimin böyle bir kumpası kurması yukarıdan aşağıya irade birliği içerisinde cereyan edebileceğini gösteriyor.

KKTC İLİŞKİLERİ BAŞKA ÜLKEYE BENZEMEZ

(Erdoğan-Akıncı polemiği) KKTC’nin kuruluşunun üzerinden 30 yıl geçti. 170 bin seçmen yüzde 60’ın üzerinde bir oyla bugüne kadar ki en büyük oyla Sayın Akıncı’yı Cumhurbaşkanı seçmiştir. Türkiye olarak Kuzey Kıbrıs’ın iç politikasına ve iç işlerine karışmayız. Doğrudan veya dolaylı müdahalemiz olmadı. KKTC halkı en doğru kararı verir. Sonuçları dışarıda izledik. Kıbrıs seçmenine şu veya bu şekilde telkin de bulunmadık. KKTC ile ilişkiler aramızda analık-yavruluk ilişkisi sözleri kullanılmıştır. Bu esasen aramızdaki ilişkilerin derinliğini göstermektedir. Sayın Akıncı’nın sözlerine de saygı duyulması gerekir. Bizim başka ülkelerle ilişkimiz KKTC ile ilişkimize kesinlikle benzemez. İç içe geçmiş, birbirinden kopmayan, bağımsızlığı konusunda da kan döküldüğü, şehitlerimizin verildiği bir topraktan bahsederken bir yavru vatan sözcüğü kullanılmıştır. Bunu yadsınmaması gerekir. Ama Sayın Akıncı bu tanımlamaya yeni bir ölçüt getiriyorsa, buna da eyvallah buna da saygı duymak gerekir”