Arınç'tan Aygün'e TBMM'de cemevi yanıtı

Arınç'tan Aygün'e TBMM'de cemevi yanıtı
Arınç'tan Aygün'e TBMM'de cemevi yanıtı
Başbakan Yardımcısı Arınç, CHP Milletvekili Aygün'ün TBMM'ye cemevi talebi için konuştu: Biz burada sayın milletvekilinin ne söylediğine değil yüzyıllardır belki bin yıldır Alevilik konusunda bir inanç manzumesinin İslam içinde yer aldığını söyleyen bugüne kadar gelmiş öğretileri kabul etmek noktasındayız

ANKARA- Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün, TBMM'ye cemevi açılmasına ilişkin talebiyle ilgili, “Aleviliğin bir din olduğunu sayın milletvekilimiz söylüyorsa, Türkiye'de, 'ben Aleviyim' diyen milyonlarca insan var. Onlar Aleviliğin bir din olmadığını, İslam'ın içinde olduğunu söylüyorlar. Biz burada sayın milletvekilinin ne söylediğine değil yüzyıllardır belki bin yıldır Alevilik konusunda bir inanç manzumesinin İslam içinde yer aldığını söyleyen bugüne kadar gelmiş öğretileri kabul etmek noktasındayız” diye konuştu.

Arınç, Moritanya İletişim ve Parlamentoyla İlişkiler Bakanı Hamdi Ould Mahjoub'la birlikte TRT ile Moritanya Televizyonu ve Radyosu arasında işbirliği protokol törenine katıldı. Başbakanlık Merkez Bina'daki basın salonunda gerçekleşen imza töreninin ardından gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını cevaplayan Başbakan Yardımcısı Arınç, bir gazetecinin, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün TBMM'de cemevi açılmasına ilişkin talebinin, TBMM Başkanlığı tarafından “Alevilik din değildir” gerekçesiyle reddedildiğini hatırlatması üzerine şöyle konuştu :

“Aleviliğin bir din olduğunu sayın milletvekilimiz söylüyorsa, Türkiye'de, 'ben Aleviyim' diyen milyonlarca insan var. Onlar Aleviliğin bir din olmadığını, İslam'ın içinde olduğunu söylüyorlar. Biz burada sayın milletvekilinin ne söylediğine değil yüzyıllardır belki bin yıldır Alevilik konusunda bir inanç manzumesinin İslam içinde yer aldığını söyleyen bugüne kadar gelmiş öğretileri kabul etmek noktasındayız.”


-Diyanet'in protokoldeki yeri-

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'ün ilk kurduğu Cumhuriyet kurumlarının başında geldiğine dikkati çeken Arınç, “Atatürk, Diyanet İşleri Başkanı'nı her zaman sağ tarafında bulundurmuştur. Protokolde ilk 5'in içinde bulundurmuştur. Şimdi 52'inci sırada olduğuna bakmayın. İnşallah yeni yapılacak protokol düzenlemesiyle aynı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Diyanet İşleri Reisi'ne verdiği önem, bugün de yine protokolde en önde yerini koruyacaktır, korumalıdır” dedi.

“Diyanet İşleri Başkanlığı, bu konuda anayasada tarif edilen görevi içinde bir kabulde bulunmuşsa, bunu kabul etmemiz gerekir” diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü : “Bunu kabul ederken de Tunceli Milletvekili'nin düşüncesinden daha çok değer vermemiz gerekir. Tunceli Milletvekilimiz kendi alanı içinde böyle bir kabulde bulunabilir. O zaman, Alevilik onun dini ise o dinin ibadetine göre hareket etmesi gerekir. Unutmayalım birbirinden farklı düşünceye sahip Aleviler var ve büyük bir ekseriyet Aleviliğin ayrı bir din olmadığını, yüzyıllardır İslam'ın içinde kabul edildiğini hem gören, hem itiraf eden, hem de ona göre yaşayan insanlardır.”


-“Şimdi konuşması gerekenler konuşsun”-

Başbakan Yardımcısı Arınç, “tutuklu milletvekilleri” tartışmalarına yönelik düşüncesinin sorulması üzerine, “Kimsenin ağzını açmadığı zamanda, kimsenin bir şey söylemediği zamanda bu konuda en çok konuşan, fikrini açıklayan bir insanım. Bir yıl öncesinden bugüne kadar, seçildikleri günden şu ana kadar tutuklu milletvekilleriyle ilgili tek konuşan benim. Konuştuğumu tekrar etmek durumunda da değilim. Şimdi konuşması gerekenler konuşsun” ifadesini kullandı.


- BDP 'nin tavrı medeni”-

Arınç, yeni anayasa konusunda Meclis'te oluşturulan komisyonun çalışmalarında yaşanan gerilimi hatırlatan bir gazetecinin, BDP'nin “anadil” konusundaki talebi nedeniyle “masadan kalkmayı” düşündüğünü söylemesi üzerine Arınç, şunları söyledi :
“Sayın Meclis Başkanı'na soracaksınız bu soruyu çünkü onun başkanlığında bu çalışmalar yürüyor. Bugüne kadar komisyonun yaptığı çalışmalardan memnunum. Bir anlayış içinde bu süreci götürüyor. Şüphesiz farklı düşünen partiler olabilir ama hiçbir parti anlaşmadan masadan kalkmamak üzere sözleşmişlerdi. BDP'nin tavrı da esasen bunu öngörüyor. 'Her konuda bazı şeyleri öne sürmek suretiyle BDP'nin düşüncelerine izin ve imkan verilmiyor; biz bunu şikayet ediyoruz' diyorlar. Bu, bence medeni bir davranış. Bu konuyu da Anayasa Komisyonu'nun görevine devam ederek, kendi içinde çözümlemesi gerekir. Ben hiçbir partinin millete verdiği söz karşısında masadan kalkmayacağını, Türkiye'nin ihtiyacı olan yeni, çağdaş ve sivil bir anayasaya yıl sonuna kadar kavuşmak için tüm güçleriyle çalışacağına inanıyorum.” (aa)
"