Asker: Öğrenim birliği ve laiklik zedeleniyor

AB sürecine atıf
Hükümetle YÖK arasındaki imam-hatip tartışmasına Genelkurmay da katıldı. "AB sürecinde, TSK ile ilgili düzenlemelerde bile görüş bildirmekten kaçındık" diye başlayan açıklamada, tasarıya açık tavır alındı.
İmam-hatip statüsü
İmam-hatiplerin din görevlisi yetiştiren kurumlar olduğu, tasarının 'kanunların sözü ve ruhuyla bağdaşmadığı' belirtilen açıklamada şöyle denildi: "Düzenleme öğrenim birliği ile laik eğitim ilkesini zedeleyecek."
'Kamuoyu tepkili'
Meslek liseleri ile ilgili bir yasanın daha önce tepkiler nedeniyle geri çekildiği hatırlatılan açıklama şöyle: "Cumhuriyet'in temel niteliklerine bağlılığı şüphesiz olan kurumların tasarıyı benimsemesi beklenemez."

ANKARA - Hükümetin YÖK Yasası'nda yapmak istediği değişikliklere tepki gös-
teren Genelkurmay Başkanlığı, yasalarda imam-hatip liselerinin, sadece din adamı yetiştiren öğretim kurumları olarak tanımlandığına dikkat çekti,
"Tasarının, bu kanunların lafzına ve ruhuna uygun olduğu söylenemez" görüşünü açıkladı. Genelkurmay, hükümete altı ay önce aynı tasarının geri çekildiğini hatırlatarak, "Ne değişti ki şimdi yeniden getirildi" sorusunu yöneltti.
'AB için görüş bile belirtmedik'
Genelkurmay açıklaması şöyle: "TSK, AB sürecinde ülkemizin önünü açıcı ve yapıcı katkı sağlamak amacıyla, son Anayasa değişiklikleri içinde yer alan, doğrudan kurumumuzla ilgili konularda dahi karşı görüş belirtmek için haklı gerekçeleri olduğu halde, görüş belirtmekten özenle kaçınmıştır.
Nisan 2004'teki basın toplantısında, kamuoyuna yeterince yansıtılmayan, ancak kurumumuzun vazgeçilmez kabul ettiği ve açıkça taraf olduğu konular açıklanmıştı. Bu çerçevede, TBMM'ye sunulan YÖK Kanunu değişiklik tasarısına ilişkin gelişmeler dikkatle izlenmektedir. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 32. maddesi; 'İmam hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kuran kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı'nca açılan ortaöğrenim sistemi içinde, hem mesleğe hem yükseköğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır' hükmünü amirdir. Kanun maddesinin gerekçesinin yazılı olduğu Meclis ve Senato komisyon raporlarında da belirtildiği gibi, burada kastedilen yükseköğrenim kurumlarının, kendi alanlarındaki yükseköğrenim kurumları olduğu açıktır. Ayrıca, 430 Sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun 4. maddesi; Milli Eğitim Bakanlığı'nca, dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiştirmek üzere üniversitede bir ilahiyat fakültesi kurulmasını ve ayrıca, imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların yetişmesi için de ayrı okullar açılmasını öngörmektedir.
Kanunların ruhuna aykırı
Görüldüğü üzere, söz konusu kanunlar; imam-hatip liselerini, sadece din hizmetinde görevlendirilecek eleman yetiştiren öğretim kurumları olarak tanımlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, tasarının bahse konu bu kanunların lafzına ve ruhuna uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.
'Benimsememizi beklemeyin'
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 32. maddesi ve 430 Sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun 4. maddesi ile tesis edilen sistemin dışına çıkacak uygulamaların, söz konusu maddelerin amaçladığı 'öğrenim birliği' ve 'laik eğitim ilkelerini' zedeleyeceği açıktır. Bu nedenle, Cumhuriyetin temel niteliklerine bağlılığı şüphesiz olan kesim ve kurumların bu değişiklik tasarısını benimsemesi beklenemez.
'Görmezden gelemeyiz'
Değişiklik tasarısının getirdiği diğer önemli husus ise Yükseköğretim Kanunu'nun 6. maddesindeki Yükseköğretim Kurulu'na ait bazı yetkilerin üniversitelere devrine imkân veren değişikliktir. Bu yetki devriyle amaçlanan hususlar üzerinde de hassasiyetle durulması gerekmektedir. Hatırlanacağı gibi, Ekim 2003'te, meslek liselerine ilişkin bir kanun tasarısı TBMM'ye sunulmuş, ancak kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine gündemden düşürülmüşken, yaklaşık altı ay sonra, ne değişmiştir ki aynı kapsamda bir kanun tasarısı, birçok kurum ve kesimin karşı çıkmasına rağmen yeniden gündeme getirilmiştir. Bu tavrı görmezden gelmek mümkün değildir. Elbette yükseköğretim sisteminin düzeltilmesi gereken pek çok yönü bulunmaktadır. Burada esas olan, "çağdaş uygarlık düzeyini hedefleyen bir toplum için öğreti-min kalitesini artırmak, öğretim ve istihdam arasındaki dengeyi sağlamaktır. Bu düzenlemeler bilimsel kavramlar içerisinde, Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçevede eğitim ve öğretim sistemini bir bütün olarak ele almak suretiyle yapılmalıdır.
'Gereksiz, ciddi sorun getirir'
TSK'nın Cumhuriyet'in demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti nitelikleriyle ilgili düşünceleri ve tavrı dün ne ise bugün de aynıdır ve yarın da aynı olacaktır. Hiç kimsenin TSK'nın bu düşünce ve tavrı üzerinde şüphe ve yanılgı içinde olması düşünülemez. Türkiye'nin son derece hassas meselelerinin olduğu bir ortamda, gereksiz yere ilave ciddi sorunları beraberinde getireceği açık olan bu değişiklik tasarısına ilgili kurum ve kuruluşların dikkatle ve sağduyu içinde yaklaşacaklarına ve Yüce Milletimizin bu konuya gerekli hassasiyeti göstereceğine inanılmaktadır.