'Asla boyun eğmeyiz'

Başbakan Erdoğan, Kürt bildirisini imzalayanları eleştirdi ve AB'ye mesajlarını sürdürdü: "Din ve etnik milliyetçilik siyasetlerinin son kullanma tarihi geçti. AB için istenen A, B, C ile yetinmedik, alfabeyi tamamladık. Başımızı önümüze eğdirecek hiçbir zorluğa boyun eğmeyiz."

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında AB'ye son mesajlarını verirken, Avrupa'da gazetelerde yayımlanan 'Kürtler ne istiyor?' bildirisini de sert şekilde eleştirdi. Erdoğan, şunları söyledi:
Oyun bitti: Bazıları bu stratejik dönemde yanlış rollere heveslendi. Bu oyun bitti. Yabancı gazetelere ilan vererek kendilerine iş de arayabilirler. Yel kayadan ne koparabilirse onların hisselerine düşecek olan da o kadardır.
Hazmedilir mi?: Hangi vicdanla, bu aziz milleti, bu coğrafyanın ruhuna, hamuruna, birikimine yedi kat yabancı örneklerle mukayese etmeye kalkıyorlar. Bu hazmedilebilir bir şey mi?
Siyasi suikast: Demokratik adımlarımızı istismar etme cüretinde bulunarak, devletin rejimini, anayasal düzenini, birlik ve beraberliğini, laik, demokratik sosyal hukuk devleti olmasını, sosyal barışını, birlikte yaşama iradesini sulandırmaya çalışmak, bu milletin tüm fertlerine tek tek ve milletin varlığına topluca siyasi suikasta yeltenmek demektir.
Kırmızı çizgilerimiz olan din, bölge ve etnik milliyetçiliklere geçit yok. Kendi siyasi konforları adına bu milletin huzurunu bozmak istiyorlar. Din, bölge ve etnik milliyetçilik adına üretilen siyasetlerin son kullanma tarihi geçmiştir. Millet, bu siyaset biçimlerinin, siyasi kanserojen madde taşıdığını çok iyi bilmekte.
Gerekeni yaptık: Alfabeyi tamamladık. Bizden istedikleri A, B, C ile yetinmedik alfabenin hepsini tamamladık. Sümenin altında bir şeyler bırakarak önümüze yeni bir şeyler sürülmesin. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Biz ne siyasi zam, ne de siyasi tenzilat istiyoruz. Türkiye'nin, 40 yıldır kaybetmediği Avrupa idealleri sükûtu hayale uğratılmamalı. Tarihin terazisi asla şaşmaz. Teraziyi, adaletle, hakkaniyetle ölçenler tarihin şeref salonunda ağırlanır. Bunu yapamayanlar ise tam aksi bir muameleye muhatap olur.
Geleceğimizi kazanmak için canımızı dişimize takarak, milletçe mücadele verdik. Başımızı önümüze düşürecek hiçbir zorluğa boyun eğmeyeceğimizi açıkça ilan ediyorum. Bugün bütün dünya biliyor ki Türkiye Cumhuriyeti, devleti ve milletiyle silik, güçsüz, naçar bir ülke olmaya asla razı olmaz. 17 Aralık Cuma günü çıkacak karar, inanıyorum ki milletimizin beklentilerine, devletimizin hassasiyetlerine uygun karar olacaktır. Bizim açımızdan olması gereken bellidir; koşulsuz bir tam üyelik, ikinci bir karara gerek kalmaksızın bir müzakere süreci ve Kopenhag Kriterleri'nin içerisinde yer almayan yeni bir siyasi kriterle önümüze gelinmemesi.
'Evet deyin'
Tarihi hata olur: AB, mademki bir çelik, kömür birliği değil, mademki bir ekonomik birlik değil, mademki bir Hıristiyan kulübü değil, o zaman medeniyetler uzlaşmasının adresi olarak bunu Türkiye'nin katılımıyla ilan edin.
AB'nin kendi temellerini zayıflatacak tarihi bir hataya imza atmayacağına inanıyorum. Türkiye' ye ilişkin karar, AB'nin siyasi misyonunun küresel düzlemde nasıl bir güç olmak istediğini belirleyecek. AB hakikaten çoğulcu bir yapıysa, evrensel demokratik normlara dayalı bir ortaklıksa kendi dışındaki dünyaya ve insanlığın bütününe dair kaygıları varsa Türkiye'nin tam üyeliğine 'Evet' demeli. Tartışma vizyonumuz, belli bir tarihle sınırlanmamalı.
Yaşasın Türkiye: AB'den doğru bir karar bekliyoruz. Karar ne olursa olsun, Türkiye kazanacak. Türkiye 17 Aralık'tan sonra çok farklı bir noktada olacak. Yaşasın milletimizin bekası, yaşasın milletimizin selameti, yaşasın Türkiye, her şey Türkiye için.