Atalay: Kürtler adına konuşanlar da zor durumda

Atalay: Kürtler adına konuşanlar da zor durumda
Atalay: Kürtler adına konuşanlar da zor durumda
Başbakan Yardımcısı Atalay, terör sorunuyla ilgili olarak 'Çabamız silahın bırakılması için. Ondan sonra da bu işin o tarafındaki konuşanlar da rahatlık duyacaklardır. Onlar da baskı altında. Kendileri zor durumda' dedi.

ANKARA - Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay Haber Türk televizyonunda katıldığı programda soruları yanıtladı.

Leyla Zana'nın açıklamalarının kendilerini memnun ettiğini belirten Atalay, 1990'lı yıllarda Meclis'ten “yaka paça çıkarılan” birinin, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini çok önemli bulduğunu ifade etti. Atalay, “O yaka paça atılanların sonra tekrar milletvekili olarak seçilip, 2011 yılında Meclis'e gelmeleri güzel. Türkiye'de her alanda çok büyük değişimler oldu. Demokratikleşme anlamında, insan hakları, siyasetin sivilleşmesi anlamında çok büyük gelişmeler oldu. Bundan çok memnun oluyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“Leyla Zana'nın, Başbakan Erdoğan ile görüşmesi bir ilerleme sağladı mı?” sorusu üzerine Atalay, Türkiye'de bu konuların özgürce konuşulmasının olumlu olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bu konular konuşulmuyordu. Tabular, yasaklar vardı. Şimdi artık her şeyin konuşulduğu bir Türkiye yaşıyoruz. Şu anda biz bir açık toplumuz. Bu manada Leyla Hanım'ın açıklamaları, peşinden diğerlerinin onun üzerine yazdıkları, yorumladıkları, konuştukları şeyler, hepsi değerli. Özgür düşünen Kürt aydınlarının veya siyasetçilerinin çıkıp yorumlar yapması iyi oldu, güzel yorumlar çıktı. İşin terör tarafı değil, sivil tarafının biraz daha bu konuları özgürce konuşması, baskı altında kalmadan... Leyla Hanım, o rüzgarı bir estirdi. Ama çok rahatsız olanlar oldu. Partisi bundan çok mutlu olmadı gördüğüm kadarıyla. Terör kesimi iyice rahatsız oldu ve ertesi gün terör liderlerinden biri çok sert açıklama yaptı.

Bizim istediğimiz terör bitsin, şiddet bitsin, silahlar bırakılsın ve bu konular konuşulsun, Türkiye her meselesini çözer. Darlıklara düşmeden, rahat şekilde, özgür kafayla bunları konuşmak lazım.”

DİYARBAKIR'DAKİ OLAYLAR
Beşir Atalay, Diyarbakır'daki son olaylara ilişkin, “Bu yanlış bir şey. Türkiye bir 14 Temmuz yaşadı. 1 yıl oldu. O iyi giden atmosferin değiştiği bir 14 Temmuz. Silvan saldırısı oldu askerlerimize. Büyük bir terör olayı. Çok acı” diye konuştu.

Beşir Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“(12 Haziran seçiminden sonra anayasa konuşacağız, Türkiye bu sorunları halledecek) derken birden bire büyük bir terör olayı. Çok değişti, ondan sonraki her politika değişti. Aynı gün bir de talihsizlik oldu, kendilerinin de içini dolduramadıkları, çok anlamsız bir 'demokratik özeklik' açıklaması oldu. Şimdi 14 Temmuz bunun ikisinin birleştiği bir tarih ve bu tarih için miting istiyorlar. Bu makul bir yaklaşım değil. Bu mitingi başka bir gün talep edebilirlerdi. Diyarbakır Valiliği'nin açıklamasını gördüm; 'Başka bir gün olsaydı hiçbir sorun olmazdı' diyor. Bu iki vahim olayın yaşandığı günü simgeleştirerek miting yapmak isterseniz, bu o zaman da rahatsızlık doğurdu bugün de. Bu görüntülerden hiçbirimiz mutlu olmayız.

Türkiye artık şiddet içermeyen düşüncenin, en rahat şekilde ifadesini bulduğu bir ülke olsun istiyoruz. Düşünce ile şiddeti ayıralım. En önemli ölçü bu. Ankara'da bir mahkemenin de kararı var. Onu da görünce memnun oldum. Şiddet içermeyen düşünceyi koruyan bir karar. Bizim istediğimiz bu. 3. yargı paketinde bizim yapmak istediğimiz bu.”

BDP 'li yöneticiler mitingin serbest bırakılması için valiye telkinde bulunduğunuzu söylediler” denilmesi üzerine, Atalay, valiyi bilgi almak üzere aradığını, herhangi bir telkinde bulunmadığını söyledi.

“Şiddetin son bulması için ne eksik yapılıyor” sorusuna Atalay, “Konunun çok boyutu var. Kürtlere baktığınızda hiç öyle tek ses, tek yapı yok. Bu sorunu iyi tahlil etmeye, anlamaya çalıştık ama anlamada da analiz emekte de bazen zorlandığımız konular oldu. Kendi içinde çelişen şeyler var. Orada tek bir yapı yok. Bir yanda olumlu bir şey olduğunda hemen şiddet ortaya çıkıyor ve her şeyi berhava ediyor” karşılığını verdi.

Atalay, AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye'de büyük değişimler olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

Devlet yanlış politikalar izlemiş ve vatandaşın güvenini kaybetmiş. Tekrar güven kazanma çabası içinde. Biz parti ve hükümet olarak çok samimi şekilde ırkçılığı reddeden, genel manada Türkiye'de her vatandaşın değerli olduğunu, insan olduğunu ve ona aynı bakış içindeyiz. Öyle bir politika yürütüyoruz. Demokratikleşme adımlarımızda, daima en çok mağdur olanlar en fazla göz önüne alınmıştır. Hata olabilir. Alınacak başka mesafeler de olabilir. Ama terör olmasın, terör dursun her şey daha çok konuşulur ve yapılabilecekler daha fazla yapılır.”

-“Ana dilde eğitim-

Atalay, “Açılım sürecinde size en fazla engel olan neydi?” sorusunu, “Pek çok şey engel oldu. Bu konuda 30 yılın birikimi var. Bu statükodan faydalananlar var. Uzun süre devam etmiş bir statüko bu. Ekonomik menfaatler olabilir. Zihniyet değişimi kolay değil. Biz daha fazla toparlayıcı olduk” diye yanıtladı.

Çözüme yönelik zihniyet değişiminin de kolay olmadığına dikkati çeken Atalay, “Ama özellikle terör tarafında çok çelişkiler var. Bu süreç içinde çok fazla görüşmeler yaptık. Çok kişiyi dinledik. Orada büyük tutarsızlıklar, söylediğinden sonra vazgeçmeler gördük. Orada dağınık bir yapı var. 'Şu anda ne yapılmalı' derseniz, silahın bırakılması... Silah bırakılmadan sağlıklı konuşulamaz. Terör ve şiddet oldukça hiçbir konuyu sağlıklı değerlendiremezsiniz. Şu andaki çabamız silahın bırakılması için. Ondan sonra da bu işin o tarafındaki konuşanlar da rahatlık duyacaklardır. Onlar da baskı altında. Kendileri zor durumda” diye konuştu.

Atalay, şöyle devam etti:
“Bu konuda çok adım attık. Son attığımız adım, dilin öğrenilmesi. Bu dil konuşulamıyordu. Müzik kasetleri gizli gizli birbirine veriliyordu. Önce kurslar denildi ama çok fonksiyonel olmadı. Bu görüşmelerde Kürt kesiminden makul insanlar şöyle dediler; 'İnsanlar ana dilini evde öğreniyor. Çocuklarımız ana dilini öğrenemiyor, unutuyorlar'. Şimdi devlet bizzat anadili öğretiyor. Ben bu çalışmaları yaparken Yaşar Kemal'i ziyaret etmiştim. 'Kürt sorununun yüzde 90'ı dildir' demişti. Dil hayatın içinde çok fazla sorun oluyor. Bu alanda hiçbir engel kalmadı şu anda. Bunun dışında kimlik olarak pek çok adım atıldı. Türkiye şu anda özgür yaşanılan bir ülke. Daha da atacağımız adımlar var. Bunlar da yeni anayasayla olur. Bu anayasayla mümkün değil. Bu anayasanın mutlaka değişmesi lazım.” (aa)