Avrupa yolunda komik bir kavga

Hepsi Başbakanlığa bağlı
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nca hazırlanan ve azınlıklara daha fazla hak verilmesini öneren 'Azınlık Raporu'na, Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçakçı'dan tepki geldi.
'Üyeler sahiplenmedi'
Bıçakçı, "Rapor Başbakanlığa ait değil. 78 üyeli kurulun sadece 24'ünün desteğini almış" dedi. Bıçakçı, rapor basına yansıdıktan sonra bazı kurul üyelerinin faks çekerek rapora tepki gösterdiğini de ileri sürdü.
Akkurt: Yetkisiz müdahale
Danışma Kurulu üyesi Kemal Akkurt ise şöyle konuştu: Bıçakçı bize yetkisizce müdahale ediyor. Raporu biz hazırladık, oyladık. Oylamaya 78 üyenin de katılması şart değil. 1 Kasım'da Başbakanlığa sunacağız.

ANKARA - Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu (BİHDK) bünyesindeki Azınlıklar ve Kültürel Haklar Komisyonu'nun hazırladığı 'Azınlık Hakları Raporu' kriz çıkardı. Raporla doğrudan ilgisi bulunmayan Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak, raporun, Başbakanlığın raporu olmadığını açıkladı.
'24 üyenin raporu'
Bıçak, dün raporu değerlendirdi. BİHDK'nın 78 üyeden oluştuğunu ve raporun sadece 24 üyenin desteğini aldığını belirten Bıçak, raporun, BİHDK'nın tümünün görüşlerini yansıtmadığını savundu. Bıçak, rapor medyaya yansıdıktan sonra kurul üyelerinden, 'raporun kendilerinin görüşlerini yansıtmadığı' yönünde tepki faksları aldıklarını ileri sürdü. Bıçak, "Özü itibarıyla bu rapor, Başbakanlığa ait bir rapor değil, 78 üyeli BİHDK'nın 24 üyesince benimsenmiş bir rapordur" dedi.
'Talep edilmedi'
Başbakanlığın, kuruldan azınlıklar konusunda rapor talebinde bulunmadığını iddia eden Bıçak, "Rapor nasıl ortaya çıktı, kimler hazırladı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "O süreci danışma kurulunun organlarıyla görüşün. Buradaki konu, Başbakanlığın raporla ilişkisinin olmadığını açıklamak." Bıçak, "Rapor Başbakan'a sunuldu mu?" sorusunu ise yanıtlamadı.
Bıçak, rapora destek veren üyeler arasında kurula üye kamu kurumu temsilcilerinin olup olmadığı sorusunu yanıtlarken de, raporun ele alındığı 1 Ekim tarihli toplantıda, kimlerin kabul edip etmediğinin tutanaklara geçirilmediğini söyledi. Bıçak, kurul kararlarının bir bağlayıcılığı olmadığına, kurulun sadece bir danışma organı olduğuna dikkat çekti.
'Yetkisiz müdahale'
BİHDK'da raportör olarak görev yapan avukat Kemal Akkurt, Bıçak'ın açıklamalarına tepki gösterdi. Bıçak'ın açıklamalarını, kurul çalışmalarına yetkisiz müdahale olarak değerlendiren Akkurt, eleştirilere ise şöyle karşılık verdi:
"Bıçak'ın söylediği zihinleri karıştırmaya yönelik. Bu rapor orada tartışılmış ve oylanmıştır. İki çekinser, yedi ret oyuna karşılık 24 oyla kabul edilmiştir. Raporda bu kişilerin isimlerinin yer almaması da doğal. Çünkü hep böyle olmuştur, raporlara sayı yazılır.
Bıçak'ın başkanı olduğu kurumun görevi, BİHDK'nın çalışmalarına müdahale değil, aksine kurulun sekreterya görevini yapmaktır. Raporun 24 kişinin oyuyla kabul edilmesi de esasla ilgili kusur değildir. Raporun 80 kişiyle kabulü diye bir zorunluk yok.
Raporlar o toplantıda bulunanlarca görüşülür ve kaç kişi varsa oylanır. Aleyhte görüş sahipleri de bunları yazılı veya sözlü açıklar, tutanaklara geçirtir. Bıçak'ın başkanı olduğu kurum ayrı, biz ayrı bir tüzelkişiliğiz. Kimse, 'Bu bir Başbakanlık raporu' demedi ki zaten. Biz bir danışma organıyız. Bıçak'ın tepkisi çıkarılan uyum yasalarının ne denli kâğıt üzerinde kaldığının da kanıtı olmuştur."
1 Kasım'da Başbakan'da
Raportör Akkurt, raporun oylanıp kabul edildiği toplantının gizli olmadığını da belirtti. Akkurt, şöyle devam etti: "Buna karşın biz bu raporu henüz resmen kamuoyuna açıklamamıştık.
O toplantıda İnsan Hakları Raporu da tartışıldı, Azınlık Hakları Raporu da. Azınlıklar ve Kültürel Haklar Raporu'nu, İnsan Hakları Raporu'nun eki olarak 1 Kasım' da Başbakan ve Başbakan Yardımcısı'na vermeyi kararlaştırmıştık. Kararımız halen geçerli."
Rapor ne diyordu?
Raporunun sonuç bölümünde, şu görüşlere yer verilmişti: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili yasalar, özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir içerikte ve toplumun örgütlü kesimlerinin katılımıyla yeni baştan yazılmalı.
Eşit haklı vatandaşlık temelinde, farklı kimlik ve kültüre sahip kişilerin kendi kimliklerini koruma ve geliştirme hakları (yayın, kendini ifade, öğrenim gibi) güvenceye alınmalı. Tekkültürlü, ulus-devlet modelinin insan haklarını göz ardı eden boyutu yerine, 'Türkiyelilik' üstkimliği altında çokkültürlü yeni bir toplum modeli benimsenmeli."