Bahçeli: 200 bin insanın göç etmesi etnik tasfiyedir

Bahçeli: 200 bin insanın göç etmesi etnik tasfiyedir
Bahçeli: 200 bin insanın göç etmesi etnik tasfiyedir
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Şu anda ülkemize kaos hakimdir. 7 farklı kentten 52 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Çatışmanın olduğu yerlerde 200 binin üzerinde insan göç etmiştir. Bu adı konulmamış, üstü örtülü etnik tasfiyedir" dedi.

RADİKAL-MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. AK Parti'nin dış politikasını eleştiren Bahçeli,ekonomik vaatlerin takipçisi olacaklarını vurguladı. Sokağa çıkma yasakları ve kentlerden göçle ilgili de konuşan Bahçeli, "Çatışmanın olduğu yerlerde 200 binin üzerinde insan göç etmiştir. Bu adı konulmamış, üstü örtülü etnik tasfiyedir" dedi.

Irak'la yaşanan Musul krizine de değinen Bahçeli şunlara vurgu yaptı:

Zalimler Türkmenlere vicdansızca saldırmaktadır. Bütün dikkatler Türkmen dağına çevrilmişken, bir anda Musul eksenli tartışmalar merkeze oturmuştur. Başbakan Davutoğlu asker takviyesini aktarırken, Irak'ta farklı çevreler Türkiye'yi işgalci olarak tasfir etmiştir. Türk bayrağı yakılmıştır, bunu kınıyoruz. Türk bayrağına edebsizce saldıranlar ABD Irak'ı işgal ettiğinde neredeydiler? Kadınlara tecavüz edilirken fason kahramanlar hangi delikteydiniz? Konsolosluğumuz basılırken bugünkü sözde cengaverler nereye kaçmıştır? Irak'ın toprak bütünlüğü bizim için hayati önemdedir. AKP'nin Irak politikası baştan ayağa yanlıştır. Türkiye'nin Türkmeneli'ndeki soydaşlarına eğitim ve yardım için gitmesi normaldir, bunun büyütülecek tarafı yoktur. Abadi BM'ye başvurmuştur. Beşika kampının eğitim kampı olduğu vurgulanmaktadır. Bağdat yönetiminin ilk kez duyuyormuş gibi davranması anlaşılır değildir.
Türkiye'nin Irak'ta Körfez Savaşı'ndan beri gözlem gücü bulunmaktadır. Bizim beklentimiz ve talebimiz peşmergenin eğitilmesi değil, Türkmelere arka çıkılmasıdır. Kandil Dağı'nın dümdüz edilmesi bir an evvel gerçekleştirilmelidir. Erdoğan tedbir alacaksa, Kandil'den işe başlasınlar da görelim. Türk Bayrağını Kandil'de dalgalandırsınlar da kendilerini hararetle alkışlayalım.

"HA BARZANİ, HA ÖCALAN"

Irak'la kopma noktasına gelen ilişkilerin gölgesinde Barzani'nin Ankara'da ağırlanması kara mizahtır. MİT ve özel kuvvetler komutanlığı PKK himayesini yapan Barzani'yi buyur etmiştir. Barzani Kürdistan bayrağı ile başbakanla buluşmuş, saraya çıkmıştır. Şimdilerde has dostu olan yine Barzani olmuştur. Bu ne kepazelik? Erdoğan'ın peşmergenin rahatsızlığına çare olmuş mudur? Kaçak Saray'da Barzani ile terör örgütleriyle mücadele konusu sızdırılmış mıdır? Barzani'den gelecek hayır Allah'tan gelsin. Ha Öcalan ha Barzani, aralarında ne fark vardır? Erdoğan kimden medet beklemektedir.
Ülkemiz böyle gidemeyecek, komşu ülkelerle ilişkiler rayına oturmadan mesafe alınamayacaktır. Sayın Davutoğlu, ülkemizin en öncelikli gündemini güvenlik riskleri olduğunu kabulleniyorsan, Erdoğan'ın sabote etmesine izin verme. Erdoğan'ın egolarına partini ve ülkemizi teslim etme. Başbakan Davutoğlu, 64. Hükümetin eylem planını sunmuştur. Vaatleri tartışmaya açmadan gerçekleştireceklerini belirtmiştir. Her reform ve gelişmenin yanında olacağız. Partimizde Ak Vaatler Merkezi kurduk ve anbean izleyeceğiz. Atılacak her olumlu adımın peşinde olacağız ve AKP'nin peşini bırakmayacağız.

"200 BİN ÜZERİNDE İNSAN GÖÇ ETTİ"
Şu anda ülkemize kaos hakimdir. Davutoğlu'nun huzur sözleri defalarca boşa çıkmıştır. Yapılan açıklamalara itibar edersek, 7 farklı kentten 52 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Çatışmanın olduğu yerlerde 200 binin üzerinde insan göç etmiştir. Bu adı konulmamış, üstü örtülü etnik tasfiyedir. Türkiye Cumhuriyeti sanki egemenlik haklarından vazgeçmektedir. Bu devlet nerededir, bu hükümet ne iş yapmaktadır? AKP'ye oy veren kardeşlerim, bugüne kadar cami yakıldığını hiç duydunuz mu? Devletin aczini hiç bu kadar gördünüz mü? Hiç bu kadar tabansız iktidara şahit oldunuz mu? Bu aziz topraklarda düşmanlığı cami yakmaya kadar vardıran şerefsizlere, iblis elçilerine ilk kez rastlanmaktadır ve bunlar AKP'nin çözüm ve barış ortaklarıdır.  Doğu ve Güneydoğuda açılan çukurlar ihanetin, kanın ve ölümün çukurlarıdır. Bu çukulara hainlerin talepleri gömülmezse sonumuz hüsran, felakettir. Kaçak Saray'da muhtarlara buluşup ona buna sataşmayı biliyorsun da elimizden kayan vatan coğrafyasını nasıl görmüyorsun? Başkanlık çetelesi tutuyorsun da vatanın milli çıkar ve güvenliği için bir şey yapmıyorsun?
Sayın Davutoğlu MHP'nin kurultayına kafa yorduğun kadar Türkiye'nin hak ve hukukunu konuşmuyorsun. Taşıdığın başbakanlık makamına yakışmıyor, Sarayın azarına çıtını bile çıkaramıyorsun. Hala Erdoğan'ın gözünün içine bakmaktan utanmıyor musun. Saray almış ipleri, Davutoğlu konu mankeni. Erdoğan ve Davutoğlu ihaneti milli birlikte ve kardeşlik projesi diye uydurmaya çalışıyor.

"TEHLİKE ÇOK BÜYÜK"
AKP, PKK terör örgütüne boyun eğmiştir. PKK'nın güç kazanmasına göz yummuş, devleti geriletmiş, PKK'yı ilerletmiştir. Teslimiyet yayılmıştır. Başka türlü izahı nasıl yapılacak? Türk vatanı kundaklanırken, netleşen işbirliği nasıl yorumlanacak?
PKK'nın yedeği HDP'nin grup toplantısını Diyarbakır'da yapma kararı komplo, çözülme sürecinin ara durağıdır. Bu cüreti AKP'den almıştır. İki çıban başı Türkiye'nin husumet ortaklarıdır. HDP-PKK Türk vatanının ilçelerinde Kürdistan'ın çatısını örerken, AKP alttan alta teşvik etmiştir. Şırnak, Cizre, Silopi,, Hakkari, Batman, Muş, Van, Sur, Lice, Doğubeyazıt'ta özyönetim adı altında Türkiye'ye başkaldırılmıştır. HDP'nin bir eş başkanı özyönetimin meşru olduğunu utanmadan ifade etmiştir. Bu kokuşmuş beyanatlar AKP ile sahne arkasında uzlaşılan PKK tezleridir. Davutoğlu buna dünden razıdır, Erdoğan da başkanlık olduktan sonra her rezaleti benimsemeye hazırdır.
Rus uçağının düşürülmesinden sonra başkanlık sistemine destek artıyor anketi yaptırmak ahlaksızlıktır. Erdoğan'ın başkanlık rüyası milletimizin acılı halini alaya almak, bencilliği her şeyin önüne getirme anlamına gelmektedir.
Türkiye'nin yüzde 14'ü olan 8 milyonun yaşadığı 20 ilde planlanan 4 parçalı Kürdistan'ın parçası olarak gösterilmektedir. Tehlike çok büyüktür. Gizli güçler Suriye ve Irak'tan ziyade, Türkiye'nin hangi hızda parçalanacağıdır. TBMM'de Kürdistan ve Kürt illeri lafları olağanlaşmıştır.

"218 AİLE YANDI, YIKILDI"
1 Kasım'dan sonra istikrar ve güvenin geleceğini iddia ediyorlardır. Bazı ayarı kaçmış AKP'liler de şehit gelmeyeceğini iddia ediyordu. 14 polis, 15 mehmetçiğimiz şehit edilmiştir. Suruç ile başlayan süreçte 218 aile yanmış, yıkılmıştır. Eymenler yetim kalırken Erdoğan ne hissetmekte, Davutoğlu ne düşünmektedir? "1 Kasım'dan sonra şehit gelmeyecek" diyen soytarılar nereye sinmiştir?
1 Kasım'la beraber reform ve güvenlikten yana tavır koyduğunu söyleyenler, açık açık konuşsun. Küçük yaşta babasız kalanların sorumluluğunu kimler üstlenecektir? Bu milletin tertemiz çocuklarının yarınsız kalmasını nasıl düşünmüyorsun. Bir yandan haram limalarında demirleyen gemicik filosu, bir yanda restoranlar zinciri, bir yanda yetim kalan körpecik yavrular. İşte Türk milletinin dramı bu şekilde ortadadır. Ülke olarak belimizi doğrultmamız hayaldir. Devletin hazinesine hortum bağlayanlar için şehit gelmiş, Türkiye yönetilemez hale gelmiş önemli değildir, onlar saltanatlarının derdine düşmüştür.

 "1914 ŞARTLARINI ARATMAYAN BİR ATMOSFER..."

Hiçbir komşu ülke ile aramız yoktur. Kutuplaşmadığımız hiçbir devlet kalmamıştır. Etrafımız ateş çemberindeyken AKP mayınlara basmaktadır. Rusya ilişkiler kritik bir aşamadadır. Akdeniz ve Karadeniz savaş gemilerinden geçilmemektedir. Putin yönetiminin uzlaşmaz tavrı bölgesel içdinamikleri sarsmıştır. Sayın Kenan Tanrıkulu'nu, Sayın Emin Haluk Ayhan'ı incelemeleri için görevlendirmiş bulunuyoruz. Rusya uçak düşürülmesinin fırsata çevirmenin peşindedir. ABD ve diğer batı ülkeleri de Ortadoğu ve sınırlarımıza üşüşmüşlerdir. Gemisini, bombasını alan bölgemize koşmuştur. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki Putin nükleer bombayı bile teklif etmiştir.
Erdoğan'ın "gerilimden yana değiliz", "Putin beni iyi tanıyor", "Stratejik ilişkileri toparlamalıyız" eften püften sızlanmalardır. Farklı sebepleri olan gerginlikler dünya savaşını, 1914 şartlarını aratmayan atmosfer gittikçe artmaktadır. Bu durumun ne zaman sonuçlanacağı belirsizdir.

AZİZ SANCAR'A NOBEL ÖDÜLÜ

Dürüstçe itiraf etmeliyiz ki Türkiye gerçekçi başarılara susamıştır. Bu başarılar nadiren olsa da vardır, bu da göğsümüzü kabartmaktadır. İnsanlığın yararına azimle mücadele eden bilim, düşünce insanlarımız halen mevcuttur ve onur kaynağımızdır. Uzmanlık alanında çığır açan Prof. Aziz Sancar Bey'dir. Nobel Kimya Ödülünü hakkıyla almıştır. Karanlık gecemizi ilmi ve ismiyle aydınlatmıştır. Türkiye'ye özgüven aşılamıştır. Kökünü ve geçmişini unutmamış bir vatan kahramanıdır.