Bahçeli: Açlık grevleri tehdittir

Bahçeli: Açlık grevleri tehdittir
Bahçeli: Açlık grevleri tehdittir
İstanbul'da partililerle bayramlaşan MHP lideri cezaevlerindeki açlık grevlerinin 'tehdit ve gözdağı vasıtası' olduğunu söyledi.

İSTANBUL - Milliyetçi Hareket Partisi ( MHP ) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstanbul İl Teşkilatı’yla bayramlaşmak için Grand Cevahir Otel’de bir araya geldi. Burada partililere seslenen Bahçeli, Türkiye’nin hassasiyet düzeyinin yüksek olduğu bir döneminde Kurban Bayramı’nın karşılandığını söyleyerek, "Bölücü terörün kanlı saldırıları iki bayram arasını deyim yerindeyse zehir etmiştir" dedi.
Parti olarak sorunlarından arınmış, yüklerinden kurtulmuş ve kilitlerinden sıyrılmış bir Türkiye için dua ettiklerini ifade eden Bahçeli, "Bayramda Allah rızası için kurbanlarımızı kestik ama vatanımızı ikiye kesmeye, insanımızı doğramaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Vacip olan ibadetimizi yapmak için kurban verdik ama millet varlığını kurban etmeye yeltenenlere izin ve imkan vermeyeceğiz. Haysiyetlerini rafa kaldırmış, milli ve insani değerlerini zihinlerinin mahzenine kapatmış seviyesizlere Türkiye’yi ve Türk milletini kurban ettirmeyeceğiz. Riya, inkar ve hıyanetten yüzleri görülmeyen bedbahtlara geleceğimizi kurban vermeyeceğiz, insanımızı harcatmayacağız" diye konuştu.


“TÜRKİYE, DAMAT FERİT RUHUNUN ZULÜM VE AÇMAZLARINA, MARUZ KALMIŞ HALDEDİR”


Bahçeli, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı da hatırlatarak, "Milletimizin dayanma ve direnme eşikleri kırılma noktasına kadar bükülmüş durumdadır. Türkiye Damat Ferit ruhunun zulüm ve açmazlarına, Ebu Cehil acımasızlığının türlü misallerine maruz kalmış haldedir. AKP menşeli ucuz hamasetler ve yapay milli irade sözleri günü ve durumu kurtarma kurnazlığında gelinen aşamayı göstermesi bakımından hepimize bir fikir vermiştir. Siyasi ahlaktaki zafiyetler, dürüstlük, öngörü ve ciddiyetteki zayıflıklar Türkiye’nin kaderini düğümleme riskini vehamet derecesinde belirgin kılmıştır. Başbakan Erdoğan’ın yanlış ve hatalarla iç içe geçmiş politikaları siyasetteki zarafet ve seviyeyi düşürmüştür. Hesapsız, ölçüsüz ve kontrolsüz tavır ve tutumlar, Türk milletinin birlik ruhunu, bin yıllık kardeşlik duygusunu cepheden karşısına almıştır. Acziyet ve çaresizlik içinde kendi kazdığı kuyuya düşen AKP yılana sarılmış, tehlikeli planların bile bile kucağına düşmüştür. Sorunlar yumağı haline dönüşen Türkiye’nin tek ve yegane sorumlusu hiç kuşku yok ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nden başkası değildir. AKP zihniyetinin teşvik ve yönlendirmesi altında, milli bünyemiz derin yaralarla tahriş edilmektedir, milli değerlerimiz saldırı ve taciz kıskacında tutulmaktadır, milli ilkelerimiz kayıtsızlık ve vicdansızlıkla sarsılmaktadır, milli varlığımız ağır tahribatlarla yüz yüze kalmaktadır, milli tarihimiz yüzleşme adı altında çaptan ve gözden düşürülmektedir, millilik niteliği tartışmalı hale gelen ekonomide dipsiz kuyular oluşmaktadır, milli kimliğimiz üzerine kurulan baskılar, kabile ve yerel aidiyet dürtülerine ivme vermektedir."



“AKP DEMOKRATİKLEŞME REFORMLARINI PKK’YA ENDEKSLEDİ”


Hedeflenen, Türkiye Cumhuriyeti’nin milli devlet niteliğini kaybettiğini, üniter yapısının zedelendiğini, bin yıllık ortak değerlerinin içi boşaltılarak, milli birliğinin sarsıldığını kaydeden Bahçeli, “Karmaşıklaşan ve kökleşen sorun alanları gittikçe derinlik kazanmakta, krize ortam açmaktadır. Bölücü terör meselesi bunların liste başındadır. PKK talepleri taksit taksit karşılanmakta, dün bu çerçevede gerçekleşmesi imkansız ve hayal mahsulü olan ne varsa bugün pervasızca yerine getirilmektedir. Bölücülük güç toplamış, terör cüret kazanmış ve Türkiye kanlı tuzağın göbeğine düşmüştür. İmralı canisiyle yapılan görüşme ve pazarlıklar artık gizlenmeden icra edilmektedir. Başbakan Erdoğan merkezli hazmettirme süreci adım adım işletilmektedir. Türk milleti bölünmeye ve dağılmaya razı edilmek istenmektedir. Şehitlerle ikna edilmeye, kayıplarla teslim alınmaya çalışılmaktadır. Görünen odur ki, AKP Hükümeti sözde demokratikleşme reformlarını tamamen PKK’ya endekslemiştir. AKP cenahı düşmanla masaya oturup, melanete ortak olurken, bölücü çevreler boş durmamış ve cezaevlerinde açlık grevi başlatarak yeni bir dayatma kampanyası fitilini tutuşturmuştur. KCK davası kapsamında, 58 cezaevinde sayıları yaklaşık 658’i bulan tutuklu ve hükümlülerin 46 gün önce başlattıkları açlık grevi tam anlamıyla bir gözdağı ve tehdit vasıtasına dönüşmüştür. Bu doğrultuda taviz koparacaklarını ve ihanete kapı aralayan isteklerine ulaşacaklarını hesaplaşmışlardır. PKK, kış aylarına girerken eylem sahasını dağdan cezaevlerine çekmenin vahşiliğine soyunmuştur. Şunu mutlaka hatırda tutmak lazımdır ki, ölüm veya ölüm üzerinden tehdit kanalları açmak, insan hayatını kısa vadeli çıkar ve kazançların akıntısına teslim etmek her zaman lanet ve nefretle anılacak ve tanımlanacaktır. Cinayet şebekesi bu kez de kendi militanlarını boğazlamaktadır. BDP sözcülerinin müşterek ölümden bahsetmesi de ayrı bir gafillik ve kalitesizlik olarak değerlendirilmelidir. Cezaevinde dışarıdan talimatla ölüme yatanlar birinci olarak, İmralı canisinin tecrit şartlarının kaldırılmasını, ikinci olarak ana dilde eğitim ve üçüncü olarak da mahkemelerde ana dilde savunma taleplerini dayatmışlardır. Adalet Bakanı’nın açıklamalarından, ana dilde savunmayla ilgili çalışmaların Bakanlar Kurulu’nun gündemine geleceği anlaşılmaktadır. Açlık grevi yoluyla bu ihanet istekleri karşılanacak olursa Türkiye tükenecek ve bundan sonra bu tip yolların daha fazla görülmesine zemin hazırlanacaktır" diye konuştu.



“ŞEYTANLA BUĞDAY EKEN SAMANA BİLE MUHTAÇ KALACAKTIR”

Devlet Bahçeli, AKP Hükümeti’nin, cezaevindeki gerilimi yatıştırmak amacıyla taviz vermesinin, bundan sonra önü alınamayacak hadiseler zincirine yol açacağını söyleyerek, "Ölüm saçmayı ve zehir kusmayı kendilerine meslek edinen bölücü terör mensuplarının akıllarını başlarına almaları ve Türkiye’yi şantajla istedikleri noktaya sürükleyemeyeceklerini kafalarına sokmaları gerekmektedir. Bu son cezaevi vakaları da AKP’nin attığı yanlış adımların eseri ve neticesidir. Başbakan Erdoğan Türkiye’yi büyüteceğim derken, küçültmenin kıyılarına çıkmıştır. Cumhuriyet’in temel direklerini torpillemekle meşgul olan bu zihniyet, Türkiye’yi meçhule sürükleme konusunda inat içindedir. Çözüm diyerek İmralı canisine yanaşan, demokratikleşme sözleriyle peşmergeye sırnaşan, sözde Kürt sorunu ezberiyle BDP ve CHP ’yle saman altından su yürüten AKP’nin tüm inandırıcılığı kaybolmuştur. Anayasada Türk vatandaşlığı tanımını bozmak ve Türklüğü ayıklamak AKP’ye göre marifettir. Milli bayramların kanına girmek, Cumhuriyet Bayramı’nı dinamitlemek AKP’ye göre sivilleşmedir. Tunceli’ye Dersim, Güroymağa Norşin, Aydınlara Tillo demek AKP’ye göre gelişmedir. PKK’yla masaya oturmak ve yeni bir Oslo kumpasına düşmek AKP’ye göre demokratikleşme hamlesidir. Henüz iş, eğitim, yuva ve meslek sorunlarını çözmemiş 18 yaş kuşağındaki evlatlarımızı istismar etmek AKP’ye göre demokrasinin gereğidir. Çözüm, çare ve çıkış diyerek bölücülüğe altın kaseyle hayat iksiri sunmak AKP’ye göre ileri demokrasidir. Katille diyalog kurmak, teröristle el sıkışmak ve cell?tla söz kesmek AKP’ye göre milli birlik ve kardeşlik projesidir. Rezalete ortaklık etmek, hıyanete göz kulak olmak, Türk milletini 36 parçaya dilimlemek AKP’ye göre ezberleri yıkmak, tabuları devirmektir. Büyükşehir Belediyesi Kanun Tasarısı’yla federasyonu ve PKK önerilerini hayata geçirmek AKP’ye göre yerel hizmetlerin önünü açmaktır. AKP hükümetine ikazla bildirmek isterim ki, şeytanla buğday eken samana bile muhtaç kalacaktır. Başbakan Erdoğan bu alanda dün söylediği sözleri unutmuş ve bize büyükşehiri bilmediğimiz suçlamasını yöneltmiştir. Biz Başbakan Erdoğan’ın anladığı şekilde büyükşehiri bilmiyoruz ve bilmek de istemiyoruz" diye konuştu. (Dilhun GENÇDAL-Taner YENER/DHA)